Deneysel olarak siklofosfamid ile ovaryan yetmezlik oluşturulan ratlarda intraovaryan PRP ve eksozom uygulamasının over dokusu ve serum AMH, FSH, TAS ve TOS düzeyi üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYCAN ÖRLER

Danışman: Merve ALDIKAÇTIOĞLU TALMAÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, kanser tedavisinde sıklıkla kullanılan alkilleyici kemoterapi ajanlarından biri olan siklofosfamidin (CYP) over dokusu üzerinde oluşturduğu toksik etkileri ortaya koymak ve bu hasarın rejeneratif biyoterapi yaklaşımları ile azaltılabilirliğini araştırmaktır. Özellikle kemoterapiye sekonder over yetmezliği gelişen genç kadınlarda ve adölesan yaş grubundaki hastalarda doğurganlığın korunmasına yönelik yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi güncel bir gereksinimdir. Bu kapsamda deneysel olarak siklofosfamid ile over hasarı oluşturulmuş dişi sıçan modelinde intraovaryen Platelet Rich Plasma (PRP) ve eksozom uygulamalarının over fonksiyonu, doku bütünlüğü ve oksidatif stres parametreleri üzerindeki olası koruyucu ve iyileştirici etkilerinin değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada toplam 39 adet, Sprague-Dawley cinsi, yaklaşık 8-10 haftalık sağlıklı, gebe olmayan, 155-215 gr ağırlığındaki dişi ratlar kullanıldı. Ratlar rastgele seçilerek 5 gruba ayrıldı; kontrol grubu (n=8), CYP grubu (n=8), CYP + PRP grubu (n=7), CYP + eksozom grubu (n=8), CYP + PRP + eksozom grubu (n=8). Over yetmezliği modeli tek doz intraperitoneal 200 mg/kg CYP ile oluşturuldu. Zaman çizelgesine göre Gün 0'da tüm gruplardan subklavian veninden bazal kan örneği alındı ilgili gruplara intraperitoneal CYP uygulandı. Gün 14'te over yetmezliği modelinin değerlendirilmesi amacıyla subklavian veninden 2. kan örneği alındı. Gün 21'de PRP uygulanacak gruplardan otolog tam kan alımı ile PRP hazırlandı ve tüm gruplar laparotomiye alındı. Kontrol grubu ve CYP grubunda adneksler inspeksiyon ile değerlendirildi ve cerrahi prosedür sonlandırıldı. CYP + PRP grubunda bilateral intraovaryen yaklaşık 200 μL PRP enjekte edildi. CYP + Eksozom grubunda bilateral intraovaryen yaklaşık 100 μL Eksozom enjekte edildi. CYP + PRP + Eksozom grubunda bilateral intraovaryen yaklaşık 200 μL PRP ve 100 μL Eksozom enjekte edildi. Tüm gruplara insizyondan 30-60 dk önce tek doz Cefazolin 20-25 mg/kg IM uygulandı. Gün 28 de tüm gruplara laparotomi ile kardiyak ponksiyon ile 3. kan örneği alındı ve bilateral ooferektomi sonrası yüksek doz anestezik ile sakrifiye edildi. Biyokimyasal incelemede serumda Folikül Stimülan Hormon (FSH), Anti-Müllarian Hormon (AMH), Total Antioksidan Kapasite (TAS) ve Total Oksidan Kapasite (TOS) düzeyleri ELİSA yöntemi ile değerlendirildi. Over dokuları histolopatolojik inceleme için hematoksilen&eozin ile boyandı. Işık mikroskobunda primordiyal, primer, sekonder ve tersiyer(antral) foliküllerin sayımı yapıldı. Bulgular: Bu çalışmada, CYP ile oluşturulan ovaryan yetmezlik modelinde intraovaryan PRP, eksozom ve PRP+eksozom uygulamalarının ovaryan histoloji, serum AMH ve FSH düzeyleri ile oksidatif stres parametreleri (TAS, TOS, OSI) üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. CYP uygulaması sonrasında primordial ve antral folikül sayılarında anlamlı azalma ile birlikte serum AMH düzeylerinde düşüş ve FSH düzeylerinde artış saptanmıştır. İntraovaryan PRP uygulamasının primordial ve antral folikül kaybını sınırladığı ve özellikle oksidatif stres parametreleri üzerinde iyileştirici etki gösterdiği belirlenmiştir. Eksozom uygulamasının ise serum AMH düzeylerinde belirgin artış sağlayarak ovaryan rezervin biyokimyasal göstergeleri üzerinde daha güçlü ve nispeten kalıcı bir iyileşme oluşturduğu saptanmıştır. PRP ve eksozomun birlikte uygulanması, CYP grubuna kıyasla histolojik ve biyokimyasal iyileşme sağlamakla birlikte, PRP ve eksozom monoterapisine üstünlük göstermemiştir. Sonuç: PRP ve eksozom uygulamalarının kemoterapiye bağlı ovaryan hasar üzerinde farklı ancak tamamlayıcı biyolojik mekanizmalarla etkili olduğu; eksozom temelli yaklaşımların ovaryan rezervin korunması açısından daha belirgin bir potansiyele sahip olduğu kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siklofosfamid, over yetmezliği, PRP, eksozom, AMH, FSH, TAS, TOS, OSI