Ada prediyabet risk anketinin Türk prediyabet hastalarında nefropatinin ve diyabetin öngörülmesi konusundaki etkinliği


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İDRİS BAYDAR

Danışman: Doğan Nasır BİNİCİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET ADA Prediyabet Risk Anketinin Türk Prediyabet Hastalarında Nefropatinin ve Diyabetin Öngörülmesi Konusundaki Etkinliği ve Prediyabet Hastalarında Tiroid Otoimmunitesi, Nefropati Sıklığı ve Metabolik Sendrom İlişkisinin Araştırılması Son yıllarda dünyada ve ülkemizde sıklığı hızla artan bir hastalık olması ve komplikasyonları nedeniyle yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemesi ve ciddi maliyet ortaya çıkarmasından dolayı diabetes mellitus (DM) önemli bir sağlık sorunu olmuştur. Bundan dolayı tüm dünyada erken tanı, tedavi ve komplikasyonların önlenmesi için geniş çaplı araştırmalar yapılmakta, farklı kriterler ve tedavi yöntemleri ortaya çıkmaktadır. DM'de en maliyet etkin yol ise tabiki erken tanı konulması, hatta tanı öncesi hastaların yakalanması ve koruyucu önlemlerle hastalığın ortaya çıkmasını engellemektir. Prediyabet bozulmuş glukoz toleransı (BGT) ve bozulmuş açlık glukozu (BAG) için kullanılan bir terim olup iki durum da DM ve kardiyovasküler hastalık için risk faktörü kabul edilmektedir. Tip 2 diyabet tanısı konduğu anda hastaların %10-40'ında komplikasyonlar vardır. Bu durum bize prediyabetin sessiz bir evre olmadığını diyabetin taşıdıgı sağlık risklerini barındırdığını düşündürmelidir. Diyabetik nefropati diyabetin önemli mikrovasküler komplikasyonlarından biridir. Yapılan çalışmalarda prediabetin de diyabetin erken dönemlerinde olduğu gibi, glomerüler hiperfiltrasyon ve albüminüri gelişimi ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca normoglisemiden BAG, tanı konmamış diyabet ve tanı konmuş diyabete doğru gidildikçe hem mikroalbuminüri hem de makroalbuminüri sıklığında artış olduğu bildirilmiştir. Bu sonuçlar prediyabetin masum bir tablo olmadığını, prediyabetik hastalarında erken tanı ve tedavisinin önem arz ettiğini ortaya koymaktadır. Prediyabet döneminde alınacak önlemler aşikar DM gelişimine ve komplikasyonların ortaya çıkmasına engel olunması açısından büyük önem arz etmektedir. Aşikar DM ortaya çıkmadan önce hastaların tespit edilmesi de erken tanı ve tedavi için önemlidir. Bu amaçla bazı yöntemler geliştirilmiştir. Bunlardan biri risk anketleridir (FINDRISK anketi, ADA prediyabet risk anketi). Bu anketlerdeki parametrelere göre hastaların DM gelişimi açısından riskleri belirlenmektedir. Bizim çalışmamızda da ADA prediyabet risk anketi kullanıldı. Çalışmamızın amacı ADA prediyabet risk anketinin Türk prediyabet hastalarında nefropatiyi ve yeni tanı tip 2 DM hastalarını tahmin etmedeki yeterliliğini ölçmektir. Ayrıca prediyabet hastalarında nefropatinin metabolik sendrom ve tiroid otoimmunitesi ile ilişkisinin araştırılması da amaçlanmıştır. Çalışmaya Haziran 2016 – Aralık 2017 tarihleri arasında Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastahanesi'nde Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniği ve İç Hastalıkları Polikliniği'ne ayaktan başvuran, açlık plazma glukozu 100-125 mg/dl arasında saptanan ve 75 gr OGTT testi yapılan 342 hasta dahil edilmiştir. Hastaların sabah ilk idrarda proteinüri durumu kontrol edilmiş ve 150 mg/dl proteinürisi olan hastaların GFR değerleri de göz önünde bulundurularak nefropatisinin olduğunda karar verilmiştir. Hastalara bilgi verilip onamları alındı. Hastalara ADA prediyabet risk anketi yapıldı ve veriler bilgisayar ortamında istatistiksel olarak analiz edildi. Çalışmamıza toplamda 342 hasta dahil edildi. Bunların %34.2'sini erkek (n=117), %65.8'ini (n=225) kadın hastalar oluşturdu. Hastaların %95,2'sine (Tablo 5'teki tanı kriterlerine göre) prediyabet tanısı konuldu, %4,8'inde ise hem OGTT sonuçları hem HbA1C sonuçları normal saptandı, yani prediyabetleri yoktu. Hastaların 82'sinde (%27,7) nefropati, %40,1'inde MS olduğu saptandı. OGTT sonucu ile nefropati varlığı arasındaki ilişki analiz edildi. Yapılan analizde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu görüldü (p=0,001). Nefropatinin özellikle BGT, BGT + BAG, yeni tanı tip 2 DM grubunda anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu izlendi. Nefropatisi olan grupta ortalama HbA1C değerinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu görüldü (p=0,004). Prediyabet risk anketi skorunun OGTT sonucunu tahmin etmedeki duyarlılığı ROC analizi ile test edildi. ROC analizinde AUC:0,593 olarak saptandı. En iyi spesifite ve sensitivite %54 sensitivite ve %63 spesifite olarak bulundu. Bu sonuca göre testin sonucu anlamlı çıkmış olsa bile anlamlılık düzeyinin OGTT sonucunu tahmin etmede kullanmaya uygun olmadığı söylenebilir (p=0,006). Yine prediyabet risk anketi skoru tip 2 DM tanısı alanları predikte edebilir mi diye ROC analiz ile incelendi. ROC analizinde AUC:0,576 olarak saptandı. En iyi spesifite ve sensitivite %58 sensitivite ve %54 spesifite olarak bulundu. Nefropati varlığının MS ve tiroid otoantikor pozitifliği ile olan ilişkisi analiz edildiğinde istatiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olmadığı görüldü (p=0,099). ADA prediyabet risk anketinin yeni tanı tip 2 DM hastalarını tahmin etmedeki sensitivite ve spesifitesi çok düşük saptanmıştır. Düşük puan alanlarda tip 2 DM tanısı konulabileceği gibi, yüksek puan alanlarında da OGTT sonuçları normal olarak sonuçlanabilmektedir. Bu durum ADA prediyabet risk anketinin Türk toplumunda yeni tanı tip 2 DM hastalarını tahmin etmede kullanmaya uygun bir anket olmadığı söylenebilir. ADA prediyabet risk anketinin OGTT sonucu normal hastaları tahmin etmedeki sensitivite ve spesifitesi de çok düşük saptanmıştır. Bundan dolayı bu anketle OGTT sonucunu tahmin etmenin Tük toplumunda mümkün olmadığı görülmüştür. Literatür ile uyumlu olarak bizim çalışmamızda da glisemik durum ile nefropatinin anlamlı bir ilişkisinin olduğu görülmüştür. OGTT sonuçları ve Hba1C değerinin nefropati varlığıyla anlamlı bir ilişki ortaya çıkardığı görülmüştür. Nefropatinin özellikle BGT, BAG + BGT ve yeni tanı tip 2 DM hastalarında daha yüksek olduğu izlenmiştir. Bu sonuçlara göre nefropatinin prediyabet döneminde de gelişebileceği görülmektedir. Bundan dolayı prediyabet erken tanı ve tedavisinin nefropati ve KBY açısından önem arzettiği, bundan dolayı sadece DM tanısı olanların değil prediyabet döneminde olanlarında nefropati açısından tetkik ve tedavisi önem arzetmektedir.