Voiding sistoüretrografi ile vezikoüreteral reflü tanısı alan hastalarda idrar ve kanda bulunan biyokimyasal belirteçlerin reflü derecesi ile korelasyonu


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RASHAD SADİGOV

Danışman: Ali İhsan DOKUCU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Vezikoüreteral reflü (VUR) idrarın mesaneden üreterlere doğru geri kaçışı olarak tanımlanır. VUR infant ve çocuklarda görünen böbrek yetmezliğinin en önemli sebeplerindendir. VUR un tanı ve takibinde ultrasonografi (USG) ve Voiding sistoüreterografi sıklıkla kullanılır. Ancak altın standart tanı yöntemi Voiding sistoüreterografidir. Çalışmamızda Vezikoüreteral reflüsü olan hastaların kan ve idrarda ölçülebilen Kidney Injury Molecule 1 (KIM-1) ve Nötrofil Gelatinaz Associated Lipokalin (NGAL) sonuçlarının, voiding sistoüreterografideki reflü derecesi ile korelasyon gösterip göstermediğini araştırmak istedik. Gereç ve yöntem: 01/Ocak/2020 – 31/Aralık/2020 tarihleri arasında Şişli/Sarıyer Hamidiye Etfal Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisi polikliniklerinde primer vezikoüreteral reflü tanısı alan 30 hasta prospektif olarak değerlendirildi. Kontrol grubu 30 sağlıklı çocuktan oluşturuldu. Ek sistemik hastalığı olan, sekonder reflüsü olan ve eşlik eden ek üriner sistem patolojisi olan vezikoüreteral reflü tanılı hastalar çalışmanın dışında bırakıldı. Hastaların tümünden tanı anında kan ve idrar örnekleri alındı. Elde edilen veriler IBM SPSS Version 26.0 istatistik Paket Programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızın hasta grubunda 30 primer VUR'lü hasta ile, kontrol grubu ise 30 sağlıklı çocuk ile oluşturuldu. Hasta grubunda 7 erkek (%23.3), 23 kız (%76.7); kontrol grubunda 25 erkek (%83.3), 5 kız (%16.7) vardır; iki grubun cinsiyet dağılımı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p 0.05). Hasta ve Kontrol gruplarının kan ve idrar KIM-1 ve NGAL düzeyleri değerlendirildiğinde, hasta grubun kan KIM-1 düzeyi kontrol grubundan yüksek saptandı (p 0.05). İki grubun kan NGAL düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmazken idrar NGAL düzeyi hasta grubunda kontrol grubundan yüksek saptandı (sırasıyla 598.07 ± 159.01 ve 389.38 ± 193.88) (p>0.05). İdrar ve Kan KIM-1 ve NGAL düzeyleri ile VUR derecesi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı. Unilateral ve bilateral VUR bulunan gruplarda kan KIM-1 düzeyi, idrar KIM-1 düzeyi, kan NGAL düzeyi ve idrar NGAL düzeyi açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Kan ve idrar NGAL düzeyleri ve kan ve idrar KİM-1 düzeyleri ile DMSA fonksiyonları arasındaki anlamlı ilişki saptanmadı. (p>0.05) Sonuç: Alınan veriler sonucunda VUR derecesi ile biyobelirteçler arasında anlamlı fark saptanmasa da VUR tanılı hastalarda serum KİM-1 değeri ve idrar NGAL değeri iststiksel olarak anlamlı yüksek saptanmıştır. İlerde yapılacak daha geniş randomize ve prospektif çalışmalarla birlikde idrar NGAL ve serum KİM-1 değerlerinin VUR tanı ve takibinde kullanılabilirliği sağlanabilir. Anahtar Sözcükler: Vezikoüreteral reflü, KIM-1, NGAL.