Göğüs hastalıkları yoğun bakım ünitesinde takip edilen orta-yüksek ve yüksek riskli pulmoner tromboemboli hastalarında prognozu etkileyen faktörlerin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ŞEYMANUR KÜÇÜK

Danışman: Fatma YILDIRIM

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Pulmoner Tromboemboli (PTE) acil müdahale gerektiren, riskli hastalarda mortalitesi ve morbiditesi yüksek bir klinik durumdur. Yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) takip edilen orta-yüksek ve yüksek riskli PTE'li hastalarda prognozu gösteren parametreler net olarak bilinmemektedir. Çalışmamızda YBÜ'de takip edilen orta-yüksek ve yüksek riskli PTE hastalarında klinik ve hemodinamik özelliklerle birlikte, risk skorları, laboratuvar ve ekokardiyografi (EKO) bulguları, tedavi yaklaşımları ve sonuçları inceleyerek risk skorlamalarının mortalite konusundaki uyumunu incelemeyi ve mortalite için bağımsız risk faktörlerini tespit etmeyi amaçladık. GEREÇ ve YÖNTEM: Çalışmaya Ankara Etlik Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları YBÜ'de 1 Ocak 2023-1 Nisan 2024 tarihleri arasında takip ve tedavi edilen bilgisayarlı toraks tomografi (BT) anjiyografi ile kesin tanı alan, klinik orta- yüksek ve yüksek riskli PTE hastaları dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, klinik bulguları, komorbiditeleri, PTE risk faktörleri, laboratuvar, akciğer grafisi ve toraks BT, EKO bulguları, solunum destek tedavileri, medikal tedavileri, komplikasyonları ve YBÜ sonuçları retrospektif olarak incelendi. Wells, Geneva, PESİ ve sPESİ gibi klinik skorlamaları hesaplandı. PTE açısından mortaliteyi etkileyen faktörler ve bu faktörlerin sağkalım süresine etkileri değerlendirildi. BULGULAR: Çalışmaya yaş ortalaması 67,93±15,37 yıl olan 48'i (%51,1) kadın, 46'sı (%48,9) erkek 94 hasta dahil edildi. En sık eşlik eden komorbiditeler %43,6 ile HT, %29,8 ile KAH, %25,5 ile KKY idi; hastaların %27,7'sinin malignite öyküsü mevcuttu. En sık acil servise başvuru semptomu %91,5 ile nefes darlığı ve %43,6 ile göğüs ağrısı idi. Hastaların %20,2'si senkop/presenkop ile başvurmuştu. Hastaların %95,7'sinde en az bir edinsel PTE risk faktörü vardı. YBÜ kabulünde EKO yapılan 78 (%83,0) hastanın ortalama sPAB 45,18±13,22 mmHg idi ve %57,7'sinde RV dilatasyonu mevcuttu. Hastaların ortalama SPO2/FİO2 oranı 267,38±103,59 idi; %46,8'inin 200-300 arası idi. Hastaların %73,4'ünde troponin; %89,4'ünde BNP yüksekliği mevcuttu. Toraks BT anjiyoda hastaların %34,0'ünde pulmoner arterlerde komplet obstrüksiyon, %72,3'ünde bilateral damar tutulumu vardı. En sık görülen akciğer grafisi bulgusu %53,7 ile plevral efüzyon idi. Başvuruda hastaların %36,2'sinde hipotansiyon mevcuttu; %84,1'i oksijen veya solunum destek tedavisi almaktaydı. YBÜ takibi süresince 32 (%34,0) hastaya MV uygulandı. Hastaların %17,0'sine UFH verilirken, %53,2'sine DMAH ile antikoagülasyon sağlandı. Toplam 23 (%24,5) hastaya trombolitik tedavi verildi. Tedavi sonrası komplikasyon 22 (%23,4) hastada izlendi. Hastaların ortalama YBÜ takip süresi 8,09±8,10 gün idi; 28 (%29,8) hasta kaybedildi. Hastaların klinik risk skorlamasına göre %63,8 orta-yüksek riskli, %36,2'si yüksek riskli idi. PESİ sınıflandırmasına göre hastaların 65'i (%69,1) yüksek risk (sınıf 4-5) grubundayken, 29 (%30,9) hasta düşük risk grubunda (sınıf 1,2,3) idi. Sağkalan ve eksitus olan hastalar karşılaştırıldığında erkek (%41,3 vs %18,8; p=0,017), KKY'si olan (%54,2 vs % 45,8; p=0,046), malignite öyküsü olan (%53,8 vs %46,2; p=0,032), başvuruda hipotansif olan (%52,9 vs %14,0; p=0,001), Mekanik ventilasyon ihtiyacı olan hastalarda mortalite daha yüksekti (%87,5 vs %0,0; p<0,001). Eksitus olan hastaların arteryal kangazında pH daha düşük (7,36±0,14 vs 7,45±0,08; p=0,001) ve laktat daha yüksek (6,38±12,59 vs 2,00±1,11; p=0,001), N/L oranı daha yüksek (17,55±18,45 vs 9,03±11,19; p=0,001) idi. PESİ skoru yüksek olan (p=0,002), akciğer grafisinde patolojik bulgu olan (p=0,019) hastalarda mortalite daha yüksekti. Mortal seyreden hastalarda EF daha düşüktü (p=0,001). Mekanik ventilasyon ihtiyacı olan (OO=418,5; %95 GA 44,7-3920,9), YBÜ'ye yatışta hipotansiyonu olan hastalarda (OO=6,937; %95 GA 2,3-20,7), laktat düzeyi yüksek olan hastalarda (OO=1,612; %95 GA 1,2-2,2), erkek hastalarda (OO=3,049; %95 GA 1,2-7,7), akciğer grafisinde patolojik bulgusu olan hastalarda (OO=3,294; %95 GA 1,2-9,2), malignite öyküsü olan hastalarda (OO=2,786; %95 GA 1,1-7,2) ölüm riski daha yüksekti. Mekanik ventilasyon ihtiyacı olan ve YBÜ kabulünde hipotansiyonu olan hastalarda 15 günlük ve 30 günlük sağkalım oranları daha düşüktü (sırasıyla p<0,001 ve p=0,021). Kaplan- Mier sağkalım eğrisine göre hipertansif hastalar en uzun sağkalım süresine sahipti, hipotansif ve SpO2/FiO2: <100 olan hastalar en düşük sağkalım olasılığına sahipti. SONUÇ: Çalışmamızda orta-yüksek riskli PTE hastalarında mortalite %16,7, yüksek riskli hastalarda %52,9 idi. Risk skorlamaları arasında mortalite açısından uyum vardı. Erkek cinsiyet, KKY varlığı, malignite öyküsü, hipotansiyon varlığı,İMV ihtiyacı, pH düşüklüğü, laktat yüksekliği, N/L oranı yüksekliği, yüksek PESİ sınıflaması, akciğer grafisinde patoloji varlığı ve EF düşüklüğü mortaliteyi artıran faktörlerdi. Başvurudaki hipotansiyon ve MV ihtiyacı mortalite için bağımsız risk faktörleri olarak bulundu. Anahtar Kelimeler: Pulmoner Tromboemboli, Klinik Risk Skorlaması, Mortalite, Prognostik Faktörler