Apikal periodontitise sahip dişlerde farklı irrigasyon aktivasyon teknikleri kullanılarak uygulanan antimikrobiyal fotodinamik terapinin etkinliğinin değerlendirilmesi: Randomize kontrollü klinik çalışma


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ (ANKARA), KLİNİK BİLİMLER BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZGE HÜR ŞAHİN

Danışman: Zeliha UĞUR AYDIN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada apikal periodontise sahip tek kök ve tek kanallı dişlerde fotodinamik terapi aşamasında metilen mavisinin standart iğne, Endoaktivatör, EDDY ve pasif ultrasonik aktivasyon teknikleri ile aktive edilmesinin işlem sonrası ağrı, periapikal lezyon iyileşmesi ve istenmeyen renk değişimine olan etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Mevcut çalışmaya sistemik olarak sağlıklı 48 hastaya ait (26 kadın, 22 erkek; ortalama yaş: 35,99 ± 14,79) apikal periodontitis teşhisi konmuş, tek kök ve tek kanala sahip 56 diş dahil edildi. Tüm dişlerde geleneksel giriş kavitesinin açılmasının ardından çalışma boyu elektronik apeks bulucu (Propex Pixi, Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre) ile belirlendi ve radyografik olarak doğrulandı. Kök kanalları boyutu vaka temelli olarak belirlenen Reciproc Blue (VDW, Münih, Almanya) döner eğeleri kullanılarak şekillendirildi. Kemomekanik preparasyon esnasında her üç gagalama hareketi sonrasında %5,25 konsantrasyondaki sodyum hipoklorit (NaOCl) (Microvem, Sakarya, Türkiye) ile irrigasyon yapıldı. Bu işlem çalışma boyuna ulaşıncaya kadar tekrar edildi. Kemomekanik preparasyon tamamlandıktan sonra kök kanalı kağıt konlar ile kurutuldu. Antimikrobiyal fotodinamik terapi uygulanmadan önce dişlerin istenmeyen renklenme ihtimalini en aza indirmek için mine sement birleşiminin 1 mm altı seviyeyi kapsayacak şekilde giriş kavitelerine bonding ajan uygulandı. Tüm örneklerin kök kanalları metilen mavisi (MM; Merck KgaA, Darmstadt, Almanya) ile doldurulup 5 dakika beklendi. Kanal içindeki MM'yi farklı tekniklerle aktive etmek amacıyla dişler rastgele 4 gruba ayrıldı (n=14); standart iğne aktivasyonu (SİA), Endoaktivatör (EA), EDDY ve pasif ultrasonik aktivasyon (PUA). Mekanik aktivasyonun ardından LED Fotosan (CMS Dental, Kopenhag, Danimarka) cihazının ucuna takılı haldeki 1 mm² çapındaki Endo uç (CMS Dental, Kopenhag, Danimarka) kök kanalına yerleştirildi ve kanal içindeki MM 1 dakika boyunca fotoaktive edildi. Kanalda kalan rezidüel MM Ultra X PUA (Eighteeth, Changzhou, Çin) ile uzaklaştırıldı. Final irrigasyon protokolü her biri 30 saniye süren üç döngüde 2 ml %5,25 NaOCl (Microvem) + 2 ml %17 EDTA (Microvem, Sakarya, Türkiye) + 2 ml %5,25 NaOCl (Microvem) kullanılarak gerçekleştirildi. Ardından kök kanalları rezin esaslı bir kök kanal patı (Dia Dent, Seoul, Kore) ve güta perka (Dia Dent, Seul, Kore) ile lateral kondenzasyon tekniği kullanılarak dolduruldu. Daimi restorasyonlar aynı seansta direkt kompozit rezin (Tokuyama, Tokyo, Japonya) ile gerçekleştirildi. Tüm vakalarda preoperatif ve postoperatif 6. ayda elde edilen periapikal radyografiler üzerinde izlenen PAI (Periapikal İndeks) skorları kaydedildi. Ayrıca tüm vakalarda postoperatif ağrı düzeyleri VAS (Vizüel Analog Skala) kullanılarak 24. saatte, 72. saatte ve 7. günde değerlendirildi. Dişlerin başlangıçtaki, işlemden hemen sonraki ve 3 ay sonraki renk ölçümleri VITA Easyshade V (VITA Zahnfabrik, Bad Sackingen, Almanya) cihazı ile yapıldı. Elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edildi (IBM, Armonk, NY, ABD) ve anlamlılık seviyesi %5 olarak kabul edildi. Bulgular: Test edilen tüm gruplarda başlangıca kıyasla 6. ay sonundaki PAI skorlarının anlamlı derecede düştüğü gözlendi (p 0,05). Cinsiyetin periapikal lezyon boyutunun zamana bağlı değişimi üzerinde hem grup içi hem de gruplar arası karşılaştırmada anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlendi (p>0,05). Test edilen aktivasyon yöntemleri arasında hem grup içi hem de gruplar arasında postoperatif ağrı açısından anlamlı bir farklılık bulunmadı (p>0,05). Cinsiyetin, postoperatif ağrı üzerinde hem grup içi hem de gruplar arası karşılaştırmada anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlendi (p>0,05). Test edilen tüm aktivasyon tekniklerinde T0-T1 zaman aralığı ile kıyaslandığında T0-T2 zaman aralığına ait ΔE değerleri gözle görülebilir olarak kabul edilen 3,3'ten fazla artış gösterdi. EA grubunda T0-T1 ve T0-T2 zaman aralığı arasındaki ΔE değerindeki bu artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p> 0,05). SİA, EDDY ve PUA gruplarında ise T0-T1 zaman aralığına kıyasla ve T0-T2 zaman aralığına ait ΔE değeri daha yüksek bulundu (p <0,05). Sonuç: Bu klinik çalışmanın limitasyonları dahilinde apikal periodontitise sahip tek kök ve tek kanallı dişlerde kanal içindeki MM'nin SİA, EA, EDDY veya PUA ile mekanik aktivasyonunu takiben antimikrobiyal fotodinamik terapi uygulanmasının periapikal lezyonun iyileşmesi, postoperatif ağrı ve istenmeyen diş renklenmesi bakımından benzer sonuçlar sergilediği tespit edildi. Apikal periodontitise sahip farklı diş gruplarında diğer fotosensitizerlerin de kullanımını içeren antimikrobiyal fotodinamik terapinin periapikal lezyon iyileşmesi, işlem sonrası ağrı ve istenmeyen diş renklenmesine etkilerinin araştıracak daha büyük örneklem boyutuna ve daha uzun takip süresine sahip randomize kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.