Sosyal anksiyete bozukluğu tanılı hastalarda reddedilme duyarlılığı, narsistik kırılganlık, duygu düzenleme güçlüğünün işlevsellikle ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: PINAR KARTAL

Danışman: Medine YAZICI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Sosyal Anksiyete Bozukluğu (SAB), görülme sıklığı, eş tanı oranı ve işlevsellik kaybı yüksek olan bir anksiyete bozukluğudur. Sınırlı sayıda çalışmada SAB hastalarında reddedilme duyarlılığı, duygu düzenleme güçlüğü, kırılgan narsisizm incelenmiştir. Bu çalışmada SAB hastalarında işlevselliğin reddedilme duyarlılığı, duygu düzenleme güçlüğü, kırılgan narsisizm, sosyodemografik veriler ve bazı klinik değişkenlerle ilişkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve yöntemler: Araştırmada S.B.Ü. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne ayaktan tedavi için başvurmuş SAB tanısı konulan 80 kişi alındı. Tüm katılımcılara DSM 5 Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-5- CV) formu, Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği (LSAÖ), Sosyodemografik bilgi ve hastalığa ait veri formu, Hasta Sağlık Ölçeği- Somatik, Kaygı ve Depresif Belirtiler (PHQ-SADS), Kırılgan Narsisizm Ölçeği (KNÖ), Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Kısa Form 36 (SF-36), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Form (DDGÖ-16) uygulandı. Bulgular: Çalışmamızda SAB tanılı hastalar arasında kadınlarda işlevsellik kaybının erkeklere göre daha fazla olduğu görüldü. PHQ-somatik, depresyon, anksiyete alt ölçek puanları ile işlevsellik arasında ters yönlü, semptom şiddetiyle aynı yönlü korelasyon bulunmaktadır. PHQ-depresyon alt ölçek puanında 1 birim artış SF-36 sosyal işlevsellik alt ölçek puanını 1,935 puan düşürmektedir p:0,010). Sosyal anksiyete bozukluğu başlama yaşı ile SF-36 alt ölçek puanları arasında istatiksel olarak anlamlı bir sonuç çıkmamıştır. Sosyal anksiyete bozukluğu başlama yaşı ile liebowitz toplam puanları arasında ters yönlü korelasyon olduğu görülmüştür (p:0,038). Reddedilme duyarlılığı genel sağlık algısı dışında SF-36 alt ölçek puanları ile ilişkisine bakıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Katılımcılarda reddedilme duyarlılığı ile semptom şiddeti arasında aynı yönlü korelasyon bulunmaktadır (p:0,021). Duygu düzenleme güçlüğü total puanı ile SF-36 fiziksel rol güçlüğü dışında, SF-36 alt ölçek puanları arasında ters yönlü korelasyon olduğu bulunmuştur. Duygu düzenleme güçlüğünün SF-36 sosyal işlevsellik alt ölçek puanı için kurulan hiyerarşik regresyon modelinde varyansa %7 katkısı olduğu 9 görülmüştür. Kırılgan narsisizmin SF-36 sosyal işlevsellik alt ölçeği üzerindeki etkisine tek başına bakıldığında yordayıcı olduğu (p:0,03), hiyerarşik regresyona eklendiğinde istatiksel anlamını yitirdiğini, varyansa katkı sağladığı görülmüştür. Kırılgan narsisizm artıkça ve semptom şiddetinin arttığı bulunmuştur(p:0,000). Tartışma ve Sonuç: Çalışmamızda elde edilen sonuçlara göre; SAB hastalarında SF-36 sosyal işlevsellik için PHQ-depresyon alt ölçeğin yordayıcı olduğu, kırılgan narsisizm ve duygu düzenleme güçlüğünün varyansa katkı sağladığı görülmüştür. Sosyal anksiyete bozukluğu bulunan hastalarda işlevsellik kaybını etkileyen değişkenleri öğrenmenin, SAB tedavisinde, yol gösterici olacağını ve hedef alanı oluşturacağını düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler; Sosyal Anksiyete Bozukluğu, Kırılgan Narsisizm, Duygu Düzenleme Güçlüğü, Reddedilme Duyarlılığı, İşlevsellik