SARS-CoV-2 pnömonisi ile diğer viral pnömonilerin klinik, laboratuvar, radyolojik ve prognostik veriler ışığında karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NUR YALMAN
Danışman: Elif TORUN PARMAKSIZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:GİRİŞ: Toplum kaynaklı pnömoni bakteriyel enfeksiyon ile olduğu gibi viral enfeksiyon ile de olabilir. Viral pnömoniye neden olan birçok virüs vardır, bunlar genel olarak iki gruba ayrılıyor, DNA ve RNA virüsler. Viral pnömoni nedenleri arasında yer alan en önemli virüsler İnfluenza (A, B, C) virüs, Human metapneumovirüs, Rhinovirüs, Adenovirüs ve Coronavirüs'tür. Coronavirüsler, soğuk algınlığı gibi hafif bir hastalık tablosuna neden olabildikleri gibi, ARDS gibi ağır klinik tablolara da neden olabilmektedirler. SARS-CoV ilk defa 2003 yılında ortaya çıkmış olup yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Yaklaşık 10 yıl sonra MERS-CoV ilk defa 2012 yılında Suudi Arabistan'da ortaya çıkmıştır. 31 Aralık 2019'da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Çin Ülke Ofisi, Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmiştir. Etyolojisi daha sonra SARS-CoV-2 olarak isimlendirilmiştir. Ve hastalığa Covid-19 ismi verilmiştir. DSÖ, 11 Mart tarihini küresel salgın (pandemi) olarak tanımlamıştır. Bu çalışmada Covid19 pnömonisi ile Covid dışı viral pnömonilerin klinik, laboratuar, radyolojik ve prognostik verilerinin karşılaştırılması planlanmıştır. MATERYAL VE METOD: Çalışmamız hastane tabanlı, tek merkezli olan retrospektif bir çalışma olup dosya taraması yapılmıştır. Ocak 2018-Ocak 2021 arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği'nde viral pnömoni ön tanısı ile yatırılan hastalar çalışmamıza dahil edilmiştir. Çalışmamıza viral pnömoni düşünülen ve yatış kriterleri taşıyan hastalardan yatış sırasında nazofarenks ve orofarenks sürüntüsü solunum paneli testinin sonucu iv pozitif olan veya Covid-19 PCR sürüntü sonucu pozitif olan hastalar dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların dosyaları incelenmiş olup verileri kaydedilmiştir. Hastaların özgeçmişleri, şikayetleri, Sigara öyküsü, eşlik eden komorbid hastalıkları, Yatışlarında SpO2 değerleri, Yatış gün sayısı, sonrasında yoğun bakım ihtiyaçlarının olup olmadığı, yoğun bakım ihtiyaçları oldu ise, kaç gün yoğun bakımda kaldıkları, Laboratuvar bulguları, görüntüleme bulguları, Yatış süresinde verilen ilaçları, Antibiyotik ihtiyaçları olup olmadığı, verildi ise kaç tane antibiyotik aldıkları incelenmiştir. Son olarak hastaların sonuçlarına bakılmıştır, şifa ile taburcu olup olmadıkları, mortaliteleri ve yoğun bakım ihtiyaçları olup olmadığı kayıt altına alındıktan sonra taburculukta SpO2 değerleri kaydedilmiştir. Tüm bu veriler ışığında hastalar iki gruba bölünüp, Covid-19 ve Covid dışı viral pnömoni olarak iki grup bu veriler ışığında karşılaştırılmış ve aralarındaki fark tespit edilmiştir. BULGULAR: Çalışmamız %50,5'i(n=52) kadın, %49,5'i (n=51) erkek, toplam 103 olguyla yapılmıştır, yaşları 17 ile 89 arasında değişmekte olup, ortalama 62,64±16,43 yaştır. Araştırmaya katılan olguların %71,8'inde (n=74) immünsüpresyon görülmektedir. Olguların %40'ı (n=26) sigara içmektedir. Çalışmada %41,7 (n =43) Covid-19 vakası ve %58,3 (n=60) CDVP olgusu mevcuttur. Solunum panel test sonucuna bakıldığında en yüksek oranda %36,8 ile İnfluenza A/H1-2009 saptanmıştır. Gruplara göre olgular karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmektedir. CDVP grubundaki olguların yaşları daha yüksek saptanmıştır (p=0.008). İmmünsüprisyon anlamlı bir şekilde CDVP'erde daha yüksek oranda saptanmıştır (p=0.001). Semptom açısından kıyaslandığında öksürük (p=0.001) ve ateş (p=0.003) CDVP'lerde, miyalji ise (p=0.001) Covid-19 pnömonilerinde daha yüksek saptanmıştır. Ek hastalıklar ise genel olarak CDVP'lerde daha sık eşlik ettiği saptanmıştır (p=0.002). Yatış süresi CDVP'lerde daha uzun saptanmıştır (p=0.001). Yatış ve taburculuk SpO2 değeri CDVP'lerde daha düşük saptanmıştır (p=0.001). Laboratuvar bulguları kıyaslandığında Covid-19 hastaları daha çok lökopenic (p=0.002), nötropenic (p=0.001) ve lemfopenic (p=0.03) saptanmıştır. CDVP'ler ise daha çok anemic (p=0.04) saptanmıştır. Troponin, üre, total bilirubin, INR ve CRP değerleri CDVP'lerde daha yüksek saptanmıştır (p<0.006). Radyolojik olarak kıyaslandığında Covid-19 hastalarında daha çok tek taraflı tutulum, periferik tutulum v saptanmıştı (p=0.002). Konsolidasyon, hava-bronkogram ve nodüller daha çok CDVP'lerde görülmüştür (p=0.001). CDVP'lerin daha çok antibiyotik ihtiyacı olduğu saptanmıştır (p=0.001). Prognoz ve mortalite açısından her iki grup arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p=0.07). SONUÇ: Sonuç olarak; Covid-19 pnömonisinin CDVP'den radyolojik olarak belirgin farkı olup, klinik olarak bazı semptomlarda farklılık göstermektedir. Laboratuvar değerlerinde de farklılıklar saptanmıştır. Bu durumun, hastalığın tanısında ve ayırıcı tanısında faydalı olacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte, prognoz açısından viral ajanlar arasında anlamlı fark saptanmamıştır.