Transkateter aortik valf implantasyonu (TAVİ) yapılan ciddi aortdarlığı hastalarında sol ventrikül geometrisi ile aortik kapak anulus şekli ve transkateter aortik valf implantasyonu (TAVİ) sonrası paravalvuler kaçağınderecesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ESRA SADIKOĞLU

Danışman: Mehmet İLERİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Gelişmiş ülkelerde, özellikle yaşlı nüfusun artmasıyla semptomatik ciddi aort darlığının sıklığı, ciddiyeti ve önemi giderek artış göstermektedir. Semptomatik ciddi aort darlığının kesin tedavisi, aort kapak replasmanıdır ve son yıllarda özellikle orta/yüksek riskli ciddi aort darlığı hastalarında, cerrahi kapak replasmanı yerini TAVİ almıştır. Çalışmamızda klinik olarak önemli bir son nokta olan paravalvuler aort yetmezliği gelişiminin predikte edilebilirliği amaçlanmıştır. Bu bağlamda işlem öncesi RWT ve LVMI'ye göre sol ventrikül geometrik şekli belirlenmiş olup; sol ventrikül geometrisinin aortik kapak anulus şekli ve paravalvuler aort yetmezliği gelişimi üzerine etkileri araştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya retrospektif olarak Ocak 2020-Ekim 2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji kliniğinde TAVİ yapılmış 524 hasta alınmıştır. Ancak 8 hasta biküspit yapıda aort kapağa sahip olması, 24 hasta daha önceden protez kapak implantasyon öyküsü olması ve 167 hasta ise işlem öncesi ve işlem sonrası ekokardiyografi raporlarında veya işlem öncesi bilgisayarlı tomografi çekimlerinde eksiklik olması nedeniyle çalışmaya dahil edilmemiştir. Çalışma yaşları 94 ile 40 arasında değişen, ortalama yaş 76,7±7,5 yıl olan, 325 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada her hasta için yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi(VKİ), vücut yüzey alanı(VYA), klinik faktörler, tahmini glomerüler filtrasyon hızı kaydedilmiştir. İşlem öncesi ekokardiyografi raporlarından LVMI ve RWT hesaplamaları yapılıp hastalar normal, konsantrik hipertrofi, ekzantrik hipertrofi ve konsantrik yeniden şekillenme olacak şekilde dört grupta incelenmiştir. İşlem öncesi hastalara rutin çekilen bilgisayarlı tomografi görüntülerinden aortik anulus ve LVOT ölçümleri alınmıştır ve anuler ekzantrisite indeksi hesaplanmıştır. İşlem sonrası birinci ayda yapılan ekokardiyografi işlemi ile paravalvuler aort yetmezliği; yok, hafif, orta ve ciddi olacak şekilde dört grupla derecelendirilmiştir. iii Bulgular: Çalışmamızda sol ventrikül geometrisine göre ayrılan dört grup arasında anuler ekzantrisite indeksi açısından anlamlı farklılık saptanmazken aortik anulus şeklinin diğer belirleyicilerinden olan aortik anulus uzunlukları, çevresi ve alanı açısından anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Sol ventrikül geometrisinin birinci ayda bakılan paravalvuler aort yetmezliği üzerine etkisi istatistiksel olarak anlamlı değildir. Ayrıca aortik anulus ölçümleri ile yapılan alt grup analizinde aortik anulus ölçümlerinin paravalvuler aort yetmezliği varlığı üzerine anlamlı etkisi saptanmamıştır. Sonuç: Çalışmamızda sol ventrikül geometrik şeklinin anuler ekzantrisite indeksini ve işlem sonrası birinci ayda yapılan kontrol ekokardiyografik incelemede paravalvuler aort yetmezliğini anlamlı düzeyde etkilemediği bulunmuştur. İleride yapılacak daha kapsamlı çalışmalarla bu konunun daha detaylı incelenmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: TAVİ, aort darlığı, sol ventrikül geometrisi, ekzantrisite indeksi, paravalvuler aort yetmezliği