Parmak ucu defektlerinin propeller homodijital flep, anterograd homodijital flep ve retrograd homodijital flep ile rekonstrüksiyon sonuçlarının karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, PLASTİK REKONSTRÜKTİF VE ESTETİK CERRAHİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HARUN GÜLEÇ

Danışman: Burak YAŞAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Tamai Zon I ve Ishikawa Subzone I–II seviyesindeki parmak ucu defektlerinin rekonstrüksiyonunda kullanılan propeller homodijital flep, anterograd (direct-flow) homodijital flep ve retrograd (reverse-flow) homodijital flep tekniklerinin fonksiyonel, duyusal, estetik ve komplikasyon sonuçlarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Bu çalışmada; fonksiyon (QuickDASH, total aktif hareket açıklığı [TAM]), duyu (iki nokta diskriminasyonu [2PD], Semmes–Weinstein monofilament) ve estetik (hasta ve gözlemci POSAS) olarak belirlenmiş; venöz konjesyon, hipoestezi, hiperestezi, soğuk intoleransı, nöroma ve hook-nail deformitesi gibi komplikasyonlar ile hasta memnuniyetinin tekniklere göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi 1 Nolu Tıbbi Araştırmalar Bilimsel ve Etik Değerlendirme Kurulu onayı (TABED 1-25-963) sonrasında, Helsinki Bildirgesi (2013) ilkelerine uygun olarak yürütülen bu prospektif–retrospektif gözlemsel çalışmaya, Tamai Zon I ve Ishikawa Subzone I–II düzeyinde parmak ucu defekti bulunan 30 hasta dahil edilmiştir. Hastalar uygulanan rekonstrüksiyon tekniğine göre propeller homodijital flep, anterograd (direct-flow) homodijital flep ve retrograd (reverse-flow) homodijital flep olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Postoperatif değerlendirmede fonksiyonel sonuçlar QuickDASH skoru ve total aktif hareket açıklığı (TAM), duyusal sonuçlar iki nokta diskriminasyonu (2PD) ve Semmes–Weinstein monofilament testi, estetik sonuçlar ise hasta ve gözlemci POSAS skorları ile değerlendirilmiştir. Ameliyat süresi, komplikasyonlar, fleksiyon kontraktürü, hook-nail deformitesi ve hasta memnuniyeti gruplar arasında karşılaştırılmış; istatistiksel anlamlılık düzeyi p < 0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Propeller homodijital flep uygulanan grupta komplikasyon oranları anlamlı derecede daha düşük saptanmıştır (p<0.05). Fonksiyonel değerlendirmede propeller homodijital flep grubunda QuickDASH skorları daha düşük, total aktif hareket açıklığı (TAM) değerleri ise daha yüksek bulunmuş; PIP ve DIP eklem hareket açıklığının daha iyi korunduğu gözlemlenmiştir (p<0.05). Duyusal değerlendirmede propeller homodijital flep grubunda iki nokta diskriminasyonu ve Semmes–Weinstein monofilament test sonuçları diğer gruplara kıyasla anlamlı derecede daha iyi olup, daha erken ve daha kaliteli duyusal geri dönüş elde edilmiştir (p<0.05). Estetik değerlendirmede hasta ve gözlemci POSAS skorları propeller homodijital flep lehine anlamlı derecede üstün bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Bu çalışma, parmak ucu defektlerinin rekonstrüksiyonunda anterograd, retrograd ve propeller homodijital flep tekniklerini fonksiyonel, duyusal ve estetik parametreler açısından karşılaştırmalı olarak değerlendirmiştir. Bulgular, propeller homodijital flebin total aktif hareket açıklığı (TAM), iki nokta diskriminasyonu, Semmes–Weinstein duyu testi, QuickDASH ve hasta–gözlemci POSAS skorları açısından istatistiksel olarak üstün sonuçlar sağladığını göstermiştir. Nörovasküler pedikül bütünlüğünü koruyan, pedikül üzerindeki gerimi azaltan ve 180°'ye kadar güvenli rotasyona olanak tanıyan tasarımı sayesinde propeller homodijital flep, daha düşük komplikasyon oranları ve daha yüksek hasta memnuniyeti ile öne çıkmaktadır. Retrograd homodijital flepler geniş distal defektlerde yeterli doku mobilitesi ve kabul edilebilir duyusal geri kazanım sağlamakla birlikte, venöz dolaşım problemleri nedeniyle dikkatli hasta seçimi gerektirmektedir. Anterograd homodijital flepler ise stabil arteriyel akım ve düşük donör alan morbiditesi avantajlarına karşın ilerleme kapasitesinin sınırlılığı nedeniyle küçük–orta hacimli defektlerde daha uygun bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Elde edilen veriler, propeller homodijital flebin Tamai Zon I ve Ishikawa Subzone I–II düzeyindeki parmak ucu defektlerinde fizyolojik, fonksiyonel ve estetik açıdan etkin bir birinci basamak rekonstrüksiyon yöntemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Homodijital flepler, Parmak ucu yaralanmaları, El rekonstrüksiyonu, Duyusal reinnervasyon, Eklem hareket açıklığı,