Bebeklik döneminde besin ilişkili alerji tanısı alan ve tedavide eliminasyon diyeti uygulanan çocukların başvuru anında ve takip süresi sonunda büyüme ve gelişmelerinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÖKHAN BİRŞEN
Danışman: Günsel KUTLUK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Besin alerjisi olan hastalar çeşitli yaşlarda birçok şikâyetle tarafımıza başvurmaktadır. Bazı hastalarda tek bir besine karşı alerji olmasına rağmen bazı hastalarda da birden çok besine karşı alerji meydana gelmektedir. Bu hastaların tedavilerinde eliminasyon diyeti (alerjen besinin diyetten en az 4 hafta süreyle çıkarılması) uygulanmaktadır. Hastalarda genellikle gelişimin en fazla olduğu ilk 2 yaşta besin alerjisi şikâyetlerinin olması nedeniyle büyüme ve gelişmesinin olumsuz etkilenebileceği düşünülmektedir. Bu hastaların diyetinden bir veya birden fazla besin çıkarıldığında hastalar gelişimleri için gerekli kalorileri, protein, vitamin, mineralleri alamamakta ve hastalara eliminasyon diyeti yanına gerekli takviyelerin yapılmaması durumunda eliminasyon diyetine bağlı olarak da gelişim geriliği oluşabilmektedir. Bazı hastalarımıza eliminasyon diyeti ile birlikte özel mamalar başlanmaktadır. Mamalar arası içerik farklılıkları ve verilen diyetin süresi ve içeriğinin de hastalarımızın büyüme gelişmelerini etkilediği düşünülmektedir. Metod: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Kanuni Sultan Süleyman Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Çocuk Gastroenteroloji Polikliniği'nde bebeklik döneminde sindirim sistemi alerjisi tanısı alan, tedavide eliminasyon diyeti uygulanan, 6 aydan daha uzun süredir takipli, bakla bir kronik hastalığı olmayan tüm hastaların bilgileri hastanemiz veri tabanından ve dosyasından kaydedildi. Hastaların pandemi nedeniyle hastaneye gelmek istememesi üzerine; boylarını ve ağırlıklarını kendi tercih ettikleri bir sağlık kurumunda ölçmesi istendi. Hastaların boy ve ağırlık bilgileri 'childometric (Neyzi)' programı kullanılarak kayıt edildi. Bulgular: Araştırmaya 30'u erkek (%54,5) olmak üzere toplam 55 olgu dâhil edilmiştir. Hastaların ortalama ilk başvuru yaşı 7,56±4,73 ay (Dağılım Aralığı: 1-20 ay). Erkek hastaların ilk başvuru yaş ortalamaları 8,68±4,93 ay, kız hastaların ise ilk başvuru yaş ortalamaları 6,22±4,17 ay olarak hesaplanmıştır. Kız hastaların ilk hastane başvurularının erkek hastalara göre daha erken olduğu ve erkek hasta sayısının kız hasta sayısından daha fazla olduğu görülmüştür. Her iki cinsiyette en sık başvuru şikâyetinin alt sindirim sitemi bulguları olduğu görülmektedir. İgE aracılı besin alerjisi tespit edilen olgularda en sık görülen başvuru yakınması cilt bulguları iken İgE aracılı olmayan besin alerjisi tespit edilen olgularda ilk başvuruda en sık alt sindirim sistemi yakınmaları gözlenmiştir. En sık saptanan alerjik besin inek sütü idi. Hastalarımızın tanıları spesifik İgE düzeyleri bakılarak, eliminasyon diyeti uygulanarak ve endikasyon dahilinde kolonoskopi yapılarak konulmuştur. Hastalarımızın ortalama yaşa göre boy ve yaşa göre ağırlık z skorları incelendiğinde başvuru ortalama ağırlık SDS (-1,11±1,65) ve boy SDS (-1,51±1,89) olarak saptanmıştır. Hastaları cinsiyetlerine göre incelediğimizde geliş boy SDS değerleri kızlarda erkeklere kıyasla düşük bulunmuştur. Küçük yaşlarda erkek hastalarda besin alerjisi daha sık görülse de kız hastaların hastaneye daha erken başvurdukları ve başvuru anında büyüme gelişmelerinin erkeklere göre daha fazla etkilendiği görülmektedir. Çalışmaya alının hastaların tedavi /diyet sonrası ortalama ağırlık SDS (0,56±1,25) ve boy SDS (0,47±1,03); başvuru ortalama ağırlık ve boy SDS skorlarından yüksek bulunmuştur. Hastaların ilk başvuru anındaki ölçümlerinde 17 hasta boy SDS <-2; 15 hasta ağırlık SDS <-2 olarak saptandı. Çalışma tarihinde tekrar ölçülen boy ve ağırlıklarına baktığımızda 1 hastanın boyunun <-2 SDS olarak devam ettiği; tüm <-2 SDS ile gelen hastaların ağırlıklarının -2 SDS üzerine çıktığı; sadece 1 hastamızın eliminasyon diyeti sonrası ağırlığının -2 SDS altına indiği görülmektedir. Hastaların tedavi sonrası SDS'leri ile kullanılan mama/diyet arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki rastlanmamıştır. İgE aracılı olmayan besin alerjisi saptanan 39 hastanın 13'ünde; İgE aracılı besin alerjisi görülen 8 olgunun ise 7 tanesinde hayatlarının ilerleyen dönemlerinde ikincil bir alerjik hastalık daha geliştiği görülmüştür. İki grup karşılaştırıldığında İgE aracılı besin alerjisi görülen grupta ikincil alerjik hastalık gelişme riski istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Sonuç: Besin alerjisi özellikle 2 yaş altı büyümenin en fazla olduğu dönemde görülür. Erken dönemde erkeklerde daha fazla görülse de kızlarda büyüme ve gelişmeyi daha fazla etkilemektedir. Hastalar büyüme gelişme geriliği ile başvurabileceği gibi sindirim sitemi, cilt, solunum sistemi tutulumu gibi birçok şikâyetle de başvurabilir. Hastalarda alerji yapan besin bulunsa da hastanın birden çok besine alerjisi olabileceği unutulmamalıdır. Hastada besin spesifik İgE testi negatif olsa bile söz konusu besine alerjisi olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Eliminasyon diyeti başlanılan hastanın boy ve ağırlık gelişimiyle birlikte vitamin ve elektrolit düzeylerini de takip etmesi gereklidir ve eksiklikler yerine konmalıdır. Aileler çocuklarında eliminasyon diyeti ile şikâyetler gerilese de hayatlarının ilerleyen dönemlerinde atopik yürüyüş ile yeni alerjik hastalıklar gelişebileceği konusunda uyarılmalı ve gerekli birimlere yönlendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Besin alerjisi, eliminasyon diyeti, Büyüme ve gelişme, Yoğun hidrolize mamalar, atopik yürüyüş.