Okul çağı çocuklarında hipertansiyon görülme sıklığı ve etkileyen faktörler


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HASEKİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMİNE SAĞLAM

Danışman: Mustafa Reşat DABAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu araştırmada İstanbul ili Eyüp ilçesinde bir aile sağlığı merkezinde kayıtlı 12-16 yaş aralığındaki çocuklarda hipertansiyon (HT) görülme sıklığının ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlandı. Ek olarak diğer sistemik hastalıkların (obezite, diyabetes mellitus (DM) ve dislipidemi) görülme sıklıkları ve birliktelikleri araştırıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya katılan çocukların yaşı ve cinsiyeti kaydedildi. Ayrıca çocukların boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve kan basıncı (KB) değerleri ölçülerek kaydedildi. Ek olarak son bir yıl içinde halk sağlığı laboratuvarında analizi yapılmış ve Laboratuvar Bilgi Sistemine (LABİM) yüklenmiş kan tetkikleri incelenerek katılımcıların açlık kan şekeri, total kolesterol ve düşük yoğunluklu lipoprotein değerleri kaydedildi. Ölçülen KB değerlerinin persentilleri yaş, cinsiyet ve boy uzunluğuna göre KB persentilleri çizelgesi kullanılarak belirlendi ve Amerikan Pediatri Akademisi Kılavuzuna göre tansiyon evrelemesi yapıldı. Vücut kitle indeksi (VKİ) kilogram olarak vücut ağırlığının, metre olarak boy uzunluğunun karesine bölünmesi ile hesaplandı. VKİ değerlerinin yaş ve cinsiyete göre persentilleri referans çizelgeler kullanılarak belirlendi ve sınıflandırıldı. Açlık kan şekeri (AKŞ) değeri 125 mg/dl'nin üzerinde ise 'DM', 100-125 mg/dl aralığında ise 'bozulmuş açlık glukozu', 100 mg/dl'nin altında ise 'normal' olarak sınıflandırıldı. Total kolesterol (TK) değeri 200 mg/dl ve üzerinde ise 'yüksek', 170-199 mg/dl aralığında ise 'sınırda yüksek', 170 mg/dl'den düşük ise 'kabul edilebilir' olarak sınıflandırıldı. Düşük yoğunluklu lipopretein (LDL: Low Density Lipoprotein) değeri 130 mg/dl ve üzerinde ise 'yüksek', 110-129 mg/dl aralığında ise 'sınırda yüksek', 110 mg/dl'den düşük ise 'kabul edilebilir' olarak sınıflandırıldı. İstatistiksel analizler IBM SPSS Statistics 22 (IBM SPSS, Türkiye) programı kullanılarak yapıldı. Tanımlayıcı istatistikler kategorik değişkenler için sayı ve yüzde olarak, sayısal değişken için ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum olarak verildi. Kategorik değişkenlere göre oranlar çapraz tablolar ve grafikler kullanılarak verildi. Bu oranlar bakımından gruplar arasında fark bulunup bulunmadığı Ki-kare testi kullanılarak karşılaştırıldı. P-değerinin 0,05'in altında olduğu durumlar istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar şeklinde değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya 300 çocuk dahil edildi. Katılımcıların yaş ortalaması 14,1±1,3 iken, %51,3'ü erkek, %48,7'si kız idi. Araştırmada prehipertansiyon (preHT), evre 1 HT ve evre 2 HT oranları sırasıyla %12,0, %11,3 ve %0,7 olarak bulundu. Kızlardaki oranlara göre, erkeklerde hem preHT hem de HT sıklıkları anlamlı ölçüde yüksek bulundu. VKİ düzeyi arttıkça hem preHT hem de HT sıklıklarının anlamlı ölçüde yükseldiği görüldü. AKŞ, TK veya LDL düzeylerine göre KB evrelerinin dağılımında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Cinsiyete göre VKİ, AKŞ veya LDL düzeylerinin dağılımında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. TK düzeyinin 'sınırda yüksek' ve 'yüksek' olma oranları, erkeklere göre, kızlarda anlamlı ölçüde fazla bulundu. VKİ düzeyine göre TK, LDL veya AKŞ seviyelerinin dağılımında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. AKŞ düzeyine göre TK veya LDL düzeylerinin dağılımında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Sonuç: Araştırmaya katılan çocukların yaşları 12-16 arasında olmasına rağmen; KB, VKİ, AKŞ, LDL ve TK değerlerinin normalin üzerinde olma sıklıkları sırasıyla %24,0; %29,3; %15,0; %25,3 ve %39,3 idi. Bu sonuçlar sistemik hastalıklarla mücadelenin çocukluk döneminden itibaren başlaması gerektiğini, öncelikle risk altındaki çocukların belirlenmesi ve bu çocuklara birinci basamak koruyucu hekimlik hizmetleri verilmesi gerektiğini göstermektedir (beslenme önerileri, fiziksel aktivitenin artırılması, yaşam tarzının düzenlenmesi vs). Ayrıca bu konularla ilgili toplumun bilinçlendirilmesine ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Çocuk, hipertansiyon, obezite, diyabetes mellitus, dislipidemi