Çocukluk çağında görülen saç ve saçlı deri lezyonlarının epidemiyolojisi ve klinik özellikleri: Tek merkez deneyimi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SULTAN ABDÜLHAMİD HAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NİL EFSUN İZCİ
Danışman: Burçe CAN KURU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Sağlıklı çocuklarda saç ve saçlı deri lezyonların kesin prevalansı standart yöntemlerin olmaması, farklı tanı kriterleri ve anketlerde az sayıda lezyonun tanımlanması nedeniyle tartışmalıdır. Bu çalışmadaki amacımız pediatrik popülasyondaki önemli saç ve saçlı deri lezyonların prevalansını, sosyodemografik dağılımını, klinik özelliklerini araştırmak ve ayırıcı tanı açısından verilere katkıda bulunmaktır. Gereç Ve Yöntem: Çalışmamıza Nisan 2024-Nisan 2025 tarihleri arasında SBÜ Sultan 2.Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları pediatrik dermatoloji polikliniğine herhangi bir şikayetle başvuran 16 yaş altı 1005 hasta dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen çocukların bireysel ve sosyodemografik özellikleri, obstetrik ve neonatal öyküleri, sistemik hastalıkları, düzenli kullandıkları ilaçlar ve dermatolojik hastalıkları kaydedilip saçlı deri muayenesi yapıldıktan sonra özellikli patolojik bulgular fotoğraflandı. Hastalar 0-2 yaş, 3-5 yaş, 6-11 yaş, 12-16 yaş olarak 4 yaş grubuna ayrıldı. Bulgular: Çalışmamıza 16 yaş altı 1005 hasta dahil edildi. Katılımcıların %53'ü kız (n=533), %47'si erkekti (n=472). 0-2 yaş grubu %10,7 (n=108), 3-5 yaş grubu %13,8 (n=139), 6-11 yaş grubu %43,7 (n=439), 12-16 yaş grubu %31,7 (n=319) şeklinde dağılmıştı. Saç-saçlı deri lezyonları, 0-2 yaş grubunda %21,3 (n=23), 3-5 yaş grubunda %28,1 (n=39), 6-11 yaş grubunda %36 (n=158), 12-16 yaş grubunda %55,5 (n=177) oranında görülmüştür. Yaş büyüdükçe lezyon görülme oranı istatistiksel olarak anlamlı şekilde artmıştı. Kız çocuklarda saç-saçlı deri lezyonu görülme oranı erkeklere göre anlamlı şekilde fazlaydı (p=0,002). Saç ve saçlı deri lezyonuna sahip olma açısından doğum parametreleri (doğum şekli, zamanı, kilosu), anne-baba akrabalığı, kronik hastalık varlığı ve düzenli ilaç kullanımı arasında anlamlı istatistiksel fark yoktu (sırasıyla p=0,638, p=0,498, p=0,141, p=0,700, p=0,306, p=0,748). 1005 hastanın %39,5'inde (n=397) toplamda 21 çeşit saç ve saçlı deri lezyonu saptandı. En sık görülen saç ve saçlı deri lezyonları sırasıyla seboreik dermatit, melanositik nevüs, traksiyonel alopesi, alopesi areata ve tinea kapitisti. Her iki cinsiyette de en sık görülen lezyonlar seboreik dermatit ile uyumluydu. Kızlarda traksiyonel alopesi, erkeklerde melanositik nevüs en sık görülen 2.lezyonlardı. Tüm yaş gruplarında seboreik dermatit en sık görülen patolojiydi. Sonuç: Bu çalışma, çocukluk döneminde saç ve saçlı deri lezyonlarının sanılandan daha yüksek sıklıkta görülebileceğini ve sıklıkla klinik değerlendirme sırasında gözden kaçabildiğini ortaya koymuştur. Lezyonların çeşitli sistemik hastalıklar, çevresel faktörler ve bireysel alışkanlıklarla ilişkili olabileceği gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, saç ve saçlı deri muayenesinin pediatrik dermatolojik değerlendirmelerde vazgeçilmez bir bileşen olduğunu göstermektedir. Bu alandaki bilgi eksikliğini gidermek adına, daha geniş kapsamlı, çok merkezli ve prospektif çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar kelimeler: pediatrik dermatoloji, epidemiyoloji, saç hastalıkları, saçlı deri lezyonları, alopesi areata, tinea kapitis