Myeloproliferatif hastalık ön tanılı olgularda Next Generation Sequencing (NGS) panel testlerinin tanıya katkısının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR BOZYAKA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: UTKUCAN GÜRSOY
Danışman: Oktay BİLGİR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: İlk olarak JAK2 mutasyonunun miyeloproliferatif hastalıklarda gösterilmesinin ardından MPL ve CALR mutasyonları da tanımlanmış, hastalık tanısında mutasyon varlığının gösterilmesi son yıllarda hızlıca majör kriterler arasında yer almıştır. Bu mutasyonların tanının dışında aynı zamanda prognoz tayininde de etkili olduğunun gösterilmesi nedeniyle günlük hematoloji pratiğinde birçok mutasyonun taranması miyeloproliferatif hastalıklarda bir ihtiyaç haline gelmiştir. NGS yöntemi eş zamanlı olarak birçok genetik mutasyonun çalışılabilmesine olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada NGS panel taramalarının miyeloproliferatif hastalık ön tanısıyla tetkik edilen hastalarda tanı koymaya yararlılığının gösterilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Hastane bilgi yönetim sistemi üzerinden hasta verileri incelenerek son 7 yıl içerisinde (2016-2022) SBÜ Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji kliniğince myeloproliferatif hastalık ön tanısıyla tetkik edilen, genetik mutasyon taraması yapılan ve bu amaçla NGS paneli çalışılmış 306 hasta dahil edildi. Hastaların yaş, cinsiyet, hemogram, abdominal görüntüleme, kemik iliği aspirasyon biyopsisi ve imprint, patoloji vb. tetkikler sonucunda konulan nihai tanıların incelemesi yapılmış ve NGS panel tetkiklerinin sonuçları not edilmiştir. Bulgular: Hastalarının yaş ortalaması PV için 57,11±14,7, ET için 61,69±18,53 ve PMF için 59,86±15,29 hesaplanmıştır. PV hastalarından CALR mutasyonu olanların yaşı diğer hastalardan daha genç bulunmuştur. (p=0,01). JAK2 mutasyonu her üç miyeloproliferatif hastalıkta da en sık görülen mutasyondur. Genetik taramalar sonucu triple negatiflik oranı PV için %44,44, ET için %30,95, PMF için %21,43'tür. JAK2 mutasyonu RT-PCR ve NGS tetkik sonuçlarında %6,2 farklı sonuç saptanmıştır. JAK2 mutasyonu taramasında RT-PCR'ın sensitivitesi NGS'ten daha yüksek bulunmuştur. ET hastalarında CALR mutasyonu taşıyan grupta hemoglobin ve hematokrit düzeyleri anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (sırasıyla p=0,036 , p=0,016). PV hastalarında trombosit sayısı JAK2 ve triple negatif hasta grubunda diğer hastalardan anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p=0,032). Lökosit sayısı ile mutasyon profili arasında hasta grupları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. PV hastalarında serum EPO düzeyleri hastaların %51,9'unda düşük, %37'sinde normal saptanmıştır. MPN tanısı almamış polisitemisi olan hastaların serum EPO düzeyleri hastaların %17,1'inde düşük, %81,1'inde normal saptanmıştır. PV hastalarında JAK2 mutasyonu saptanan hastaların serum EPO düzeyleri, JAK2 mutasyonu saptanmayanlara kıyasla anlamlı olarak daha düşük sonuçlanmıştır (p=0,032) Sonuç: NGS panel taramaları miyeloproliferatif hastalıkların tanısında yardımcı olmakla birlikte triple negatiflik oranlarının yüksek olması nedeniyle tek başına yeterli değildir. Miyeloproliferatif hastalıklarda mutasyon tipleriyle hemogram parametreleri, organomegali durumu ve serum eritropoetin düzeyleri arasında anlamlı ilişki mevcuttur. Anahtar kelimeler: NGS, miyeproliferatif hastalık, polisitemia vera, esansiyel trombositemi, primer miyelofibroz