İntrakraniyal tutulumu olan HIV ile yaşayan bireylerde mortaliteyi etkileyen faktörler
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ECE DEMİRKIRKAN
Danışman: Meliha MERİÇ KOÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: İnsan immün yetmezlik virüsü (HIV) enfeksiyonu, antiretroviral tedavi (ART) ile kontrol edilebilir bir hastalık hâline gelmiş olsa da tedavi edilmemiş ileri dönem hastalarda ortaya çıkan nörolojik komplikasyonlar hayatı tehdit etmektedir. HIV ile yaşayan bireylerde santral sinir sistemi (SSS) tutulumu; tanı sürecini zorlaştırmakta, nörolojik işlev kaybına yol açmakta ve mortalite riski yüksek fırsatçı enfeksiyonların gelişimine zemin hazırlamaktadır. Kriptokok menenjiti başta olmak üzere intrakraniyal fırsatçı enfeksiyonlar, düşük CD4⁺ T lenfosit düzeylerinde belirgin mortalite artışıyla seyretmektedir. Bu çalışmada HIV ile yaşayan bireylerde intrakraniyal tutulumların sıklığının, etyolojik dağılımının ve klinik özelliklerinin değerlendirilmesi; CD4⁺ T lenfosit düzeyi, HIV RNA düzeyi, antiretroviral tedavi (ART) kullanımı ve yoğun bakım gereksinimi gibi faktörlerin mortalite ile ilişkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca sağkalım analizinin sonuçları incelenerek intrakraniyal tutulumu olan hastalarda ölüm zamanının dağılımının ortaya konulması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği'nde 01.01.2021–31.12.2024 tarihleri arasında yatarak izlenen ve intrakraniyal tutulumu doğrulanan HIV ile yaşayan bireyler retrospektif olarak değerlendirildi. Çalışmaya, 18 yaş üzerinde olan, HIV enfeksiyonu tanısı kesinleşmiş, klinik, laboratuvar veya görüntüleme yöntemleriyle intrakraniyal tutulum saptanan ve verilerine eksiksiz erişilebilen hastalar dahil edildi. Hastalara ait demografik veriler, laboratuvar bulguları, nörolojik tanılar, antiretroviral tedavi, IRIS gelişimi, yoğun bakım ihtiyacı ve mortalite verileri kaydedildi. Hastaların ölüm zamanları Kaplan–Meier sağkalım analizi ile değerlendirildi. Mortalite için risk faktörlerini değerlendirmek amacıyla ikili (bivariate) analizler, çoklu değişken (lojistik regresyon) analizi ve ROC analizi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya kriterlere uyan toplam 49 hasta dahil edildi. Olguların yaş ortalaması 41,2 yıl olup %76'sı erkekti. En sık intrakraniyal tutulum toksoplazma ensefaliti (%36,7) idi; bunu nörosifiliz (%18,4) ve kriptokok menenjiti (%10,2) izledi. Genel mortalite oranı %32,7 olarak bulundu. Sağ kalan 33 hastanın 9'unda sekel geliştiği tespit edildi. Sağkalım analizinde mortalitenin özellikle erken dönemde ortaya çıktığı gözlendi. İlk 30 günlük izlemde ölüm oranı diğer dönemlere göre daha yüksekti. Medyan sağkalım süresi 198 gün, ortalama sağkalım süresi 216 ± 113,6 gün olarak hesaplandı. Yüzüncü günden sonraki dönemde mortalite hızında azalma izlendi. Mortalite için risk faktörlerini değerlendirmek amacıyla yapılan ikili karşılaştırmalarda, araştırılan birçok risk faktörü gibi INSTI temelli rejimler arasında mortalite farkı saptanmamıştır. İstatistiksel olarak anlamlı bulunan kadın cinsiyet, yoğun bakım ihtiyacı ve kriptokok menenjiti değişkenleri ile lojistik regresyon analizi yapıldı. Lojistik regresyon analizinde yoğun bakım ihtiyacının (OR = 0.180, %95 CI: 0.041–0.784) ve kriptokok menenjiti varlığının (OR = 6.400, %95 CI: 1.321–31.018) mortaliteyi arttıran birer risk faktörü olduğu saptandı. Ayrıca yapılan ROC analizinde; düşük CD4 hücre sayısı (<57,5 hücre/mm³) ve yüksek HIV RNA düzeylerinin (≥866.500 kopya/mL), kriptokok menenjiti gibi fırsatçı intrakraniyal enfeksiyonların varlığında mortalite riskini artırdığı bulundu. Sonuç: HIV ile yaşayan bireylerde intrakraniyal tutulum, morbidite ve yüksek mortalite riski ile ilişkilidir. Çalışmamızda özellikle kriptokok menenjiti varlığının ve yoğun bakım gereksiniminin mortalite açısından belirleyici risk faktörleri olduğu saptandı. Literatürde HIV ile ilişkili intrakraniyal fırsatçı enfeksiyonlarda farklı antiretroviral rejimlerin mortalite üzerindeki etkilerini doğrudan karşılaştıran çalışmalar sınırlıdır. Çalışmamızda INSTI temelli rejimlerin mortaliteyi etkilemediğinin gösterilmesi literatüre katkı sağlaması açısından önemlidir.Mortalitenin büyük ölçüde erken dönemde gerçekleşmesi, bu hastalarda klinik seyrin hızlı ilerleyebildiğini ve erken farkındalık ile erken tanısal değerlendirme süreçlerinin kritik önem taşıdığını ortaya koymaktadır.