COVİD - 19 enfeksiyonu tanısıyla hastanede yatan ve hemodiyalize giren hastaların klinik sonlanımları
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHMET GÜRDAL SAVSAR
Danışman: Ebru GÖK OĞUZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Hemodiyaliz (HD) hastalarının COVID-19 salgını boyunca sağlıklı popülasyona göre daha fazla etkilendiği bilinmektedir. Bu durum prognoz sürecinin araştırılması üzerinde önemli bir baskı oluşturur. Bu çalışmanın temel amacı, hemodiyaliz uygulanan ve COVID-19 tanısı ile servislerimizde yatan hastaların klinik sonlanım süreçlerine (yoğun bakıma yatış, entübasyon gereksinimi, yatış süresi, mortalite) hemodiyaliz tedavisi almanın etkisini belirlemektir. Bu çalışmanın bir diğer amacı da hemodiyaliz ihtiyacının COVID-19 prognozuna etkisini inceleyerek ülkemiz verilerine katkı sağlamaktır. Hemodiyaliz ile COVID-19 enfeksiyonu arasındaki etkileşimin belirlenmesinden sonra çalışmamız, COVID-19 tanısıyla diyalize giren ve akut/kronik böbrek yetmezliği tanısı olan hastalarda önleme ve tedavi stratejilerinin belirlenmesinde yeni araştırmalara öncü olabilecektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Mart 2020 ile Mart 2021 arasında hemodiyaliz uygulanan ve COVID-19 tanılı104 hasta üzerinde kesitsel bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada hastalar; (i) kronik böbrek yetmezliği (KBY) tanısı olan ve rutin hemodiyaliz alanlar; (ii) kronik böbrek hastalığı (KBH) olan ve acil hemodiyaliz ihtiyacı olanlar; ve (iii) bilinen bir böbrek hastalığı olmayan ancak akut böbrek hasarı (ABH) nedeniyle acil hemodiyaliz ihtiyacı olanlar. Hasta verileri geriye dönük olarak incelendi. Verilerin istatistiksel analizleri SPSS V.15 kullanılarak yapıldı. Çalışmadaki istatistiksel analizlerde p 0.005), ölen grupta ölmeyen gruba göre sıklığı daha fazla olmak üzere istatiksel olarak anlamlı fark vardı (p=0.039). Ölen hastalarda lökosit (p<0.001), AST (p<0,001), LDH (p<0.001), CRP (p<0.001), ferritin (p=0.010), d-dimer (p<0.001) artışları ve lenfosit (p=0.048), albümin (p<0.001) düşüşleri ölmeyen gruba göre istatiksel olarak anlamlı idi. Çalışmamızda demografik, klinik ve laboratuvar faktörleri değerlendirdiğimizde mortalite üzerine etkili faktörlerin lenfopeni (%73,1); p=0.001 HR, 1.009; %95 CI, 1.000 - 1.001, KBH varlığı altında acil HD tedavisi alma (%43.3) p=0.030 HR, 1.816; %95 CI, 1.058 – 3.116, AST de 2 kattan daha fazla artış olması (%40,3) p=0.019 HR, 2.005; %95 CI, 1.123 – 3.580, mekanik ventilasyon ihtiyacı (%89.6) p=0.002 HR, 4.433; %95 CI, 1.703 - 11.544 ve d-dimer yüksekliği (%45) p=0.012 HR, 1.0066; %95 CI, 1.014- 1.121 olduğu saptandı. SONUÇ: Çalışmamızda COVID-19 tanısı ile hastane yatışlarında HD tedavisi alan hastaları incelediğimizde KBY nedeni ile rutin HD alan hastaların mortalitesinin genel popülasyondan fazla olmakla beraber dünya geneli diğer rutin HD çalışmaları ile yakın sonuçlar verdiğini gözlemledik. Bununla beraber rutin HD almayan hastalarda, ABH gelişimi ve HD ihtiyacı doğmasının mortalitede belirgin bir artış ile karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. Bu durum, özellikle ciddi klinik durumda olan hastalarda sitokin fırtınası ve gelişen çoklu organ yetmezliği tablosuna eşlik eden akut böbrek hasarının doğrudan mortalite ile ilişkilendirilebileceğini göstermektedir. Hastaların biyokimyasal verileri analiz edildiğinde AST artışı, lenfopeni, d-dimer yüksekliği ön planda mortaliteyle doğrudan ilişkili bulunmuştur. Bu bilgiler ışığında hastaların bahsi geçen biyokimyasal laboratuvar değerleri yakın takibe alınarak hem COVID-19 klinik seyri hem de renal kaynaklı mortalitenin yakın takibi sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: COVID-19, son dönem böbrek yetmezliği, hemodiyaliz, kronik böbrek hastalığı, akut böbrek hasarı, mortalite