HIV ile enfekte hastalarda CMV IgG, CMV IgM ,kan CMV PCR, pp65 değerlerinin klinik bulgular ile korelasyonunun araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELİKE ÇIVAK

Danışman: Ayşe İNCİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: CMV-HIV koenfeksiyonu seroprevalansı ülkemizde yüksek seyretmekte ve HIV ile enfekte hastalarda sık karşılaşılan fırsatçı patojenlerden biri olmaya devam etmektedir. Gelişen tedavi rejimlerine rağmen hastalığın morbiditesi ve mortalitesi yüksek seyretmektedir. Enfeksiyon tanısında kullanılan laboratuvar ve serolojik parametlerde belirlenmiş eşik değer bulunmamakta ve bu parametrelerin enfeksiyon ile korelasyonu tam olarak bilinmemektedir. Yaptığımız çalışmada HIV ile enfekte hastalarda hemogram, HIV RNA, CD4 sayısı, CD4/8 oranı ve CMV IgG, CMV IgM, kan CMV PCR, pp65 değerlerinin klinik bulgular ile korelasyonu incelenerek CMV kliniği saptanan ve saptanmayan hastaları öngörmedeki gücü ve klinikte kullanılabilirliği araştırıldı. Gereç yöntem: Çalışmamızda İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi polikliniğinde kayıtlı, Ocak 2010-Aralık 2020 tarihleri arasında takip edilen HIV enfekte hastalar; hasta dosyalarından, Hastane Bilgi Yönetim Sisteminden geriye dönük tarandı. Dokuların patolojik değerlendirmesinde CMV immünohistokimyasal boyaması raporlanmış hastalar kullanıldı. Oftalmolojik muayene hastanemizde alanında deneyimli bir oftalmolog tarafından yapıldı. İstatiksel analiz SPSS 25.0 programı ile yapıldı. İstatiksel anlamlılık için p değeri 0,05'ten küçük olması durumu kabul edilmiştir. Bulgu: Hastaların %84,35'i erkek, %15,65'i kadın olmak üzere toplam 115 hasta çalışmamıza dahil edildi. Yaş ortalaması 36,5±22,4 yıl olduğu gözlendi. Klinik duruma göre gruplandırıldığında; %15,65 'i CMV sendromu (n=18), %36,52'si CMV uç organ hasarı (n=42) ve %47,83'ü CMV enfeksiyonu saptanmayan (n=55) hasta idi. CMV sendromu ile CMV uç organ hasarı saptanan hastaların pp65 ve kan CMV DNA değerleri birbiri ile kıyaslandığında sırası ile (p<0,001), (p=0,008) olduğu ve aralarında istatistiksel anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Buna göre uç organ hasarı gelişen hastaların en yüksek pp65 ve CMV DNA sayısına sahip olduğu görülmüştür. Uç organ hasarı geliştirenler ve CMV enfeksiyonu saptanmayanlar pozitif CMV IgM sayısına göre kıyaslandığında, CMV uç organ hasarı gelişenlerde CMV enfeksiyonu gelişmeyenlere göre istatistiksel anlamlı yükseklik bulundu. (p =0,019). CMV enfeksiyonu gelişmeyenlerin lenfosit sayıları uç organ hasarı ve CMV sendromu ile kıyaslandığında sırası ile (p=0,006), (p=0,041) olduğu ve gruplar arasında istatistiksel anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Lenfosit sayıları en yüksek CMV enfeksiyonu saptanmayan grupta, en düşük CMV uç organ hasarı gelişenlerinde olduğu görülmüştür. CMV uç organ hasarı gelişenler ile CMV enfeksiyonu gelişmeyen hastaların hemoglobin düzeyleri kıyaslandığında aralarında istatistiksel anlamlı fark bulunmuştur (p=0,002). CMV uç organ hasarı gelişenlerde hemoglobin değerinin en düşük seviyede olduğu gözlenmiştir. Sonuç: CMV DNA ve pp65 değerlerinin CMV hastalığı gelişme riski açısından tanıda anlamlı olduğu görülmüştür. CMV DNA ve pp65'in sayısal değerleri ile hastalık şiddeti arasında doğru orantılı ilişki olduğunu saptanmıştır. CMV uç organ hasarı olanlar ile CMV enfeksiyonu geliştirmeyenler CMV IgM pozitifliği açısından kıyaslandığında gruplar arasında anlamlı farkın olduğu saptanmıştır. Ancak CMV IgM'nin tanı koyma öngörüsü, pp65 ve CMV DNA değerleri ile kıyaslandığında tanı koyma öngörüsünün daha zayıf kaldığı görülmektedir. Türkiye CMV IgG seroprevalansı yüksek bir ülke olduğundan hastalarda CMV IgG bakmak tanı açısından hekimlere yol gösterici olmamaktadır. Lenfosit ve hemoglobin değeri düştükçe uç organ hasarı saptanma ihtimali artmaktadır. Anahtar kelimeler: HIV, CMV, pp65, CMV DNA