Göğüs cerrahisi anestezisinde çift lümenli tüpün uygun yerleşim derinliğinin belirlenmesinde mevcut formüllerin ve hava yolu ölçümlerinin rolü: Prospektif gözlemsel çalışma


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ELİF DURMUŞ

Danışman: Gülay ÜLGER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Tek akciğer ventilasyonu gerektiren göğüs cerrahisi girişimlerinde, çift lümenliendobronşiyal tüplerin (ÇLT) uygun derinlikte yerleştirilmesi, etkili akciğer izolasyonunun sağlanması ve komplikasyonların önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. ÇLT yerleşim derinliği genellikle hastanın boyuna dayalı formüller ile tahmin edilmekte; ancak bireyler arası anatomik farklılıklar nedeniyle bu formüllerin doğruluğu sınırlı kalabilmektedir. Bu çalışmada, literatürde tanımlanmış farklı ÇLT yerleşim derinliği formüllerinin doğruluğunun değerlendirilmesi ve eksternal anatomik ölçümlerin fiberoptik bronkoskopi (FOB) ile doğrulanan ideal ÇLT yerleşim derinliğini öngörmedeki katkısının araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli, prospektif, gözlemsel çalışma, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi ameliyathanesinde elektif cerrahi planlanan ve sol ÇLT ile entübe edilen erişkin hastalarda, etik kurul ve hastaların onayı ile, gerçekleştirildi. Hastaların demografik verileri ve eksternal hava yolu ölçümleri (ağız açıklığı, sternomental mesafe, tiromental mesafe, sternal açı–ksifoid mesafe, mentum–sternal açı mesafesi ve tragus–sternal açı mesafesi) preoperatif dönemde kaydedildi. Entübasyon sonrası ÇLT yerleşim derinliği FOB ile değerlendirilerek ideal yerleşim derinliği belirlendi. Entübasyon sırasında başlangıçta belirlenen ÇLT yerleşim derinliği ile FOB ile doğrulanan ideal yerleşim derinliği karşılaştırıldı. Ayrıca literatürde tanımlanan boy temelli formüller ile hesaplanan tahmini derinlik değerleriyle, FOB ile doğrulanan ideal derinlik arasındaki uyum analiz edildi. Pozisyon değişikliğinin tüp yerleşim derinliği üzerine etkisi ve malpozisyon oranları da değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya toplam 30 hasta dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 58,30±13,41 yıl, boy ortalaması 168,70±9,02 cm, vücut ağırlığı ortalaması 74,60±16,44 kg ve VKİ ortalaması 26,30±5,39 kg/m² idi. Hastaların %60'ı erkek olup, ASA dağılımı %20 ASA-I, %30 ASA-II ve %50 ASA-III şeklindeydi. Entübasyon süresi ortalama 28,30±15,19 sn olup, zor entübasyon oranı %3,3 ve ek manevra gereksinimi %10,3 olarak saptandı. Entübasyon sırasında veya sonrasında ciddi komplikasyon izlenmedi ve hemodinamik parametreler ile SpO₂ değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı değişiklik saptanmadı (p>0,05). Hastaların %70'inde malpozisyon gelişti; en sık distal malpozisyon gözlendi (%61,9) ve tüm malpozisyonlar erken dönemde saptandı. Malpozisyon gelişen ve gelişmeyen hastalar arasında demografik özellikler, komorbiditeler, preoperatif hava yolu ölçümleri ve entübasyonla ilişkili değişkenler açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Korelasyon analizinde ideal yerleşim derinliği ile hasta boyu arasında güçlü pozitif ilişki saptandı (r=0,644; p<0,001). Regresyon analizinde ideal sol ÇLT yerleşim derinliğinin bağımsız belirleyicisinin yalnızca hasta boyu olduğu gösterildi ve aşağıdaki regresyon formülü elde edildi: ÇLT derinliği (cm) = 2,4 + 0,152 × boy (cm) (R²=0,414; p<0,001). Klinik ilk yerleşim derinliği (28,99±1,91 cm), FOB ile doğrulanan ideal derinlikten (28,08±2,14 cm) anlamlı derecede daha yüksek bulundu (ortalama fark 0,91 cm; p=0,002). Supin ve lateral dekübit pozisyonlarda ölçülen ideal yerleşim derinlikleri arasında anlamlı fark saptanmadı (p=0,900). Bland–Altman ve ortalama mutlak hata (MAE) analizlerinde yöntemler arasında uyum farklılıkları saptanmakla birlikte, en düşük sistematik sapma yeni formülde (≈−0,04 cm), en düşük MAE ise Kim formülünde (MAE=1,29 cm) ve yeni formülde (MAE=1,32 cm) elde edildi. Sonuç: Bu çalışmada, sol ÇLT ideal yerleşim derinliğinin en güçlü ve bağımsız belirleyicisinin hasta boyu olduğu gösterilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda Türk popülasyonuna özgü olabileceği düşünülen yeni bir regresyon formülü geliştirilmiş ve bu formülün ideal yerleşim derinliğini öngörmede yüksek doğruluk sağladığı belirlenmiştir. Eksternal anatomik ölçümlerin tüp yerleşim derinliğini öngörmede anlamlı katkı sağlamadığı saptanmıştır. Klinik ilk yerleştirme sırasında malpozisyon oranının yüksek olduğu ve en sık distal malpozisyonun gözlendiği belirlenmiştir. Bu bulgular, boy temelli formüllerin başlangıç yerleştirmesi için yol gösterici olabileceğini, ancak güvenli akciğer izolasyonunun sağlanması için tüp pozisyonunun FOB ile doğrulanmasının gerekli olduğunu desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Çift lümenli tüp; fiberoptik bronkoskopi, havayolu ölçümleri; tek akciğer ventilasyonu, tüp yerleşim derinliği; torasik anestezi