Serebral palsi tanılı çocuklarda hidroterapinin denge ve selektif motor kontrol üzerine etkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL GAZİOSMANPAŞA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELİS GÖKÇE DAĞBAĞ SAĞLAM

Danışman: Ebru YILMAZ YALÇINKAYA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı; spastik serebral palsi (SP) tanılı olgularda, konvansiyonel egzersizlere eklenen hidroterapinin denge, selektif motor kontrol (SMK), fonksiyonellik, katılım ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini araştırmaktır. Gereç ve yöntem: Bu çalışma randomize tek kör prospektif olarak planlanmıştır. SBÜ Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi FTR kliniği, Pediatrik Rehabilitasyon Polikliniği'ne başvuran, hidroterapi planlanan 4-18 yaş arası spastik SP tanılı 40 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm ebeveynlerden bilgilendirilmiş onam formu alınmıştır. Hastalar; Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (KMFSS), Pediatrik Denge Ölçeği (PBDÖ), Alt Ekstremite Selektif Kontrol Değerlendirme Skalası (SCALE), Üst Ekstremite Selektif Kontrol Skalası (SCUES), Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (PFBÖ), Çocuk ve Adölesan Katılım Ölçeği (CASP), Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) ile değerlendirilmiş, zarf randomizasyon yöntemi ile iki gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu, 6 hafta boyunca haftada 5 gün konvansiyonel egzersiz programına alınmıştır. Çalışma grubu ise deneyimli bir fizyoterapist eşliğinde 6 hafta süresince haftada 2-3 gün bireyselleştirilmiş su içi egzersizler (toplam 15 seans) uygulamış, kalan günlerde konvansiyonel egzersiz programına devam etmiştir. Hastalara başlangıçta, 6. ve 10. haftalarda tekrar değerlendirme yapılıp sonuçlar karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışmada yaş ortalaması 6.4±1.9 olan toplam 37 hasta yer almış olup gruplar arasında yaş açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p=0,474). Cinsiyet dağılımı incelendiğinde, hastaların %68'i erkek %32'si kız hasta olup gruplar arasında anlamlı fark izlenmemiştir (p=0,909). SP alt tipleri açısından değerlendirildiğinde hastaların %38 diplejik, %32 kuadriplejik ve %30'unun hemiplejik olduğu görülmüş olup gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p=0,086). Tedavi sonrası ölçümlerde denge değerlendirmesi ve birincil sonlanım noktası olan PBDÖ skorları grup içi karşılaştırmalarda, çalışma başlangıç değerlerine kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir artış saptanırken (p 0,05). Gruplar arası karşılaştırmalarda, tedavi sonrası PBDÖ skorlarındaki değişimin çalışma grubunda kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olduğu gösterilmiştir (p 0,05). Buna karşılık sol taraf skorlarında, çalışma grubunda tedavi sonrası ölçümlerde başlangıç değerlerine kıyasla anlamlı iyileşme izlenmiş (p<0,05), gruplar arası karşılaştırmalarda da değişimin çalışma grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı olduğu gösterilmiştir (p<0,05). CASP değerlendirildiğinde, çalışma grubunda ev katılımı alt bölümünde hem 6. hafta hem de 10. hafta ölçümlerinde başlangıç değerlerine kıyasla istatistiksel olarak anlamlı iyileşme saptanmıştır (p<0,05). Benzer şekilde, CASP total skorlarında da çalışma grubunda zaman içinde başlangıca göre anlamlı artış izlenmiştir (p<0,05). Mahalle ve toplum katılımı alt ölçeğinde ise çalışma grubunda 3. ölçümde başlangıca kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir değişim saptanmıştır (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmalarda çalışma grubu lehine; ev katılımının her iki zamansal ölçümünde de CASP total skorunda 3. ölçüm ve ilk ölçümü arasında anlamlı fark izlenmiştir (p<0,05). ÇİYKÖ incelendiğinde, her iki grupta da Fiziksel Sağlık Toplam Puanı ve Ölçek Toplam Puanı skorlarında zaman içinde başlangıç değerlerine kıyasla istatistiksel olarak anlamlı artışlar gözlenmiştir (p<0,05). Psikososyal Sağlık Toplam Puanı alt grubunda yalnızca çalışma grubunda başlangıç değerlerine kıyasla istatistiksel olarak anlamlı artış gözlenmiştir (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmalarda ise, ÖTP alt ölçeğinde üçüncü ölçümün başlangıç ölçümüyle karşılaştırılmasında çalışma grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p=0,0259). Sonuç: Hidroterapinin SP'li çocuklarda denge, SMK, fonksiyonel iyileşme, katılım ve yaşam kalitesi üzerine olumlu katkısı olduğu görülmüştür. Araştırma literatürde SP'li çocuklarda konvansiyonel fizik tedaviyle birlikte uygulanan hidroterapinin SMK üzerine etkinliğini değerlendiren ilk çalışma olma özelliğini taşımaktadır.