Dihidrotestosteronun kolesteatom kaynaklı kemik destrüksiyonu üzerine etkisinin fare modeli üzerinde incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, KULAK BURUN BOĞAZ VE BAŞ-BOYUN CERRAHİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ESRA MİSİR

Danışman: Özgür YİĞİT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kolesteatom, temporal kemiğin yıkıcı bir lezyonudur ve ilerleyerek komşu kemik yapıların destrüksiyonu ile işitme kaybı, vestibüler disfonksiyon, fasial paralizi, labirent fistülü ve diğer kafa içi komplikasyonlara neden olabilir. Kemik rezorpsiyonu için daha önce osteoklast aktivasyon teorisi, basınç nekroz teorisi, asit lizis teorisi, enzim-aracılı rezorpsiyon teorisi, inflamatuar aracılı rezorpsiyon teorisi düşünülmüştür. Testosteron androjen grubundan steroid yapıda bir hormondur. Dididrotestosteron ise testosteronun 5-alfa redüktaz enzimi aracılığı ile çevre dokularda dönüşümünden meydana gelen aktif metabolitidir. 5-alfa redüktaz enziminin subtipleri bulunmakla beraber vücutta genitoüriner sistem organlarında, karaciğerde, saçlı deride, sebase glandlarda ve düz kaslarda gösterilmiştir. Sekonder seks karakterlerinin oluşumu, anabolizmanın ve eritropoezin indüklenmesi gibi etkileri oldukça bilinen DHT, kemik metabolizmasında da düzenleyici etkiye sahiptir. Önceki çalışmalarda dihidritestosteronun RANKL ve M-CSF kaynaklı osteoklast oluşumunu baskıladığını gösterilmiştir. Otolog dermal greftleme tekniği ile oluşturulan kolesteatom modeli, kolesteatomuda kemik rezorpsiyonun gösterilmesinde en uygun model olduğundan çalışmamızda bu teknikle oluşturulan kolesteatom modelinde bir grup deneğe dihidrotestosteron uygulayıp uygulanmayan denek grubu ile kolesteatom oluşum sıklığını ve kemik rezorpsiyonunun değerlendirilmesini amaçladık. Bu çalışmanın hipotezi dihidrotestesteronun kolesteatoma bağlı kemik rezorpsiyonunu engelleyeceği yönündedir. GEREÇ VE YÖNTEM Çalışmada 24 adet genç erişkin (5–7 hafta arası) 30±10 gr erkek BALB/c fare kullanıldı. Denekler random 3 gruba ayrıldı. Tüm denek gruplarına genel anestezi altında cerrahi bölge tıraş edilip sterilize edildi. Başın dorsumu üzerinden horizontal yaklaşık yarım cmlik bir cilt kesisi yapılmasının ardından cilt laterale ekarte edilip periost parietal kemikten eleve edildi. 1. gruptaki deneklerin parietal kemiğinin üzerine farenin kendisinden alınan tırnak (keratin) yerleştirildikten sonra periost tırnağın üzerine yatırılıp cilt sütüre edildi. 2. gruptaki deneklere aynı prosedüre ek parietal kemik üzerine 500 µg testosteron jel (Testogel 50 mg transdermal jel içeren saşe-Liba) uygulandı. 3.gruptaki deneklerde (sham grubu) ise insizyon sonrası periost parietal kemikten eleve edildikten sonra periost parietal kemiğe yatırılıp cilt sütüre edildi. İşlem sonrası tüm denekler sakrifiye edilerek başın dorsumu üzerinde horizontal cilt kesisi sonrası periostun kaldırılıp işlemin yapıldığı sahayı içine alacak şekilde parietal kemikler toplandı. Alınan kalvaryum kemikleri dekalsifiye edildi. Örnekler hemotoksilen eozin (H&E) ile boyandıktan sonra ışık mikroskobunda bir histopatolog tarafından değerlendirildi. Örneklerde kolesteatom oluşumu, inflamasyon gelişimi ve mm2 başına düşen osteoklast sayıları karşılaştırıldı. BULGULAR İnflamasyon sham grubunda izlenmedi. Keratin grubunda 2 örnekte (%25), keratin+testosteron grubunda 4 örnekte (%50) saptandı. Sham grubunda epitelizasyon görülmezken keratin grubunda 3 örnekte (%37,5), keratin+testosteron grubunda 2 örnekte (%25) epitelizasyon görüldü. Gruplar arasında epitelizasyon ve inflamasyon bakımından anlamlı ilişki görülmedi (p>0.05). Ortalama osteoklast sayısı sham grubunda 3,50 ± 1,41, keratin grubunda 22,38 ± 11,65, keratin+testosteron grubunda 24,88 ± 13,14 olarak izlendi. Mm2 başına hesaplanan ortalama osteoklast sayısı sham grubunda 0,49 ± 0,13, keratin grubunda 3,22 ± 1,99, keratin+testosteron grubunda 3,16 ± 1,59 olarak hesaplandı. Gruplar arasında osteoklast sayısı ve osteoklast oranı karşılaştırıldığında sham grubunun osteoklast sayısı ve osteoklast oranı keratin ve keratin+testosteron gruplarına göre daha düşük olarak bulunmuştur (p 0.05) SONUÇ Çalışmamızda kolestatom kaynaklı kemik destrüksiyonunu engellemede ve inflamasyon ile kolestatom oluşumunu azaltmada dihidrotestosteronun etkili olmadığı saptanmıştır. Kolestatomdaki kemik lizisinin mekanizmasının ve birçok fizyolojik yolakta etkili olan dihidrotestosteronunun kemik metabolizması üzerindeki etkilerinin anlaşılabilmesi için gelecekte daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.