Yenidoğanlarda trombosit süspansiyonu kullanımının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HÜSEYİN ADİL ÖNER

Danışman: Ayşegül ZENCİROĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Trombositopeni, yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde en sık izlenen hematolojik patolojilerdendir. Yenidoğanlarda transfüzyon amaçlı en sık kullanılan ikinci kan ürünü olan trombosit süspansiyonunun aktif kanaması ve ciddi trombositopenisi olan yenidoğanlarda yararı bilinmekledir. Profilaktik trombosit uygulamasının ise net yararlarının bilinmemesi yanı sıra kan ürünleri transfüzyonları uygulamalarının zararları olabileceği de bilinmektedir. Bu çalışmada hastanemiz yenidoğan kliniğinde yatan hastalarda trombosit transfüzyonları; endikasyon, laboratuvar kontrolü ve komplikasyonlar çerçevesinde incelenerek ulusal (Türk Neonatoloji Derneği Transfüzyon Rehberi) ve uluslararası (İngiltere Kan Transfüzyonu ve Doku Transplantasyonu Hizmetleri Profesyonel Danışma Komitesi Transfüzyon Rehberi ve Trombosit Kitlesine Dayalı Transfüzyon Rehberi) rehberlere göre uygunluğu geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntemler: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Yenidoğan Kliniği'nde 01.01.2016-31.12.2016 tarihleri arasında yatarak izlenen ve trombosit süspansiyonu alan hastalar çalışmaya alındı. Hastaların demografik özellikleri, klinik profilleri ve maternal verileri kaydedildi. Kullanılan toplam trombosit süspansiyonu sayısı, trombosit süspansiyonu kullanım oranı, transfüzyon sayısı/hasta sayısı oranı belirlendi. Her hastaya uygulanan ilk üç transfüzyon öncesi ve sonrası laboratuvar kontrolü ve kullanım endikasyonlarının rehberlere uygunluğu değerlendirildi. Ayrıca hastalar preterm ve term, erken ve geç başlangıçlı trombositopenisi olan, kanaması olan ve olmayan, taburcu edilen ve kaybedilen şeklinde gruplandırılarak, gruplar arasında trombosit süspansiyonu kullanım sayıları, endikasyonları ve mortalite oranları karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmanın yapıldığı bir yıllık dönemde yatırılarak takip ve tedavi edilen 1538 hastanın 66'sına toplam 261 kez trombosit transfüzyonu uygulanmıştı. Endikasyon, komplikasyon ve laboratuvar kontrolü açısından değerlendirilen her hastanın aldığı ilk üç transfüzyon sayısı 139 idi. Trombosit süspansiyonu kullanım oranı % 4.3, transfüzyon sayısı/transfüzyon alan hasta sayısı 3.9'du. Olguların 28'i (%42.4) preterm (<37 hafta), 38'i (%57.6) term bebekti. Olguların gebelik haftası ortalaması 34.7±5.45 hafta, doğum ağırlığı ortalaması 2191±978 gr idi. Hastaların 41'inde (%62.1) kanama mevcuttu, 33 hastada (%50) ise intrakranial kanama izlendi. Trombosit süspansiyonu alan 66 hastanın 31'i (%47) kaybedildi, 35'i (%53) taburcu oldu. Tam kan sayımı ile değerlendirilen 139 transfüzyonun tamamından önce trombosit sayısı ve ortalama trombosit hacmi değerlerine bakıldı. Trombosit sayısı ortalama 52.330±32.050/μL, ortalama trombosit hacmi değeri 10.14±2.06 fL/nL idi. Yüz otuz üç (%95.6) transfüzyondan sonra trombosit sayısı kontrolü yapıldı. Transfüzyon sonrası ortalama trombosit sayısı 86.800±57.470/μL olup, transfüzyon öncesine göre %63 artış görüldü. Trombosit sayısındaki artış oranı anlamlıydı (p=0.01<0.05). İlk üç transfüzyon incelemesinde, transfüzyonların %77.7'sinin Türk Neonatoloji Derneği, %78.4'ünün İngiltere Transfüzyon Komitesi, %60'ının Trombosit Kitlesine Dayalı Transfüzyon Rehberlerine göre uygun olarak verildiği izlendi. Ulusal rehbere dikkatli bir uyumla trombosit transfüzyonlarının %22.3'ünden, Trombosit Kitlesine Dayalı Rehberin kullanılması ile ise %40'ından kaçınılabileceği görüldü. Olguların hiçbirinde komplikasyon kaydı saptanmadı. Sonuçlar: Verilerimiz hastanemiz yenidoğan kliniğinde verilen trombosit transfüzyonlarının %80'ine yakınının ulusal rehbere uygun endikasyonla kullanıldığını göstermiştir. Ulusal transfüzyon rehberine dikkatli bir uyumla transfüzyon sıklığının anlamlı şekilde azalacağı, trombosit sayısı yerine trombosit kitlesine dayalı rehberlerin kullanılması ile ise transfüzyon sıklığında daha fazla azalma sağlanabileceği belirlendi. Her bebeğin bireysel olarak ve rehberler çerçevesinde dikkatle değerlendirilmesi ile hastaların gereksiz transfüzyon almasının önüne geçilebilir ve ülkemizin kan kaynakları daha etkili biçimde kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: Trombosit süspansiyonu, trombositopeni, yenidoğan, transfüzyon, endikasyon