Bir obezite merkezinde izlenen hastalarda non-alkolik karaciğer yağlanması ile insülin direnci arasındaki ilişkinin retrospektif olarak incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖZGE YARAN
Danışman: Remziye NUR EKE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH) patofizyolojisindeki esas rolü insülin direncinin oynadığı düşünülmektedir. Çalışmamızda, NAYKH olan ve olmayan obezite hastalarında Homeostasis Model Assesment Insülin Resistance (HOMA-IR) düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. NAYKH ile insülin direnci arasındaki olası ilişkinin tespit edilmesi, klinisyenleri insülin direncinin erken tanısının konulması konusunda daha hassas davranmaları yönünde destekleyerek, sürecin ilerleyip NAYKH ve/veya non-alkolik steatohepatit (NASH) gelişimini engelleyecek, erken dönemde daha kolay ve maliyet etkin tedavisinin sağlanmasına katkı sağlayacaktır. Yöntem: Bu çalışma Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Obezite Merkezinde yürütülmüş retrospektif tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma, SBÜ Antalya EAH Obezite Merkezi'ne 01.11.2018 ile 31.10.2021 tarihleri arasında başvuran hastalar ile gerçekleştirilmiştir. Bu tarihler arasında Obezite Merkezi'ne başvuran tüm hastalar (530 hasta) araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Hastaların karaciğer ultrasonografi, HOMA-IR ve laboratuvar tetkik sonuçları geriye dönük taranarak değerlendirilmiştir. Laboratuvar tetkikleri ve/veya karaciğer ultrasonografisi olmayan 19 hasta çıkarılarak araştırmaya 511 hasta ile devam edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya dahil edilen hastaların 460'ı (%90) kadın, yaş ortalaması 50,55±10,66 yıldır. Hastaların antropometrik ölçümlerine bakıldığında vücut ağırlığı ortanca değeri 97,38±19,10 (65-188) kg, boy ortanca değeri 159,59±7,91 (138-190) cm, vücut kitle indeksi (VKİ) ortanca değeri 38,43±8,88 (26,2-68,3) kg/m2, bel çevresi ortanca değeri 108,85±32,24 (85-199) cm, kalça çevresi ortanca değeri 120,86±19,12 (53-200) cm'dir. Hastaların açlık kan şekeri (AKŞ) ortalaması 105±28,5 (63-412) mg/dL, açlık insülin düzeyi ortalaması 10,8±8,5 (0,93-82,72) µU/mL, HOMA-IR ortalaması 2,9±3,1 (0,23-38,86), glikolize hemoglobin (HbA1c) ortalaması %6,04±1,21 (4,2-15,5), ALT ortalaması 23,9±16,6 (4-189) U/L, AST ortalaması 22,34±11,3 (8-111) U/L, GGT ortalaması 23,85±25,3 (6-429) U/L, ALP ortalaması 75,73±25,9 (33-256) IU/L, total kolesterol ortalaması 215±44,1 (100-370) mg/dL, HDL ortalaması 55,9±11,9 (31-105) mg/dL, LDL ortalaması 131,7±38,8 (54-285) mg/dL, trigliserit ortalaması 134,9±66,9 (13-670) mg/dL olarak saptanmıştır. Beş yüz on bir hastanın USG sonucuna göre 111'inde (%20,90) karaciğer yağlanması yoktur, grade 1 karaciğer yağlanması 148 (%27,90), grade 2 karaciğer yağlanması 206 (%38,90) ve grade 3 karaciğer yağlanması 46 (%8,70) hastada tespit edilmiştir. Karaciğer yağlanması olmayan toplam 111 hastanın 89'unda HOMA-IR 2,5'tir. Karaciğer yağlanması ve HOMA-IR düzeyleri arasında pozitif korelasyon saptanmıştır (p<0,05). HOMA-IR değerleri ile karaciğer yağlanması düzeyleri arasındaki korelasyon analizi incelendiğinde; karaciğer yağlanması ile VKİ, bel çevresi, kalça çevresi, trigliserit, AST, ALT, GGT, ALP, AKŞ, HbA1c ve açlık insülin düzeyleri arasında pozitif korelasyon, HDL-K düzeyleri arasında ise negatif korelasyon saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamız sonucunda, Obezite Merkezi'nde izlenen hastalarda karaciğer yağlanması derecesi arttıkça HOMA-IR değerinin arttığı görülmüştür. Ayrıca karaciğer yağlanması düzeyi ile VKİ, bel çevresi, kalça çevresi, trigliserit, AST, ALT, GGT, ALP, AKŞ, HbA1c, açlık insülini ve HOMA-IR değerleri arasında pozitif korelasyon; HDL-K ile negatif korelasyon saptanmıştır. NAYKH ile HOMA-IR arasındaki ilişkiyi daha net ortaya koymak için, daha geniş örneklemli, yaşam tarzı değişikliği ve/veya medikal insülin direnci tedavisi sonrası ultrasonografik inceleme ile NAYKH açısından hastaların tekrar değerlendirildiği çok merkezli prospektif çalışmalara gereksinim vardır.