Akut myeloid lösemi olgularında immünohistokimyasal EZH2 ve H3K27me3 ekspresyonlarının histopatolojik bulgular, genetik alterasyonlar, klinik ve laboratuvar veriler ile karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ŞULE KEVSER DURSUN

Danışman: Selvinaz ÖZKARA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Akut myeloid lösemi (AML), genetik ve epigenetik heterojenitesi nedeniyle prognozu öngörmesi güç bir hastalıktır. 2022 DSÖ, ICC ve ELN güncellemeleriyle genetik temelli risk sınıflaması öne çıkmış olsa da, rutin uygulamada moleküler testlere erişimin değişken olması, kolayca uygulanabilir biyobelirteçlere olan ihtiyacı artırmaktadır. Bu çalışmada, kemik iliği biyopsilerinde immünohistokimyasal EZH2 ve H3K27me3 ekspresyon düzeylerinin demografik, laboratuvar, histopatolojik, sitogenetik/moleküler veriler, hastalık sınıflamaları ve ELN 2022 risk grupları ile ilişkisini değerlendirmek; tedavi yanıtı, nüks ve sağkalım üzerindeki prognostik/prediktif değerini araştırmak amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde 2020–2025 yılları arasında AML tanısı alan 269 hastanın kemik iliği trephine biyopsi materyalleri retrospektif olarak değerlendirildi. EZH2 ve H3K27me3 antikorları ile immünohistokimyasal boyama yapıldı; blast hücrelerindeki nükleer boyanma H-skor ile hesaplandı. Kayıp/pozitiflik ayrımı için ROC analizi kullanılarak optimal eşik değer 225 olarak belirlendi. Klinik, laboratuvar, histopatolojik, sitogenetik/moleküler veriler entegre edilerek istatistiksel analizler ve sağkalım değerlendirmeleri yapıldı. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 51,6 ± 20,3 olup olguların %61,7'si erkekti. EZH2 için ortalama H-skor 177,1 ± 96,8 (medyan 180) ve H-skor <225 (kayıp) oranı %58 idi. H3K27me3 için ortalama H-skor 210,2 ± 74,7 (medyan 210) ve H-skor <225 (kayıp) oranı %51,3 olarak saptandı. EZH2 ve H3K27me3 kaybı arasında pozitif korelasyon izlendi. Sitogenetik olarak monozomi 7 veya 7q delesyonu varlığında EZH2 ve H3K27me3 kaybı daha sık izlendi; 5q delesyonu ile H3K27me3 kaybı arasında anlamlı korelasyon bulundu. H3K27me3 kaybı, rezidü ve refrakter hastalıkta daha yüksek oranda gözlendi (tam yanıtta %42,3; parsiyel yanıtta %55,3; refrakter hastalıkta %67,1). Her iki belirtecin kaybı da artmış mortalite ile ilişkili bulundu. Genel kohortta 1-, 3- ve 5-yıllık sağkalım oranları sırasıyla %53, %37 ve %34 idi. H3K27me3 kaybı olan grupta sağkalım anlamlı olarak daha düşüktü. EZH2 kaybı genel grupta sağkalımda azalma eğilimi gösterirken; özellikle ELN orta–yüksek risk ve diferansiasyon ile tanımlanan AML gruplarında sağkalımı anlamlı düzeyde azaltmaktaydı. Sonuç: AML'de EZH2/H3K27me3 eksenindeki ekspresyon kaybı, agresif biyoloji ve olumsuz klinik sonuçlarla ilişkili görünmektedir. Özellikle H3K27me3 kaybı tedaviye yanıtsızlık, yüksek mortalite ve kısa sağkalım ile ilişkili olup prognostik değer taşımaktadır. EZH2 kaybı, yüksek mortalite ile ilişkisine ek olarak ELN orta–yüksek risk ve diferansiasyonla tanımlanan AML alt gruplarında sağkalımı belirgin şekilde azaltmakta olup bu alt gruplarda ek prognostik katkı sağlayabilir. Bu bulgular, moleküler testlerin kısıtlı olabildiği koşullarda EZH2 ve H3K27me3 immünohistokimyasal panelinin risk değerlendirmesinde yardımcı, pratik ve maliyet etkin bir tamamlayıcı araç olabileceğini desteklemektedir.