Erken membran rüptüründe C-reaktif protein ve kan inflamatar markerlarının ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NAZLI CEYHAN

Danışman: Yusuf ÜSTÜN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Erken membran rüptürü (EMR), gestasyonel 37 hafta öncesi veya term gebelikte kasılmalar başlamadan önce membranların rüptüre olmasıdır. Maternal ve neonatal komplikasyon riskini belirgin şekilde artıran önemli bir obstetrik problemdir. Mevcut tanı yöntemleri enfeksiyonun erken saptanmasında yetersiz kalabildiğinden, pratik ve güvenilir biyobelirteçler aranıyor.Maternal ve neonatal enfeksiyon, prematürite ve diğer komplikasyon risklerini artırması nedeniyle tanı ve yönetimi kritik önemdedir. CRP, PLR (platelet-to-lymphocyte ratio) ve NLR (neutrophil-to- lymphocyte ratio) gibi inflamatuar belirteçler, hem tanısal hem prognostik potansiyelleriyle literatürde araştırılmaktadır. Amaç: Erken membran rüptürü (EMR), obstetrikte hem maternal hem de fetal morbiditeyi artıran klinik bir sorundur. Bu retrospektif, tek merkezli çalışmada amaç, ≥37 hafta gestasyonda EMR tanısı alan gebelerde tam kan sayımı ile elde edilen trombosit/lenfosit oranı (PLR) ve nötrofil/lenfosit oranı (NLR) ile C-reaktif protein (CRP) düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemek; ayrıca bu parametrelerin EMR'yi öngörme gücünü değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 2024–2025 yılları arasında Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum Servisi'ne başvuran, gestasyonel yaşı ≥37 hafta olan ve steril spekulum muayenesi, fern ve nitrazin testlerinden en az birinde pozitif EMR tanısı almış 148 gebe ile aynı kriterlere sahip, ancak PROM öyküsü olmayan 149 gebe kontrol dâhil edilmiştir. Elektronik hasta kayıtlarından demografik (yaş, vücut kitle indeksi, parite) ve klinik (servikal açıklık, doğum şekli, kord pH, Apgar skorları) veriler retrospektif olarak derlenmiş, ilk başvuru CRP değerleri ve tam kan sayımı sonuçlarından PLR ve NLR hesaplanmıştır. Sürekli veriler ortalama ± SD veya medyan (min–maks), kategorik veriler frekans ve yüzde olarak sunulmuş; gruplar karşılaştırılırken bağımsız örneklem t-testi, Mann–Whitney U ve ki-kare testleri kullanılmıştır. PLR için öngörü gücünü değerlendiren ROC analizi yapılmış; korelasyonlar Pearson veya Spearman yöntemiyle incelenmiştir. İstatistiksel anlamlılık eşiği p 100,2 kesme değeri, AUC = 0,739 (95 % CI: 0,678– 0,799) ile orta-yüksek öngörü gücü göstermiş; sensitivite %70,3, spesifite %77,2 olarak hesaplanmıştır.  NLR'de gruplar arası fark saptanamamıştır (p = 0,673).  PLR; CRP (r = 0,197; p = 0,016), nötrofil sayısı (r = 0,284; p < 0,001) ve NLR (r = 0,630; p < 0,001) ile pozitif; lenfosit sayısı (r = –0,648; p < 0,001) ve 5. dakika Apgar skoru (r = –0,189; p = 0,021) ile negatif korelasyon göstermiştir.  Membran rüptür süresi ≥16 saat olan olgularda PLR daha yüksek bulunmuş (127,23 vs. 106,72; p = 0,003).  CRP ≥ 5 mg/L alt grubunda hem PLR hem de NLR yükselirken kord arteriyel pH anlamlı şekilde azalmış (p < 0,05). Sonuç: PLR, sadece mevcut inflamasyonu değil enfeksiyon gelişme potansiyelini de yansıtabilen, kolay elde edilebilir ve orta-yüksek öngörü gücüne sahip bir hematolojik belirteç olarak öne çıkmıştır. NLR ise gebelikteki fizyolojik nötrofil artışı nedeniyle EMR tanısında ayrıştırıcı olamamıştır. PLR'nin, özellikle CRP ölçüm imkânlarının sınırlı olduğu klinik ortamlarda, erken risk saptaması ve müdahale kararlarını destekleyecek değerli bir parametre olduğu sonucuna varılmıştır. Gelecekte prospektif ve çok merkezli çalışmalarda PLR'nin prognostik rolünün yanı sıra ek hematolojik ve moleküler belirteçlerle birlikte değerlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: C-Reaktif Protein, Erken Membran Rüptürü, Platelet- Lenfosit Oranı, Nötrofil- Lenfosit Oranı