COVİD-19 enfeksiyonu nedeniyle yoğun bakım ünitelerinde veservislerde yatan hastalarda serum soluble ürokinaz plazminojen aktivatör reseptörü (suPAR) ve neopterin düzeylerinin hastaların klinik laboratuvar bulguları ve prognozuyla ilişkisinin belirlenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÜLKÜ ÖZTOPRAK SİYAH

Danışman: Salih CESUR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: COVID-19 hastalarının hastalık şiddetine göre yoğun bakım veya serviste izlenme kararının verilmesinde bazı biyobelirteçlerin kullanılabileceğine ilişkin çalışmalar mevcuttur. Bu biyobelirteçler içerisinde neopterin ve soluble ürokinaz plazminojen aktivatör reseptörü (suPAR) de yer almaktadır. Bu çalışmada COVID-19 enfeksiyonu nedeniyle yoğun bakım ünitelerinde ve servislerde yatan hastalarda suPAR ve neopterin düzeylerinin hastaların klinik, laboratuvar bulguları ve prognozuyla ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniğinde, 10 Haziran 2022 ile 10 Aralık 2022 tarihleri arasında pandemi servislerinde izlenen 38 hasta, yoğun bakım ünitelerinde izlenen 30 hasta ve kontrol grubu olarak 20 sağlık personeli dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen tüm hastaların demografik özellikleri (yaş, cinsiyet), hastanede yatış süresi, taburculuk veya exitus durumları, kronik hastalıkları, başvuru anındaki klinik semptomları, hastaneye kabul sırasında bakılan vital bulguları, laboratuvar ve radyolojik bulguları hastane bilgi yönetim sistemi üzerinden incelendi. Servis ve yoğun bakım hastalarında hastalık şiddeti, Sağlık Bakanlığı COVID-19 rehberinde tanımlanan klinik kriterler temel alınarak; asemptomatik/hafif, orta, ağır ve kritik olmak üzere dört ayrı grupta sınıflandırıldı. Hastanede yatış süresince uygulanan tedavi yaklaşımları; oksijen tedavi yöntemleri, antiviral ajanlar, antimikrobiyal ajanlar ve glukokortikoid tedavisi açısından değerlendirildi. Çalışmaya katılan yoğun bakım hastaları ve serviste yatan hastalardan yatış günü, 3. gün ve 5. günlerde serum neopterin ve suPAR düzeylerini belirlemek için kan örnekleri alındı. Yeterli örnek sayısına ulaşıldıktan sonra serum neopterin ve suPAR düzeyleri ticari kitlerle ELISA yöntemiyle çalışıldı. Kontrol grubunda ise bir kez suPAR ve neopterin düzeyleri çalışıldı. Çalışmada elde edilen veriler IBM SPSS istatistik versiyon 25.0 kullanılarak analiz edildi. Tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. xii Bulgular: Çalışma kapsamında katılımcıların yaş ortalaması 65,47±18,44 yıl olarak belirlendi. Tüm katılımcıların %54,5'ini kadınlar (n=48), %45,5'ini ise erkekler (n=40) oluşturmaktaydı. En sık görülen komorbiditeler hipertansiyon (HT) (%61,8), diabetes mellitus (DM) (%42,6) ve koroner arter hastalığı (KAH) (%14) olarak saptandı. En sık görülen semptomlar; nefes darlığı (%52,9), öksürük (%45,6) ve halsizlik (%29,4) idi. En sık karşılaşılan radyolojik skorlama CO-RADS 5'ti, hastaların %36,8'inde saptandı. Hastalar, COVID-19 ağırlık skorlamasına göre sınıflandırıldığında; %36,8'i (n=25) ağır, %22,1'i (n=15) kritik, %22,1'i (n=15) hafif, %14,7'si (n=10) orta ve %4,4'ü (n=3) asemptomatikti. Çalışmamızda hem servis hem de yoğun bakım hastalarında, üç farklı ölçüm zamanında elde edilen neopterin ve suPAR düzeylerinin kontrol grubundaki bireylere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı. Neopterin ve suPAR'ın yatış, 3. ve 5. gün düzeyleri exitus grubunda anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Yatış, 3.gün ve 5.gün ölçülen neopterin düzeylerinin ve özellikle yatış günü ölçülen suPAR düzeylerinin yoğun bakım ihtiyacını öngörmede anlamlı ve yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu belirlendi. Hem neopterin hem de suPAR'ın yatış, 3.gün ve 5.gün düzeylerinin, exitus gelişimini yüksek duyarlılık ve özgüllükle öngörebildiği belirlendi. Yapılan ROC analizine göre yatış günü suPAR düzeyi için optimal eşik değerinin ≥9,38 ng/mL olduğu ve bu değerin %81,5 duyarlılık ve %74,1 özgüllükle yoğun bakıma yatış gereksinimini öngördüğü belirlendi. Neopterinin yatışta belirlenen ≥6,53 nmol/L eşik değeri %100 duyarlılık, %79,3 özgüllükle yoğun bakım ihtiyacını öngördüğü belirlendi. Yatış günü için belirlenen suPAR eşik değeri ≥11,83 ng/mL olup, bu değer %100 duyarlılık ve %82,1 özgüllük ile mortaliteyi öngörebildi. Yatış neopterin için eşik değeri ≥6,53 nmol/L olarak saptandı ve bu değer %100 duyarlılık, %79,3 özgüllük ile mortaliteyi öngörebildi. Tek değişkenli lojistik regresyon analizinde; nefes darlığı varlığı ile C-reaktif protein (CRP), suPAR ve neopterin düzeylerinin yoğun bakım ihtiyacını öngören anlamlı değişkenler olduğu belirlendi. Ancak çok değişkenli regresyon analizinde yalnızca neopterin düzeyinin yoğun bakım gereksinimini bağımsız olarak öngören bir parametre olarak kaldığı saptandı. Neopterin düzeyi ile yaş, yatış süresi ve deksametazon tedavi süresi, lökosit sayısı, nötrofil sayısı, Aspartat Aminotransferaz xiii (AST), Alanin Aminotransferaz (ALT), kreatinin, Nötrofil / Lenfosit Oranı (NLO), Laktat Dehidrogenaz (LDH), Kreatin Kinaz (CK), CRP, prokalsitonin (PCT), troponin, D-dimer, ferritin ile arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon bulundu. Buna karşılık periferik oksijen satürasyonu (SpO₂), hemoglobin (Hb), lenfosit sayısı, platelet sayısı, Glomerüler Filtrasyon Hızı (GFR), albümin ile negatif yönde anlamlı ilişkiler tespit edildi. SuPAR düzeyi ile lökosit sayısı, nötrofil sayısı, kreatinin, NLO, LDH, CK, CRP, troponin ve ferritin arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon saptandı. Buna karşılık yatış SpO₂, lenfosit sayısı, GFR ve albumin ile negatif yönde anlamlı korelasyon belirlendi. Sonuç: COVID-19 hastalarında serum neopterin ve suPAR düzeylerinin servis veya yoğun bakıma yatışı belirlemede ve mortalitenin öngörülmesinde potansiyel biyobelirteçler olarak kullanılabileceği düşünüldü.