İlaç alımı sonrası döküntü gelişen hastalarda, erken ve geç dönemde ilaç alerjisinin doğruluğunun belirlenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZELİHA YAVŞAN

Danışman: Fatma DUKSAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: İlaç alerjileri, çocuklarda ciddi morbidite, mortalite ve sosyoekonomik etkileri olan önemli bir halk sağlığı problemidir. İlaç kullanımı sonrası cilt reaksiyonları çocuklarda sık görülebilen bir durumdur ve bu reaksiyonlar genellikle ilaç alerjisi olarak değerlendirilir. İlaç alerjisinin kesin tanısını koymak amacıyla ilacın hastaya kontrollü bir biçimde verildiği ilaç provokasyon testleri, altın standart yöntem olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada, ilaç alerjisi şüphesi olan çocukların demografik ve klinik açıdan değerlendirilmesi amacıyla ilaç provokasyon testi sonuçları incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Konya Şehir Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Polikliniğine Ağustos 2020- Kasım 2023 tarihleri arasında ilaç alerjisi şüphesi nedeniyle başvuran ve provokasyon testi yapılan 18 yaş altı hastaların verileri retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastaların demografik verileri, laboratuvar bulguları ve ilaç provokasyon test sonuçları incelenmiştir. İlaç provokasyonu 10 güne tamamlanmış ve daha sonra aynı ilaca maruziyetleri sorgulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 49 hastanın yaş ortalaması 5,6±3,9 yıl olup %57'si erkek idi. İlaç provokasyon testi (İPT) uygulanan olguların %22,4'ünde test pozitif, %77,6'sında negatif saptandı. İPT pozitif olanların da %81,8'inde ilk dozda reaksiyon geliştiği, %18,2'sinde sonraki dozlarda reaksiyon geliştiği tespit edildi. Başvurudaki reaksiyon tipleri en sık makülopapüler döküntü (%59,1) olarak gözlendi. Hem başvurudaki reaksiyonlara (%75,5) hem de pozitif ilaç provokasyon testine (%72,7) en sık neden olan ilaç grubu beta laktam antibiyotikler olarak saptandı. İlacın etken maddesi seftriakson ve penisilin g benzatin olan olgularda anafilaksi görülme oranının daha fazla olduğu saptandı. İPT sonucu ile eşlik eden astım hastalığı olması (p=0,011) ve ailede alerjik rinit (p=0,018) ve astım (p=0,032) olması arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişki saptandı. İPT sonucu ile eozinofil sayısı, IgE değerleri ve nötrofil/lenfosit oranı (NLO) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadı (p>0,05). İPT pozitif sonuçlanan 11 hastadan 9'unda ilk dozda reaksiyon gelişmiş, 1 hastada 2. günde, 1 hastada da 5. günde reaksiyon gelişmiştir. İPT sonucu pozitif olan hastaların hiç birisi daha sonra aynı ilaca maruz kalmamış iken, İPT negatif olanların %68,4'ü ilacı daha sonra tekrar kullanmış ve ilacı kullananların tamamında sonrasında bir reaksiyon gelişmediği görülmüştür. Sonuç: Çocuklarda ilaç kullanımı sırasında gelişen reaksiyonlar ilaç alerjisi ile karışabilmekte ve sıklıkla yanlış ilaç alerjisi olarak tanı alabilmektedirler. Detaylı öykü ve fizik muayene ile birlikte provokasyon testleri tanının kesinleştirilmesine fayda sağlar. Kişinin kendisinde ya da ailesinde alerjik hastalık öyküsü olması ilaç alerjisi için anlamlı bir risk faktörü olarak düşünülebilir. Geç reaksiyonla başvuran hastalar da İPT'de çoğunlukla ilk dozda reaksiyon gelişmiştir bu nedenle uzatılmış provokasyon testlerine ihtiyaç olmayabilir ancak optimal İPT süresini belirlemek için daha fazla sayıda hastanın dahil edildiği kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.