Çocuk Yoğun Bakım Ünitesinde solunum sıkıntısı nedeniyle yatan hastalarda prealbumin düzeyleri ile hastanede yatış süreleri ve mortalite ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DİLA GÜNAY
Danışman: Hasan AĞIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Çocuk Yoğun Bakım Ünitesinde Solunum Sıkıntısı Nedeniyle Yatan Hastalarda Prealbumin Düzeyleri ile Hastanede Yatış Süreleri ve Mortalite İlişkisi ÖZET Amaç: Solunum sıkıntısı çocuklarda önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir, erken tanınması ve etkin tedavi edilmesi mortalitenin azaltılmasında en önemli unsurdur. Bu nedenle prognozu öngörme gücü yüksek biyobelirteçler kritik hasta yönetiminde erken müdahale sağlayarak morbidite ve mortalitenin azalmasında etkili olabilir. Solunum sıkıntısı nedeniyle Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi'ne yatırılan çocuklarda erken dönemde (ilk 24 saat) ölçülen prealbumin düzeylerinin ventilatör ihtiyacı ile ilişkisini değerlendirmek, ÇYBÜ kalış süresi ve mortalite üzerindeki öngörücü değerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli, gözlemsel kohort çalışmaya; S.B.Ü. İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi'nde 01.04.2025–01.10.2025 tarihleri arasında orta–ağır solunum sıkıntısı nedeniyle izlenen, 1 ay–18 yaş aralığındaki hastalar dahil edilmiştir. Solunum sıkıntısının şiddeti, başvuru anında Modified Respiratory Distress Assessment Instrument (mRDAI) ve Pediatric Respiratory Severity Score (PRESS) kullanılarak değerlendirilmiştir. Belirlenen hasta grubunda, yoğun bakıma kabul zamanı başlangıç noktası olarak kabul edilmiş; hastaların serum prealbumin düzeyleri yatış sırasında ve ilk 24 saat içinde ölçülmüş, C-reaktif protein (CRP) için yatıştan sonraki ilk 72 saat içinde saptanan en yüksek değer, prokalsitonin için ise yatıştan sonraki ilk 48–50 saat içinde saptanan en yüksek değer kaydedilmiştir. Aynı dönemde alınan solunum yolu polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) sonuçları ve SpO₂/FiO₂ oranları analizlere dahil edilmiştir. Hastaların demografik özellikleri, eşlik eden ek hastalık varlığı, uygulanan solunum desteği türü ve süresi (HFNC, non-invaziv veya invaziv mekanik ventilasyon), yoğun bakım yatış süresi ve hastane içi mortalite verileri standartlaştırılmış Olgu Rapor Formu'na kaydedilmiştir. Bulgular : Çalışmaya dahil edilen 108 hastanın yaş dağılımı incelendiğinde; hastaların 38'i (%35,2) 12 yaş grubunda yer almaktaydı. Olguların %56,5'i erkek, %43,5'i kız idi. Hastane içi mortalite oranı %8,3 olarak saptandı. Yoğun bakım yatış süresi ortancası 8 gün (1–137), mekanik ventilasyon süresi ortancası ise 4 gün (1–25) olarak bulundu. Yoğun bakıma kabul sırasında ölçülen serum prealbumin düzeyleri ile yoğun bakım yatış süresi (ρ=−0,140, p=0,149) ve mekanik ventilasyon süresi (ρ=−0,011, p=0,916) arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmadı. Yatıştan sonraki ilk 72 saat içinde ölçülen en yüksek CRP değerleri ile yoğun bakım yatış süresi arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı korelasyon saptandı (ρ=0,367, p 0,05). mRDAI ve PRESS skorları ile SpO₂/FiO₂ oranı arasında ise anlamlı negatif korelasyon saptandı (her ikisi için p<0,001). Mortaliteyi öngörmede yapılan ROC analizinde en yüksek ayırt ediciliğe mRDAI skoru sahipti (AUC=0,76; %95 GA: 0,50–0,96; p=0,009). Bunu sırasıyla SpO₂/FiO₂ oranı (AUC=0,73; p=0,021) ve prealbumin düzeyi (AUC=0,72; p=0,029) izledi. PRESS skoru (AUC=0,67; p=0,043) ve CRP düzeyi (AUC=0,68; p=0,075) orta düzey ayırt edicilik gösterirken, prokalsitonin düzeyinin mortaliteyi öngörmede anlamlı performans göstermediği saptandı (AUC=0,66; p=0,132). Mortalite için yapılan çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, prealbumin düzeyi ve mRDAI skoru bağımsız belirteçler olarak saptandı. Prealbumin düzeyindeki artış mortalite olasılığını azaltırken (OR=0,81; %95 GA: 0,67–0,97; p=0,024), mRDAI skorundaki artış mortalite olasılığını artırmaktaydı (OR=2,01; %95 GA: 1,02–3,96; p=0,044). SpO₂/FiO₂ oranı ise bağımsız belirteç olarak bulunmadı (p=0,979). Sonuç: Orta ve ağır solunum sıkıntısı nedeniyle Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi'ne yatırılarak solunum desteği ile izlenen hastalarda, erken dönemde ölçülen prealbumin düzeyi mortalite ile ilişkili bulunmuş; ancak yatış süresi ve mekanik ventilasyon süresi ile anlamlı ilişki göstermemiştir. Buna karşın mRDAI skoru ve SpO₂/FiO₂ oranı mortaliteyi öngörmede daha yüksek ayırt edici güce sahip parametreler olarak öne çıkmaktadır. Çok değişkenli analizde prealbumin düzeyinin bağımsız bir prognostik belirteç olarak saptanması, bu biyobelirtecin klinik şiddet göstergelerinden bağımsız olarak mortalite riskini yansıtabileceğini düşündürmektedir. Anahtar kelimeler: Solunum sıkıntısı, solunum desteği, prealbumin, negatif akut faz reaktanı, prognoz