Hemodiyaliz hastalarında kalıcı kateter ve arteriyovenöz fistülün mortalite, hospitalizasyon ve biyokimyasal veriler üzerine etkilerinin retrospektif değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SERHAT ÇELİK
Danışman: Mehmet Deniz AYLI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Kronik böbrek yetmezliği (KBY) hastalarının yaşamını sürdürebilmesi için Renal Replasman Tedavisi (RRT) olarak adlandırılan diyaliz ya da böbrek transplantasyonu tedavilerinin uygulanması gerekmektedir. Ülkeler arasında bazı farklılıklar olmakla beraber, tüm dünyada baskın olan diyaliz yöntemi yaklaşık %90'lık oran ile Hemodiyaliz (HD)'dir. HD için vasküler erişim yolu çok önemlidir. Bu önemi belirtmek amacı ile "yaşam yolu", "hemodiyalizin olmazsa olmazı" ve "aşil tendonu" gibi benzetmeler yapılmaktadır. Hemodiyaliz için kronik damar yolunun üç temel formu vardır; nativ arteriovenöz fistüller (nativAVF'ler), greft malzeme kullanılarak açılan arteriovenöz şant (AV greft) ile tünelli(kalıcı) santral venöz kateterlerdir. Ülkemizde Prevalan HD hastalarında damar erişim yolunu 2015 yılında en sık AVF (%80.4), daha sonra Kateter (%18.1) ve Arteriyovenöz Greft (%1.5) oluşturmaktadır. Amaç: AVF'lerin ve kateterlerin birbirlerine göre üstünlükleri ve dezavantajları vardır. Son dönem böbrek yetmezliği(SDBY) hastalarının HD'ye hangi damar yolundan alınacağı; hastaların mortalite, morbidite ve yaşam kalitesini etkilemektedir. Ancak bu faktörlerin değerlendirilmesi daha çok gözlemsel çalışmalara dayanmaktadır. Ayrıca sağlık harcamaları açısından uygun mu ? sorusunu da gündeme getirmektedir. Biz bu çalışmamızda HD hastalarında AVF ve Kalıcı kateterlerin mortalite, hospitalizasyon ve biyokimyasal veriler üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık. Gereç-Yöntem: Çalışmaya Ocak 2015 - Mart 2017 tarihleri arasında en az 6 ay süreyle Hemodiyaliz Ünitesinde rutin programda takipli 55 AVF'li ve 55 kalıcı kateterli 110 hasta dahil edilmiştir. Bu hastaların 16'sı kalıcı kateterli ve 7'si ise AVF'li olmak üzere 23'ünü rutin takip sırasında exitus olan hastalar oluşturmaktadır. Hastaların hospitalizasyon sayısı, sebepleri, demografik verileri ve bu süreçteki altışar ay aralıklarla laboratuvar ve KT/V değerleri incelenmiştir. Bulgular: Kalıcı kateterli hastaların yaşları ortalaması 63 (±14), AVF'lihastaların yaşları ortalaması 58 (±14);kalıcı kateterli hastaların 17 (%30,9) 'si erkek iken AVF'li hastaların 25 (%45,5) 'si erkektir. Kalıcı kateterli ve AVF'li hastaların primer tanıları değerlendirilmiştir. Kalıcı kateterli hastalarda en sık sebep %41.8 (n=23) DM iken bunu sırasıyla HT %20 (n=11) ve glomerülonefritler %7.3 (n=4) seyretmiştir. AVF'li hastalarda ise en sık sebep HT %30.9 (n=17) iken DM %27.3 (n=15) ikinci en sık sebeptir. Sonrasında Polikistik böbrek hastalıkları ve Piyelonefrit %3.6 (n=2) gelmektedir. AVF'li ve kalıcı kateterli hastalar hospitalizasyon açısından karşılaştırılmış; AVF'li hastalarda hospitalizasyon sayısı 1 (±1,01) iken kalıcı kateterli hastalarda 2 (±1,5) saptanmış olup istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur (p <0,001). AVF'li hastalarda en sık hospitalizasyon sebebi %36 (n=16) ile Lomber disk hernisi iken bunu sırasıyla katarakt %24 (n=10), akut koroner sendrom %14 (n=7), hipervolemi ve hiperkalemi %8 (n=4) takip etmektedir. Kalıcı kateterli hastalarda ise hospitalizasyonun en sık sebebi %25 (n=29) Kateter ilişkili enfeksiyonlar iken bunu sırasıyla %18 (n=20) Lomber disk hernisi, %11 (n=14) hiperkalemi, %8 (n=9) Katarakt, %6 (n=7) Pnömoni ve %4 (n=4) ile akut koroner sendrom ve hipervolemi takip etmiştir. Exitus olan hastaların %69.6'sı (n=16)'sı Kalıcı kateterli hastalar olup %30.4'ü (n=7)'si ise AVF'lidir (p:0.035). Albumin değeri de yaşayan hastalarda 3,69 (±0,41) iken exitus olanlarda ise 3,40 (±0,49) saptanmış olup istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p:0.005). Sonuç: Tüm kılavuzlar ve rehberler HD'de kateterler üzerine AVF'leri önermektedir. Bizde çalışmamızın sonuçlarına göre AVF'lerin kalıcı kateterlerden daha üstün olduğunu saptamış olmakta ve AVF'leri önermekteyiz. Ancak bu sonuçlara ulaşmada hasta seçimi noktasında biaslar olabileceğinden (komorbiditesi fazla olan ve AVF maturasyonunun oluşamayacağı düşünülen hastaların daha fazla kateter grubuna yönlendirilebileceğinden) bu konudaki gözlemsel araştırmalardan ziyade randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.