Pediatrik yaş grubunda kardiyovasküler cerrahi ile ilişkili akut böbrek hasarının önlenmesinde aminofilin ve furosemid etkinliğinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SILA YALDIZ ATAŞ
Danışman: Taliha ÖNER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Akut böbrek hasarı(ABH) kardiyovasküler cerrahinin sık görülen ve mortaliteye etkili önemli komplikasyonlarından biridir. CPB'nin neden olduğu iskemi-reperfüzyon hasarı (IRH), bypass devresine maruz kalmanın neden olduğu inflamasyon, hipotansiyon, hemoliz ve nefrotoksik ilaçlara maruziyet kardiyak cerrahi ilişkili akut böbrek hasarına neden olur . Son çalışmalarda ise CPB sonrası sistemik inflamatuar yanıt sendromunun kısmen adenozin alt tipi reseptör hiper ekspresyonundan kaynaklanabileceğini düşündürmektedir. Bu çalışmada aminofilinin adenozin reseptör blokajı sağlayabileceğini ve glomerüler kan akışını iyileştirebileceğini, dolayısıyla kalp cerrahisi sonrası gelişen ABH gelişimini önlenebileceğini hedefleyerek kalp cerrahisi sonrasında gelişen ABH'yi önlemede aminofilinin ve furosemid kullanımı ile tek başına furosemid kullanımının etkinliğininin değerlendirmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: 1 Haziran 2021-31 Ağustos 2021 tarihleri arasında KKH nedeniyle opere olan 1 gün-18 yaş arasındaki hastalara ait demografik, klinik ve laboratuvar verilerin prospektif olarak incelenmesi ile elde edildi. Bulgular: Bu çalışmada 16'sı (%33,3) kız ve 32'si (%66,7) erkek olmak üzere toplam 48 hasta pediatrik kalp hastalığı nedeniyle opere olmuştur. Hastaların yaşları 6 ile 3665 gün arasında değişmekte olup ortalama yaşları (gün) 358,65±620,38 gündür. Hastaların 13'ünde palyatif (%27,1) cerrahi, 35'inde ise total düzeltme ameliyatı (%72,9) yapılmıştı. Hastalardan 44 (%91,7)' ü CPB'a girilerek, 4 (%8.3)'ü CPB girmeden ameliyat edildi. Hastaların yoğun bakım sürecinde operasyon sonrası 1. Gün 29 hastada (%60,4), 2. Gün ise 15 hastada (%31,2) ABH tespit edildi. ABH tespit edilen 10 hasta volüm yükü nedeni ile periton diyalizine (%32,3) alındı ve bu hastalardan 3(%30)' üne de SRRT uygulandı. Mortaliteye etki eden faktörleri ortaya çıkarmak için yapılan lojistik regresyon analizinde VİS değeri yüksek olanların mortalite riski, VİS değeri düşük olanlara göre 1,082(1,012-1,156) kat daha fazla olduğu saptanmaktadır(p=0,020). Tedavide yalnızca furosemid kullanan hastalarda aminofilin ve furosemid alanlara göre kardiyak bypass süresinin anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı (p < 0,05). Yalnızca furosemid kullanan hastaların entübasyon süresi ve yoğun bakımda yatış süresi aminofilin ile birlikte furosemid kullananlara göre daha fazla (p < 0,05), VİS ise ikili tedavi alanlara göre daha yüksek saptandı (p < 0,05). Böbrek hasarı olan hasta popülasyonu incelendiğinde ikili tedavi alanlar ile sadece furosemid kullanan hastalar arasında ameliyat sonrası birinci ve ikinci gün bakılan VİS değeri açısından anlamlı bir farklılık bulunmaktadır(p <0,05). Bu grupta ikili tedavi alan hastalarda VİS değerinin tekli tedavi alanlara göre anlamlı düzeyde düşük olduğu gözlemlenmiştir. Bu hastalarda yalnızca furosemid tedavisi alanların ikili tedavi alanlara göre postoperatif 2 . gün bakılan potasyum ve fosfor değerlerinin anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç: Pediatrik kalp cerrahisi uygulanan hastalarda, akut böbrek hasarı ciddi komplikasyon nedenidir. Çalışmamızda ABH gelişiminde aminofilinle birlikte furosemid kullanımının tekli furosemid kullanımına direk olarak üstünlüğü gösterilemese de mortaliteye önemli etkisi olan VİS'i ve ABH ile ilişkili bulunan fosfor, potasyum gibi parametreleri düşürmesi nedeniyle ikili tedavi kullanımının tek başına furosemid kullanımına üstün olduğunu düşünmekteyiz. ABH'li ya da ABH gelişme riski yüksek olan pediatrik hastalarda böbrek hasarını iyileştirmede aminofilinin etkinliğini değerlendirmek için çok merkezli, prospektif, randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.