Adli psikiyatrik tedavide yatış süresinin belirleyicileri olarak hasta karakteristikleri, klinik özellikler ve servis içi saldırganlık parametreleri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY PROF. DR. MAZHAR OSMAN RUH SAĞLIĞI VE SİNİR HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DENİZ ÖZTÜRK ÖNDER
Danışman: Fatih ÖNCÜ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Yatırılarak yapılan adli psikiyatrik tedavi süresini etkileyen faktörleri inceleyen çalışmaların genellikle hastaların sosyodemografik ve özgeçmiş özelliklerine odaklandığı, klinik değişkenlerin ve yatış süresinde hastaların davranış ve uyum problemlerinin yeterince araştırılmadığı izlenmektedir. Bu çalışmada suç işledikten sonra koruma ve tedavi altına alınan hastaların sosyal, demografik ve klinik özelliklerinin belirlenmesi, klinik içi saldırganlık parametrelerinin sıklığının ve niteliğinin değerlendirilmesi ve bunların hasta klinik özellikleri ile ilişkisinin araştırılması ve uzun süreli adli psikiyatrik yatış ile ilişkili faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. YÖNTEM: Çalışmamız, retrospektif, tanımlayıcı ve kesitsel dosya taraması şeklinde planlanmıştır. Çalışmamıza Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne işlediği suç nedeniyle ceza sorumluluğu bulunmadığına veya azaldığına karar verilmiş ve Türk Ceza Kanunu'nun 57. Maddesi uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak herhangi bir tarihte koruma ve tedavi amacıyla gönderilmiş ve 1 Mayıs 2022 - 1 Ocak 2024 arasında mahkeme kararı ile koruma ve tedavisi sonlandırılarak Adli Psikiyatri Kliniği'nden taburcu edilen 232 olgu dahil edilmiştir. Olgulara ilişkin hedef verileri elde etmeye yönelik araştırmacı tarafından oluşturulan, sosyodemografik, klinik ve suça ilişkin özellikleri içeren bir veri formu, Taylor Suç Şiddet Profili ve Modifiye Açık Saldırganlık Ölçeği, Klinik Global İzlem Ölçeği kullanılmıştır. BULGULAR: Saldırganlık eylemi gösteren gruptaki erkek hasta oranı, olmayan gruba kıyasla anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p = 0.03). Diğer sosyodemografik özellikler arasında ise gruplar arasında herhangi bir fark saptanmamıştır. Tüm örneklemde en sık görülen birincil tanı, diğer psikotik bozukluklar olarak tespit edilmiştir. Madde kullanım bozukluğu, saldırganlık eylemi olan hasta grubunda %17.6 (n=3), saldırganlık eylemi olmayan hasta grubunda ise %5.1 (n=11) oranında saptanmış olup, bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır (χ² = 4.36, p = 0.04). Ayrıca, saldırganlık eylemi gösteren grupta intihar ve kendine zarar verme davranışı, olmayan gruba göre anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (p < 0.01). Hastalık başlama yaşı da saldırganlık eylemi gösteren grupta (21.76 ± 12.91), olmayan gruba (27.99 ± 11.33) kıyasla anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur (p < 0.01). En sık saptanan indeks suç türü kişiye yönelik suçlar iken, örneklem genelinde en sık rastlanan indeks suç şiddet profili orta düzey şiddet olarak belirlenmiştir. Saldırganlık eylemi gösteren grupta yatış süresi anlamlı derecede daha uzun bulunmuştur (p < 0.01). Çok değişkenli regresyon analizine göre, saldırganlık eylemi varlığı (β = 0.13, p = 0.04), erkek cinsiyet (β = 0.21, p = 0.01), alkol kullanım bozukluğu (β = 0.14, p = 0.02), indeks suç şiddet profili (β = 0.17, p < 0.01) yatış süresinin anlamlı ve bağımsız yordayıcıları olarak belirlenmiştir. Ayrıca, madde kötüye kullanım öyküsünün olmaması (B = 2.39, p = 0.02), önceki koruma ve tedavi yatışının olmaması (B = 3.30, p < 0.01) ve gelişteki klinik global izlem şiddeti (B = 2.38, p < 0.01) erkek hastalarda 2 yıldan uzun yatış süresi ile anlamlı şekilde ilişkilendirilmiştir. Gelişteki klinik global izlem şiddeti (B = 1.36, p < 0.01) hastane içi saldırganlık eyleminin bağımsız yordayıcıları arasında bulunmuştur. SONUÇ: Çalışmamızda, yatış süresi boyunca meydana gelen saldırganlık eylemlerinin yatış süresi ile pozitif bir ilişki gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca gelişte semptomların şiddetinin hastane içi saldırganlık eylemini yordadığı saptanmıştır. Bu bulgular, adli psikiyatrik tedaviye gönderilen hastaların yatışın başlangıcından itibaren risk değerlendirmesinin ayrıntılı yapılması gerektiğinin ve klinik içi saldırganlık olaylarının klinisyenlerin taburculuk kararları üzerine olan etkisinin önemine işaret etmektedir. Klinik değişkenler ve yatış süresince hastaların davranış ve uyum problemlerinin adli psikiyatrik tedavi süresi üzerindeki etkilerine dair daha kapsamlı çalışmalar literatüre katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Zorunlu tedavi, yatış süresi, adli psikiyatri, saldırganlık