İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniğinde izlenen tip 1 diyabetes mellituslu olguların demografik, klinik ve laboratuvar özelliklerinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY PROF. DR. MAZHAR OSMAN RUH SAĞLIĞI VE SİNİR HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ECEM ŞİMŞEK
Danışman: Behzat ÖZKAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Tip 1 Diyabetes Mellitus (T1DM), pankreasın β-hücrelerinin otoimmün nedenlerle hasarlanması sonucu ortaya çıkan insülin eksikliği ve hiperglisemi ile karakterize kronik metabolik bir hastalıktır. Çevresel, genetik ve sosyoekonomik değişkenler hastalığın gelişmesindeki önemli faktörlerdir. Bu çalışmada, T1DM tanısı alan çocukların tanı anındaki klinik, demografik, laboratuvar özelliklerinin incelenmesi amaçlandı. Gereç-Yöntem: Hastanemiz çocuk endokrinoloji kliniğinde 2000-2020 yılları arasında T1DM tanısı ile takip edilen 735 pediatrik hasta dosyaları retrosptektif olarak incelendi. Hastalara tanı yıllarına göre 2000-2010, 2011-2015, 2016-2020 yılları; tanı yaşlarına göre ≤5,99, 6,00-10,99, ≥11,0 yaş olacak şekilde gruplandırıldı. Hastalar tanı anındaki yaş, cinsiyet, tanı aldığı mevsim, ailede diyabet öyküsü, antropometrik veriler, semptom süresi, klinik bulgular ve laboratuar verileri bakımından dosya verileri üzerinden değerlendirildi. Bu veriler tanı yaşı ve yılları gruplarına ayrılarak istatistiksel olarak incelendi. İstatistiksel analizlerde SPSS 21.0 programı kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya katılan hastaların tanı yaşı ortalaması 8,4±3,9'idi. Hastaların tanı yılları arttıkça tanı yaşı yükselmekteydi (p<0,001). Çalışmaya alınan 750 hastanın 372'si (%50,6) kız cinsiyete sahipti. Tanı yaşı ve cinsiyet arasında anlamlı fark mevcuttu (p=0,038). Hastalar en sık sonbahar mevsiminde tanı aldı. Hastaların %14,1'inin ailesinde T1DM, %35,1'inin ailesinde T2DM öyküsü vardı. Hastaların ağırlık, boy ve vücut kitle indeksi (VKİ) standart deviyasyon skorları (sds) ortalamaları sırasıyla; -0,29 ± 1,35, -0,18 ± 1,31 ve -0,63 ± 1,47 olarak saptandı. Hastaların %4'ünde tanı anında obezite mevcuttu. Tanı anında hastaların %97,6'sında polidipsi, %97,3'ünde poliüri, %63,8'inde kilo kaybı, %47,4'ünde halsizlik, %42,2'sinde enürezis, %38,4'ünde ağızda kuruluk, %37,2'sinde polifaji, % 33,3'ünde kusma, %7,1'inde hızlı nefes-alıp verme, %24,4'ünde karın ağrısı yakınması mevcuttu. Hastaların tanı yaşı ve semptom süresi arasında anlamlı fark mevcuttu (p<0,001). Başvuru anında olguların %46,7'sinde diyabetik ketoasidoz (DKA) kliniği saptandı. DKA kliniği ile başvurularda yıllara göre anlamlı değişiklik saptanmadı (p=0,409). DKA başvuruları en sık ≤5,99 yaş grubunda görüldü (p<0,001). Diyabet otoantikoru bakılabilmiş hastaların %88'inde en az bir diyabet otoantikor pozitifliği mevcuttu. Sonuç: Hastanemiz verileri incelendiğinde son 10 yılda hasta yaşı ve hasta sayısında belirgin değişiklik olmamıştır. DKA sıklığının yıllar içerisinde azalma göstermemesi ülkemizde diyabet ile ilgili topluma yönelik yapılan eğitici faaliyetlerin yeterli olmadığını göstermektedir. Beş yaş ve altındaki hastalarda klinik daha hızlı ilerlemekte, ilk başvuruda ketoasidoz tablosu daha fazla izlenmektir. Bu yaş grubunun müphem yakınmalarına özellikle dikkat edilmeli, tanıda gecikme olmaması için farkındalığın arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Çalışmamız tek merkez çalışması olup ülke verileri hakkında fikir sahibi olmak için çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Diyabetik ketoasidozis; Diabetes Mellitus, Tip 1; Tanı yaşı