Metabolik sendrom tanılı hastalarda iskemi modifiye albümin düzeylerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TEPECİK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEMAHAT GÜRLEK YILDIRIM

Danışman: Harun AKAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Metabolik Sendrom (MetS), glukoz intoleransı, hipertansiyon (HT), dislipidemi, visseral obezite gibi birden fazla kardiyovasküler risk faktörünün bir araya gelmesi ile oluşan hastalıklar kümesidir. Sedanter yaşam tarzının benimsenmesi ve beslenme alışkanlığındaki değişiklikler gibi çevresel etkenlerin yanısıra, kalıtımla gelen bazı özellikler de etiyolojide yer almaktadır. Aterosklerotik süreç ile yakından ilişkili olan endotel disfonksiyonu, proinflamatuar ve protrombotik durumların da MetS etyopatogenezinde rol oynadığı gösterilmiştir. Oksidatif stres ise günümüzde hem diyabet ve hem de MetS'nin patogeneziyle yakından ilişkilendirilmektedir. İskemi modifiye albümin (İMA); asidoz, iskemi veya reperfüzyon esnasındaki serbest radikallerin oluşması ile albüminin N terminal bölgesini etkileyen modifikasyonlar sonucu oluşmaktadır. Biz de bu çalışmamızda oksidatif stres ve iskemi göstergesi olarak değerlendirilen İMA düzeylerini MetS ve sağlıklı bireylerde ölçmeyi ve MetS bileşenleri ile etyopatogenezde suçlanan diğer inflamasyon belirteçleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Genel Dahiliye ve Endokrinoloji polikliniklerine başvuran, 18 yaş üstü metabolik sendrom tanısı alan 54 hasta ve 47 sağlıklı birey dahil edildi. Vakaların metabolik sendrom yönünden değerlendirilmesi ve tanımlanması AHA / NHLBI- 2005 (NCEP-ATPIII 2005) tanı kriterleri ile yapıldı. Hasta ve sağlıklı kontrol grubunun boy, kilo, bel çevresi ve arteriyel tansiyon ölçümleri yapıldı. Bireylerin sigara, alkol, ilaç kullanımları, bilinen ve geçirilmiş hastalıkları kayıt edildi. MetS ve kontrol grubundan; açlık kan şekeri (AKŞ), insülin, HbA1c, trigliserid (TG), LDL-k, HDL-k, albümin, TSH, kreatinin, üre, CRP, fibrinojen, ürik asit ve İMA düzeyleri çalışılmak üzere venöz kan örneği alındı. İMA ölçümleri Biyokimya Laboratuvarı'nda Shimadzu UVmini-1240 spektrofotometre cihazı ile yapıldı. İstatistiksel analizlerde IBM SPSS Statistics 22.0 ve IBM SPSS AMOS kullanıldı. Bulgular: Gruplar arasında, bel çevresi, VKİ, AKŞ, HbA1C, insülin, trigliserid, LDL-k, ürik asit, CRP medyanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p=0,043, p<0,001, p=0,002 sırasıyla). Yine grupların ortalama fibrinojen, HDL-k, üre düzeyleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,004, p=0,008, p=0,027 sırasıyla). Metabolik sendrom ve kontrol grubu arasında İMA ölçümü bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p=0,057). Kontrol ve MetS gruplarında İMA ölçüm düzeylerinin laboratuvar ölçüm değerleriyle ilişkisi değerlendirildi. Her iki grupta da IMA düzeyleri ile bel çevresi, AKŞ, TG, LDL-k, HDL-k, HbA1C, ürik asit, fibrinojen, CRP ve üre arasında anlamlı korelasyon saptanmadı. Kontrol grubunda insülin ve İMA değerleri arasında, MetS grubunda albümin ve İMA değerleri arasında anlamlı negatif bir ilişki (korelasyon) saptandı (p=0,039, p=0,007 sırasıyla). Bütün hastaların değerleri analiz edildiğinde ise İMA değerleri ile bel çevresi değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif korelasyon saptanırken (p=0,047), albümin ile İMA değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif korelasyon saptandı (p=0,023). Tüm gruplarda CRP, ürik asit, fibrinojen düzeylerinin MetS komponentleriyle ve diğer laboratuvar ölçümleriyle olan ilişkisi değerlendirildi. Tüm gruplarda fibrinojen, ürik asit ve CRP'nin bel çevresi ile pozitif korelasyon gösterdiği saptandı. Tüm gruplarda CRP ile bel çevresi, ürik asit ve fibrinojen değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif korelasyon saptanırken (p=0,014, p=0,038, p=0,000 sırasıyla), albümin ile anlamlı negatif korelasyon olduğu görüldü (p=0,021). Ürik asit ile bel çevresi, trigliserid, sistolik kan basıncı, diyastolik kan basıncı, fibrinojen ve CRP değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif korelasyon saptanırken (p=0,000, p=0,000, p=0,000, p=0,000, p=0,030, p=0,038 sırasıyla), HDL-k ile anlamlı negatif korelasyon saptandı (p=0,026). Ayrıca ürik asit değişkeni MetS'in 4 kriterini karşılayan hasta grubunda 3 kriteri karşılayan hasta grubuna göre istatistiksel olarak daha yüksek saptandı (p=0,023). Fibrinojen ile bel çevresi, sistolik kan basıncı, HbA1C, ürik asit ve CRP değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif korelasyon saptanırken (p=0,000, p=0,012, p=0,031, p=0,030, p=0,000 sırasıyla), albümin ile anlamlı negatif korelasyon olduğu gözlendi (p=0,021). Sonuç: Çalışmamızda MetS'li hastalar ile sağlıklı kontroller arasında oksidatif stres belirteci olan İMA düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Yaşa göre düzeltilmiş İMA cut-off değerlerinin daha doğru sonuçlar verebileceği ve daha yüksek katılımlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşıldı. İstatistiksel olarak 'p' değerinin anlamlı cut-off değerine yakın görülmesinin bu sonucu desteklediği düşünüldü. Çalışmamızda ürik asit ortalaması MetS grubunda yüksek ve tüm hasta gruplarında MetS komponentleriyle anlamlı korele saptandı. Buna göre, ürik asitin MetS'nin potansiyel bir bileşeni olabileceği ve kolayca ölçülen bu parametrenin risk tahminine prognostik değer katabileceği düşünüldü. Ayrıca ürik asit, CRP ve fibrinojen değerlerinin kendi aralarında ve bel çevresi ile korelasyon gösterdiği saptandı. Bu parametrelerin bel çevresi ile anlamlı korele saptanması, başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere obezite ile ilişkili tüm metabolik hastalıkların patogenezine ışık tutabileği düşünüldü. MetS ve yakından ilişkili kardiyovasküler hastalıklarda; İMA, ürik asit ve akut faz reaktanları ile oksidatif stres parametreleri arasındaki ilişkiyi kurmak için daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.