Epilepsi hastalarında serum S100b proteini ve IL-6 seviyelerinin hastalık ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖYKÜ ŞEBNEM SİPAHİ

Danışman: Abidin ERDAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Amaç Epilepsi hastalarında nöbet tipi ve sıklığı ile serum S100B ve IL-6 düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirerek, epilepsi hastalarının nöbet kontrollerinde ve tedavi düzenlenmesi, nöbet önleyici ilaç kesim aşamalarında günlük uygulamalara yön vermeyi amaçlayan prospektif gözlemsel bir çalışmadır. Gereç ve Yöntem Çalışmaya 41 epilepsi hastası, 41 sağlıklı gönüllü olmak üzere toplam 82 gönüllü alınmıştır. Hastaların ilk görüşmede kanları alınarak nöbet tipi ve sıklıkları, demografik verileri, kullandıkları ilaçlar, görüntülemeleri, elektroensefalografi (EEG) verileri kaydedilmiştir. 3'üncü ve 6'ıncı ayda nöbet sıklıkları takip edilmiştir. 6. Ayın sonunda hasta ve gönüllülerden elde edilen serum örneklerinden ELİSA yöntemi ile S100B ve IL-6 düzeyleri çalışılmıştır. Bulgular Hasta ve kontrol grubu arasında S100B ve IL-6 değerlerinde anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Hastaların nöbet tipleri, nöbet sıklıkları, EEG ve manyetik rezonans (MR) görüntüleme karakteristikleri, aile öyküleri, tanı yaşı, aura varlığı, nöbet önleyici tedavileri ile çalışılan biyobelirteçler arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0,05), aynı şekilde ileriye dönük 3. Ve 6. Aydaki nöbet sıklıkları ile de istatistiksel anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). Dirençli epilepsisi olanlarda S100B düzeyi 94,5pg/mL (89,94–106,8) ve olmayanlarda 89,48 (88,25–93,36) olup iki grup arasında istatistiksel anlamlı fark saptandı (p=0,040). IL-6 düzeyleri aynı gruplar için sırasıyla 4,48 (pg/mL) (4,34–4,64) ve 4,71 (4,55–4,91) olup anlamlı fark saptandı (p=0,020). Sonuç Epilepsi için ideal bir kan biyobelirteci; tanıyı, nöbet sıklığını, tedavi yanıtını öngörebilen, kolay ölçülebilen ve klinik olarak uygulanabilir bir biyokimyasal belirteç olmalıdır, çalışmamız ise serum S100B ve IL-6'nın klinik kullanımda elverişsiz oldukları kanaati oluşturmuştur. Ancak çalışmamızda dirençli epilepsi oranı yüksek, fokal ve jeneralize hastaları içeren heterojen bir hasta grubu olduğu göz önüne alınmalıdır. İleride yapılacak çalışmalarda spesifik epilepsi alt gruplarında homojen hasta grubu seçilmesi yararlı olacaktır. Anahtar kelimeler: epilepsi, biyobelirteç, S100B, IL-6, ilaca dirençli epilepsi