Hıv ile yaşayan tedavi deneyimsiz kişilerde, taf-bazlı ve TDF bazlı antiretroviral tedavi rejimleri arasında serum lipid profili değişikliklerinin karşılaştırılması, retrospektif bir çalışma


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SULTAN ABDÜLHAMİD HAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BİROL BALÇIN

Danışman: Levent GÖRENEK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çalışmamızın gayesi, tedavi deneyimsiz HIV ile yaşayan kişilerde TAF bazlı veya TDF bazlı ART rejimlerine başlandıktan 48. hafta sonra serum lipid profili ile 10 yıllık ASCVD gelişme riskinde meydana gelen değişimleri ve rejimlerin bu değişimlere etki edip etmediğini analiz etmektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmamıza Ocak 2015 – Kasım 2023 tarih aralığında merkezimize HIV enfeksiyonu tanısı ile başvuran, tedavi deneyimsiz, 18 yaş ve üzeri, TAF/TDF + FTC+ INSTI+/-COBI rejimi başlanan olgular dâhil edildi. Olgular TAF veya TDF içeren rejim kullanımına göre 2 gruba ayrıldı. Demografik özellikleri (yaş, cinsiyet, BMI, sigara), komorbid hastalıkları (DM, HT, KAH), tedavi başlangıcındaki ve 48. tedavi haftasındaki laboratuvar bulguları (HIV RNA, CD4+ T lenfosit, serum kreatinin, HDL-C, LDL-C, TC, TG, TC/HDL-C), 10 yıllık SCORE2 ve Framingham skorları, kardiyovasküler risk grupları ile hedef LDL-C durumları kaydedildi. Veriler SPSS 25 paket programı üzerinden istatistiksel olarak analiz edildi. Bulgular: Olguların 15'i (%9.5) kadın, 143'ü (%90.5) erkek, ortama yaş 35,87±12,06 idi. 158 olgunun 91'i (%57.6) TAF, 67'si (%42.4) TDF bazlı rejim kullanmaktaydı. Her iki rejim grubu da 48 haftanın sonunda virolojik baskılanma ve immünolojik iyileşme açısından eşdeğer etkinliğe sahip bulunurken serum kreatinin, HDL-C, LDL-C, TC düzeyleri ile Framingham risk skorunu anlamlı ve benzer şekilde artırdı. TDF içeren rejimlerle TC/HDL ve hipertrigliseridemili hasta oranlarında azalma görülürken TAF içeren rejimlerle sabit kaldı. Bu farklılık TDF'nin anti-lipemik etkisine bağlandı. Ancak şaşırtıcı bir şekilde hedef LDL-C'e sahip hasta oranı TDF alan hastalarda TAF alan hastalara göre anlamlı olarak daha fazla azaldı. TAF içeren rejimlerle kardiyovasküler risk sınıfı artışında kötüleşme izlenirken TDF grubunda anlamlı değişiklik olmadı. Sonuç: Hem TAF hem TDF bazlı ART rejimleri ile eşdeğer viral baskılanma ve immünolojik iyileşme sağlandığı, renal fonksiyonların normal sınırlarda seyrettiği sonucuna varılmıştır. ART altında hem TAF hem de TDF bazlı rejimlerle dislipidemi ve ASCVD risk artışı gelişebileceğinden hastalar yakından izlenmelidir. Bununla birlikte belirgin trigliserid yüksekliği bulunan hastalarda TDF bazlı rejimlerin tercih edilmesinin uygun olabileceği değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: ASCVD, HIV, lipid profili, TAF, TDF