<34 gestasyon hafta preterm yenidoğanlarda eritrosit transfüzyon uygulamaları ve klinik sonuçlarının retrospektif değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DİCLE YÜKSEKBAŞ
Danışman: Didem ARMAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Amaç: Bu çalışmada, 34. gebelik haftasının altında doğan preterm yenidoğanlarda eritrosit süspansiyonu transfüzyon uygulamalarının değerlendirilmesi, transfüzyon endikasyonlarının belirlenmesinde klinik bulgular ile laboratuvar parametreleri arasındaki ilişkinin ortaya konulması ve mevcut klinik uygulamaların incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışma retrospektif kesitsel olarak planlandı. Ocak 2021–Aralık 2025 tarihleri arasında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde izlenen, 34 gebelik haftasının altında doğan ve eritrosit süspansiyonu transfüzyonu uygulanan preterm yenidoğanlar çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, klinik bulguları, laboratuvar parametreleri ile transfüzyon zamanı, endikasyonu ve sayısına ait veriler hasta dosyalarından geriye dönük olarak değerlendirildi. Transfüzyon kararlarında hemoglobin düzeyi ile birlikte klinik durumun rolü analiz edildi. İstatistiksel analizlerde p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya 126 preterm yenidoğan dahil edildi. Ortalama gestasyon yaşı 27,94±2,71 hafta, ortanca doğum ağırlığı 1050 g olup mortalite oranı %19 olarak saptandı. Transfüzyonların en sık endikasyonları hemoglobin düzeyinin eşik değerin altına düşmesi (%48,4) ve oksijen ihtiyacında artış (%33,3) idi. İlk transfüzyon zamanı ortanca 13 gün olup olguların %54'üne çoklu transfüzyon uygulandı. Çoklu transfüzyon alan olguların gestasyon yaşı ve doğum ağırlığı daha düşük; invaziv mekanik ventilasyon süresi, morbidite oranları ve hastanede yatış süresi daha yüksek bulundu (p<0,05). Yaşamın ilk 7 gününde transfüzyon uygulanan olgularda mortalite ve ciddi morbiditeler daha sık saptandı (p<0,05). Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde koryoamniyonit varlığı, invaziv mekanik ventilasyon süresi ve intraventriküler kanama çoklu transfüzyon gelişimi ile ilişkili bağımsız belirleyiciler olarak bulundu (p<0,05). Sonuç: Çalışmamızda ulaştığımız bulgular preterm yenidoğanlarda transfüzyon kararlarının bireyselleştirilmiş, klinik bulgularla entegre ve çok boyutlu bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini desteklemektedir. Preterm yenidoğanlarda eritrosit süspansiyonu transfüzyon gereksinimi, yalnızca hematolojik bir sorun olmaktan çok, altta yatan klinik instabilite ve hastalık şiddetinin bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle transfüzyon kararlarının yalnızca hemoglobin eşiklerine dayandırılması yeterli değildir. Klinik durum, solunumsal destek ihtiyacı ve eşlik eden morbiditelerle birlikte yapılan bütüncül değerlendirme, daha bireyselleştirilmiş ve güvenli bir transfüzyon yaklaşımı sağlayabilir.