Pelvik organ prolapsus cerrahisi sonrası işeme disfonksiyonu öngörüsünde POP-Q kullanılabilir mi?
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NESLİHAN BAYRAMOĞLU
Danışman: Melike DOĞANAY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışma ileri evre pelvik organ prolapsusu olan hastalarda Aa, Ba noktalarının ölçümlerinin, üretral mobilitenin ve işeme sonrası rezidü idrar volümünün preoperatif ve postoperatif dönemde değerlendirilerek prolapsus cerrahisi sonrası işeme sonrası rezidü idrar volümüne etkisinin gösterilmesi amacıyla tasarlanmıştır. Materyal ve Metod: Prospektif kesitsel olarak planlanan çalışma Haziran 2019 – Temmuz 2020 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Jinekoloji Polikliniği ve Ankara Şehir Hastanesi Jinekoloji Polikliniği'ne başvuran 35-65 yaş arası ileri evre pelvik organ prolapsusu olan 40 hasta ile yapılmıştır. Çalışma için Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Etik Kurul onayı 14.05.2019 tarihinde 81/2019 no'lu kararla alınmıştır. Çalışmaya katılmayı kabul etmeyen, üriner inkontinansı olan, daha önce pelvik organ prolapsusu ve inkontinans cerrahisi geçiren, 65 yaş üstü, 35 yaş altı, vücut kitle indeksi (VKİ) 35'in üstünde, komorbid hastalık öyküsü olan (nörolojik hastalıklar, diyabet, psikiyatrik hastalıklar), gebelik, malignite saptanan ve Covid-19 pozitif olan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir. Çalışmada bakılan parametreler; yaş, parite sayısı, doğum şekli, makrozomik doğum, müdahaleli doğum öyküsü, VKİ, geçirilmiş abdominopelvik cerrahi öyküsü, preoperatif ve postoperatif 1.günde POP-Q muayenesi, Q tip test ile üretral mobilite, transperineal ultrasonografi (Toshiba Aplio 500) ile posterior vezikoüretral açı (PUVA) ve transabdominal ultrasonografi ile işeme sonrası rezidü idrar volümü (PVRV) ölçümleri yapılarak veriler kaydedilmiştir. İstatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılmıştır. P<0.05 için sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışma grubunun demografik özellikleri incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir parametre tespit edilmemiştir. POP-Q değerlendirilmesi sonucu, tüm noktaların ( Aa, Ba, C, Ba, Bp, TVL) preoperatif ve postoperatif ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar tespit edilmiş olup postoperatif ölçümlerde preoperatif ölçümlere göre anlamlı derecede düzelmeler saptanmıştır (p< 0,001). Üretral mobiliteye yönelik olarak Q tip açısı, PUVA (istirahat) ve PUVA (valsalva) ölçümleri ele alındığında üç parametrede de postoperatif döneme ait ölçümlerde preoperatif dönemdeki ölçümlere göre istatistiksel olarak anlamlı azalmalar gözlenmiştir (P<0.001). İşeme sonrası rezidü idrar hacimleri (PVRV) ve artmış rezidü idrar volüm sıklığı değerlendirildiğinde; preoperatif dönemde hastaların ortalama PVRV değeri 119.95 ± 65.62 ml iken postoperatif dönemde bu değer 32.61 ± 18.89 ml olarak hesaplanmış olup bu iki değer arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (P<0.001). Bununla birlikte preoperatif dönemde 16 (%40) hastada artmış PVRV (≥150 ml) tespit edilmişken, postoperatif dönemde hiçbir hastada böyle bir duruma rastlanmamıştır. Preoperatif PVRV ile ilişkili parametreler incelendiğinde sadece preoperatif Aa ve Ba noktaları ile preoperatif işeme sonrası rezidü idrar hacmi arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon tespit edilmiştir (r=0.550, p<0.001; r=0.502, p<0.01; sırasıyla). Postoperatif PVRV ile ilişkili olabilecek parametrelere bakıldığında sadece preoperatif PVRV ile postoperatif PVRV arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyon tespit edilmiştir (r=0.672, p<0.001). Preoperatif dönemde artmış PVRV tespit edilen 16 hasta ile PVRV ölçümü normal olan hastalar preoperatif döneme ait demografik ve klinik özellikleri açısından karşılaştırılmıştır. Buna göre PVRV≥150 ml olan hastalarda ortalama Aa, Ba değerleri PVRV<150 ml olanlardaki değerlere göre anlamlı derecede daha yüksek iken PUVA (istirahat) ve PUVA (valsalva) değerleri anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur. Bu değerlerle yapılan çoklu lojistik regresyon analizi sonucunda PVRV≥150 ml varlığını öngörmede anlamlı olabilen tek bağımsız faktör olarak preoperatif Aa değeri [Odds Oranı (%95 Güven Aralığı)= 7.24 ( 0.56-93.12), p=0.029] bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda ileri evre POP olgularında POP-Q değerlendirmesinde artmış Aa noktası değeri, hastaların işeme sonrası artmış PVRV ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. PVRV≥150 ml varlığını öngörmek için belirlenen en iyi eşik değer %87.5 sensitivite ve %66.7 spesifisite ile +2.1 cm değeri bulunmuştur. Uygun cerrahi yaklaşımla düzeltilen POP olgularında PVRV ve Aa noktası arasındaki ilişki ortadan kalkmaktadır. Üretral mobilitenin preoperatif ve postoperatif dönemde PVRV ile ilişkisi yoktur. Literatürde bu konuyla ilgili yeterli çalışma olmamakla birlikte klinik pratikte uygulanabilmesi için ilave çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Pelvik Organ Prolapsusu, Redizüel İdrar Volüm, PVRV, POP-Q