Yenidoğanlarda oksijen saturasyonu ve perfüzyon indeksi ölçümünün kardiyak hastalıkları taramada yeri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EZGİ NUR ARÜV
Danışman: Taliha ÖNER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Konjenital Kalp Hastalıkları yenidoğanlarda mortalite ve morbiditeyi arttıran en önemli hastalıklar arasındadır. Oksijen satürasyonu ölçümünün yanı sıra perfüzyon indeksi ölçümü gibi noninvaziv yöntemlerle konjenital kalp hastalıkları riskinin belirlenmesi erken tanı koyma ve erken dönemde tedaviye başlama şansını artırmaktadır. Periferik perfüzyonun yeni jenerasyon pulse oksimetrelerde mevcut fotoelektrik pletismografik sinyallerden elde edilen perfüzyon indeksi ile değerlendirilebileceği bildirilmiştir. Bu çalışma ile yenidoğanlarda oksijen satürasyonu ile birlikte perfüzyon indeksini de ölçerek kardiyak hastalık riskini değerlendirmeyi ve konjenital kalp hastalığı saptanan hastaların tedavilerinin erken dönemde başlanmasına katkıda bulunmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: SBÜ Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 01.04.2024-30.04.2024 tarihleri arasında normal spontan vajinal yol (NSVY) veya sezaryen (C/S) ile doğan 116 term ve geç preterm bebek çalışmamıza dahil edildi. Olguların gestasyonel haftası, cinsiyet, laboratuvar, fizik muayene bulguları, Apgar skoru, doğum sırasındaki ve 24. saatindeki vital ölçümleri (ateş, nabız, SpO2, solunum sayısı, perfüzyon indeksi), ek antenatal hastalıkları, ekokardiyografi sonuçları karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmamıza hastanemizde doğan 116 term (<37 gestasyonel hafta) ve geç preterm (32-37 gestasyonel hafta arasında) bebek dahil edilmiştir. 116 hastanın %49,1 (n=57) cinsiyeti kız iken, %50,9 (n=59) ise erkekti. Hastaların %51,7'si (n=60) normal spontan vajinal yolla, %48,3'ü (n=56) ise sezaryen ile doğmuştu. Hastaların %8,6'sı (n=10) geç preterm (34-36+6 gestasyonel hafta arasında) iken, %91,4'ü (n=106) ise term (37 haftanın üstünde) doğmuştu. Çalışmamızda cinsiyet, doğumşekli ve gestasyonel hafta ile PI-SpO2 ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı. Çalışmamıza dahil edilen 116 hastanın 67 (%57,8) tanesinin ekokardiyografisi normaldi. 44 (%37,9) hastanın kritik olmayan KHH vardı. Saptanan anomaliler ağırlıklı olarak ince PDA ve PFO olarak görüldü. 5 (%4,3) hastada ise kritik KKH saptandı. 20 hasta taramadan geçemedi. Bu hastaların 2 tanesinin ekokardiyografisi normaldi. 13 hastanın kritik olmayan KKH vardı, 5'inde ise kritik KKH saptandı. Kritik KKH saptanan 5 hastanın tamamında PI<0,7 olarak görüldü. Sonuç: Sonuç olarak nabız oksimetresi ve perfüzyon indeksi ölçümünün KKH taramasında kullanılması faydalı olabilmektedir ancak iki yöntemin birlikte kullanılmasının farklı hasta gruplarını yakalamada daha başarılı olduğu gösterilmiştir. Noninvazif bir periferik doku perfüzyon göstergesi olan perfüzyon indeksinin yenidoğanlarda kritik konjenital kalp hastalığı taramasında ve yoğun bakım ünitelerinde rutin kullanımının yaygınlaştırılması kritik önem arz etmektedir. Bu konuda büyük popülasyonlarda daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Perfüzyon indeksi, oksijen saturasyonu, konjenital kalp hastalıkları, yenidoğan