Obezite merkezine başvuran hastalarda serum D vitamini ile metabolik sendrom bileşenleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYÇA AYDIN KARAHAN

Danışman: Remziye NUR EKE

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Obezite ve D vitamini eksikliği, giderek yaygınlaşan önemli halk sağlığı sorunlarıdır. Bu çalışmanın amacı, bir obezite merkezine başvuran hastalarda D vitamini düzeyi ile metabolik sendrom (MetS) arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Tıpta uzmanlık tezi olarak hazırlanan bu vaka-kontrol özelliğindeki çalışma, tek merkezli, kesitsel ve retrospektif dosya taraması şeklinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 1 Şubat- 31 Mayıs 2024 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Obezite Merkezi'ne ilk kez başvuran 194 hasta oluşturmuştur. Araştırma kapsamında, hastaların demografik özelliklerine, ilk başvuru sırasındaki antropometrik ölçümlerine, klinik özelliklerine ve laboratuvar verilerine elektronik ve fiziki hasta dosyalarından ulaşılmıştır. Dahil edilme ve dışlama kriterleri kapsamında araştırmaya 98 hastaya ait verilerin değerlendirilmesi ile devam edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi, SPSS 27 (Statistical Package for the Social Sciences – IBM®) yazılımı kullanılarak yapılmıştır. İstatistiksel olarak anlamlılık düzeyi p 0,05). Vücut kitle indeksi (VKİ) değerlerinin D vitamini düzeyi grupları arasında istatistiksel anlamlı farklılık gösterdiği görüldü. "Kemik dışı etkiler için yeterli D vitamini düzeyi" grubunun VKİ değerinin, özellikle "Vitamin D eksikliği" grubuna göre anlamlı olarak daha düşük olduğu görüldü (p=0,012). Diğer gruplar arasında VKİ açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Katılımcıların LDL-K değerlerinin D vitamini düzeylerine göre gruplar arasında anlamlı farklılık gösterdiği saptandı. Yaş ve VKİ'nin etkileri düzeltildiğinde MetS tanısı varlığı açısından, "D vitamini eksikliği" grubunun, "Kemik sağlığı için yeterli D vitamini" seviyesine sahip referans gruba kıyasla bağımsız olarak daha düşük bir riske sahip olduğu görüldü (OR = 0,190, %95 CI: 0,045- 0,802, p = 0,024). D vitamini grupları ile ilişkisi görülen komorbiditeler (DM, HT, hiperlipidemi) ve diğer değişkenlerin dahil edildiği, regresyon analizinde; D vitamini düzey gruplarının komorbiditeler üzerine bağımsız etkisi olmadığı görüldü. Sonuç: Araştırmamızın sonucunda; serum vitamin D düzeyi ile VKİ, LDL-K düzeyleri arasında anlamlı negatif yönlü bir ilişki bulunsa da DM, HT, hiperlipidemi gibi komorbiditeler üzerinde bağımsız anlamlı ilişki saptanmadı. Her ne kadar araştırmamızın sonuçları literatür ile tam uyumlu olmasa da yeterli D vitamini düzeylerinin, kemik sağlığı için öneminin yanı sıra vitamin D reseptörünün vücuttaki geniş dağılımı nedeniyle MetS gibi pek çok organ ve dokuyu ilgilendiren bir hastalıkta da potansiyel yarar sağlayabileceğini düşünmekteyiz. Literatürde serum vitamin D düzeyleri ile MetS arasındaki ilişkiyi ele alan çok sayıda çalışma olsa da özellikle sadece obezite hastalarında vitamin D düzeylerinin MetS ile ilişkisini değerlendiren geniş hasta grupları ile çok merkezli, prospektif çalışmaların yapılmasına ihtiyaç olduğu görünmektedir.