COVID-19'lu hastalarda hastane içi mortaliteyi tahmin etmek için başvuru sırasındaki d-dimer ve fibrinojen seviyelerinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA KEÇİÖREN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ŞEYMA ARAS
Danışman: Emine EMEKTAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:GİRİŞ ve AMAÇ: COVID-19 hastalarının yönetimini iyileştirmek için klinik sonuçları erken ve etkili öngörücü laboratuvar değerlerine ihtiyaç vardır. Bu çalışmanın amacı, COVID-19 hastalarında D-dimer ve fibrinojen düzeylerinin belirlenmesi ve hastane içi mortalite ile korelasyonunun değerlendirilmesidir. GEREÇ ve YÖNTEM: Etik Kurulu onayı alındıktan sonra hastanemiz acil ve/veya pandemi polikliniğine başvuran ve yatarak tedavi edilen, COVID-19 PCR testi pozitif gelen 18 yaş ve üzeri hastalar dahil edilmiştir. Hastaların demografik verileri, vital ve fizik muayene bulguları, D-dimer ve fibrinojen düzeyleri de dahil olmak üzere laboratuvar değerleri, trombotik ve hemorajik komplikasyonlar, yatış süreleri kaydedildi. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. BULGULAR: D-dimer artışı olan hastalarda yaşın daha ileri, kronik böbrek hastalığının sık, ateş ve nabız değerlerinin yüksek, satürasyon ölçümlerinin düşük, şikâyet süresi daha uzun, pnömoni tutulumunun %50'den fazla, hastane kalış süresinin uzun, mekanik ventilasyon ve yoğun bakım ihtiyacının fazla olduğu bulundu. D-dimer artışı olan ve olmayan hastaların laboratuvar değerleri karşılaştırıldığında D-dimer artışı olan hastaların başvuru anında bakılan hemoglobin, üre, kreatin, albümin, CRP ve troponin değerlerinin daha yüksek, platelet, lenfosit değerlerinin daha düşük olduğu saptandı (tüm değerler için p<0.05). Fibrinojen artışı olan hastaların ileri yaşta, şikâyet süresinin daha uzun olduğu görüldü. Fibrinojen artışı olan ve olmayan hastaların laboratuvar değerleri karşılaştırıldığında fibrinojen artışı olan hastaların nötrofil, CRP ve sedimentasyon değerlerinin daha düşük olduğu saptandı (tüm değerler için p<0.05). SONUÇ: Çalışmamızda ölen hastalarda başvuru anında bakılan D-dimer düzeylerinin, yaşayan hastalara göre daha yüksek olduğunu gösterdik. COVID-19 hastalarında D-dimer artışının en belirgin prediktörlerinin başvuru anında en az iki vital bulgusunda anormallik olması, başvuru anında platelet düşüklüğü, mekanik ventilasyon ihtiyacı olduğunu saptadık. Fibrinojen değerlerini değerlendirdiğimizde ise ölen hastalarda fibrinojen düzeylerini yaşayan hastalara göre yüksek olduğunu tespit ettik. Her ne kadar literatürde yüksek fibrinojen düzeylerinin hastanede yatan hastalar arasında kötü prognozla ilişkili olduğunu belirten çalışmalar olsa da sonuçlarımızda ölen hastalarda başvuruda ve takipte bakılan fibrinojen değerlerinin mortalite ile ilişkisini saptamadık. ANAHTAR KELİMELER: COVID-19, D-dimer, fibrinojen, mortalite