Trakeal rezeksiyon ve rekonstrüksiyon sonrası restenoz oluşumunu tetikleyen faktörler


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERDAR ACEMOĞLU

Danışman: Funda İNCEKARA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç Trakeal stenoz etyolojisinde benign ya da malign sebeplerin olduğu heterojen bir morbiditedir. En sık nedeni entübasyona bağlı görülmekle birlikte benign tümörler, travma, trakoeostomi, enfeksiyöz, otoimmun hastalıklar, idiyopatik ve malign tümörler stenoza neden olabilir. Müdahale edilmediğinde potansiyel olarak yaşamı tehdit edici hale gelebilir. Trakeal stenoz cerrahisi, riskli bir prosedür olmakla birlikte uygun koşullarda yüksek başarı oranına sahip bir tedavi yöntemidir. Ancak restenoz, ikinci bir trakeal cerrahi müdahalede zorluklara yol açmaktadır. Yoğun fibrozis ve daha kısa bir trakea nedeniyle anastomotik komplikasyonlar ortaya çıkabilir ve operasyonun başarısını düşürebilir. İkinci bir başarısızlık, hastayı ömür boyu trakeostomi ve ses kısıklığı gibi kalıcı sorunlarla yaşamaya mahkum edebilir. Bu çalışmada, trakea rezeksiyonu ve rekonstrüksiyonu uygulanan hastalarda restenoz oluşumuna neden olan faktörlerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem Çalışmamız Ocak 2008 - Ocak 2023 tarihleri arasında Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi Kliniği'inde trakeal rezeksiyon ve rekonstrüksiyon yapılan hastalar retrospektif olarak incelenmiştir. Benign veya malign nedenlerle trakeal stenozu olan, tüm yaş gruplarında ve verilerine eksiksiz ulaşılan hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmamızda; yaş, cinsiyet, stenoz nedeni, stenoz yeri, ek hastalıklar, işareteleme yeri, rezeksiyon uzunluğu, sütür materyali ve operasyon tekniklerinin restenoz üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bulgular Retrospektif olarak 51 hasta incelendi. Hastaların 43'üne (%84,4) entübasyon sonrası, 5'ine (%9,8) sekonder trakea tümörü ve 3'üne (%5,8) primer trakea tümörü nedeniyle trakeal rezeksiyon ve rekonstrüksiyon yapıldı. Hastaların stenoz düzeyine göre dağılımı; 44'ü (%86,3) servikal trakea yerleşimli, 2'si (%3,9) torasik trakea ve 5'i (%9,8) karina yerleşimliydi. Toplam 13 (%25,4) hastada cerrahi sonrası restenoz görüldü. PETS olan hastaların 11'inde (%25,6) ve sekonder trakea tümörü olan hastaların 2'sinde (%40) restenoz tespit edilirken, primer trakea tümörü olan 3 hastada restenoz görülmedi. Preoperatif dilatasyon sayısı restenoz gelişen grupta ortalama 2,77 iken, restenoz gelişmeyen grupta ortalama 2,35 olarak belirlenmiştir. Preoperatif dilatasyon sayısının artmasının restenoz gelişimi üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür (p=0,05) Çalışmamızda yaş, cinsiyet, komorbiditeler, stenoz yerinin tespit yöntemi, preoperatif trakeostominin varlığı, rezeke edilen segment uzunluğu, sütur tekniği, sütur materyali ve stenoz derecesinin restenoz üzerinde etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0,05). Hastaların 11'inde (%57,8) granülasyon dokusu, 1'inde (%5,2) yara yeri enfeksiyonu, 4'ünde (%21,1) pnömoni, 2'sinde (%10,4) vokal kord paralizisi ve 3'ünde (%15,6) anastomoz fistülü komplikasyonları görüldü. Tüm tedaviler sonrasında hastaların 46'sında (%90,1) başarılı sonuç elde edildi. Sonuç Çalışmamızda, trakeal rezeksiyon ve rekonstrüksiyon uygulanan hastalarda restenozu etkileyen faktörler değerlendirilmiştir. Restenoz açısından istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edilmese de uygun hasta seçimi, titiz cerrahi teknik, rezeksiyon uzunluğu ve anastomoz gerginliğini azaltmak amacıyla yapılan serbestleme manevralarının önemi vurgulanmıştır. Restenoza yol açan faktörler dikkatlice incelendiğinde, ikincil cerrahilerde yüksek başarı oranlarına ulaşılabileceği belirtilmiştir