Özofagogastrik bileşke tümörlerinde klinikopatolojik bulguların ve ki-67 proliferatif aktivite indeksinin prognostik önemi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR BOZYAKA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, PATOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GİZEM BİLGEN

Danışman: Asuman ARGON

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

GİRİŞ VE AMAÇ: Özofagogastrik bileşke (ÖGB) adenokarsinomları, erken lokal ve sistemik yayılma ile agresif davranış gösteren tümörlerdendir. Kısa sağkalım süresi ile ilişkilendirilen pek çok histopatolojik özellik vardır. Ancak tümör proliferasyonunun göstergeleri arasında yer alan Ki-67 proliferasyon indeksinin, meme karsinomu başta olmak üzere bazı tümörlerde prognostik önemi belirlenmiş olsa da ÖGB tümörleri için bu konu yeterince araştırılmamış ve bir eşik değer belirlenememiştir. Bu çalışmada ÖGB adenokarsinomlarının histopatolojik parametrelerinin ve Ki-67 immünohistokimyasal ekspresyonun, prognostik öneminin araştırılması amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Hastanemizde 2010-2019 yılları arasında opere olmuş ve Tıbbi Patoloji Kliniği'mizde ÖGB adenokarsinomu tanısı almış 32 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. Olgulara ait arşivde bulunan H&E boyalı ve immunhistokimyasal Ki-67 boyalı preparatların tümü ışık mikroskobunda yeniden değerlendirilmiştir. Demografik veriler (yaş, cins), makroskopik veriler (en büyük boyutu), histolojik özellikler (diferansiyasyon, lenfovasküler invazyon, perinöral invazyon, çevre mukozada displazi ve Barrett metaplazisi varlığı, cerrahi sınırların durumu, tümör içi lenfositik yanıt ve eozinofil yoğunluğu, pT, pN ve patolojik evre) ve klinik veriler (genel sağkalım süresi) her hasta için ayrı ayrı olarak not edilmiştir. İstatistiksel olarak pearson Ki-kare ve cox regresyon testleri ile Kaplan-Meier sağkalım analizi kullanılmıştır BULGULAR: İstatistiksel analiz sonucunda tümör en büyük boyutu, perinöral invazyon varlığı, cerrahi sınır pozitifliği, ileri pT ve pN, ileri patolojik evre ile kısa sağ kalım süresi arasında ilişki saptanırken belirgin lenfositik yanıt, tümör içi eozinofil varlığı ile uzun sağ kalım arasında anlamlı ilişki izlendi. Yaş, cinsiyet, tümör diferansiyasyonu, lenfovasküler invazyon, çevre displazisi, Barrett metaplazisi varlığı ile hayatta kalma süresi arasında istatistiksel anlamlılık izlenmedi. Ki67 proliferasyon indeksinin sağkalımla ilişkili olmadığı saptandı. SONUÇ: Bulgularımız geniş serilerde yapılan çalışmalar ile desteklenirse, ÖGB tümörlerinde de tümör boyutunun patolojik evreye dahil edilmesi gerektiği kanaatine varılabilir. Tümörlerimizde saptanan ortalama Ki-67 proliferasyon indeksinin yüksek olduğu göz önüne alındığında, ÖGB tümörlerinin yüksek proliferasyona sahip tümörler olduğu görülmüştür. Ancak proliferasyon indeksinin sağkalımda tek başına prediktif bir değer olarak kullanılamayacağı sonucuna varılmıştır. Erken evre tümörlerin iyi prognoza sahip olması nedeniyle, sağkalım süresini arttırmak amacıyla; tümörlerin bölgesel yayılım öncesi tanınması gerekmektedir. Bu durum ancak toplumun ÖGB tümörleri konusundaki farkındalığının arttırılması ve riskli olguların düzenli endoskopik takiplerle izlenmesi ile mümkün olabilecektir.