CHA2DS2-VASC skorunun perifer arter hastalığı nedeniyle iliak veya femoral arter greft stent implantasyonu yapılan hastalarda orta dönem takipte stent trombozu ve/veya instent restenoz gelişmesi üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL KOŞUYOLU YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMİNE ALPAY

Danışman: Mehmet Yunus EMİROĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Periferik arter hastalığı (PAH) tüm dünyada morbidite ve mortalitenin önemi sebeplerindendir. Medikal ve egzersiz tedavisine dirençli semptomları olan hastalarda, kronik kritik ekstremite iskemisi durumlarında ve akut iskemide revaskülarizasyon önerilmektedir. Günümüzde perkütan endovasküler girişimler çoğu PAH hastasında önerilen revaskülarizasyon şeklidir. PAH girişimlerinde çıplak veya ilaç kaplı balonlar; self ekspandable veya balon ekspandable, çıplak veya ilaç kaplı stentler ve greft stentler kullanılabilir. Greft stentler daha çok rüptür, ekstravazasyon gibi durumlarda kullanılmakla beraber; kompleks lezyonların tedavisinde de özellikle plak prolapsusu ve restenoz riskinin daha düşük olması nedeniyle tercih edilmektedirler. Periferik greft stentlerin açıklık oranlarını öngördürecek parametreler net değildir. Literatürde CHA2DS2-VASc skorunun koroner stent trombozu (ST) ve instent restenozu (İSR) ile ilişkili olduğu, PAH hasta popülasyonunda da artmış mortalite ve asemptomatik PAH riskinde artış ile ilişkili olduğu bildirilmiştir. Bizim çalışmamızdaki amacımız, elektif periferik greft stent implantasyonu yapılan hastalarda, CHA2DS2-VASc skorunun orta dönemde stent açıklığı ile olan ilişkisinin ortaya konulmasıdır. Gereç ve Yöntem: 2015-2020 yılları arasında elektif iliak ve femoral greft stent implantasyonu yapılan 165 hasta çalışmaya alındı. Hastaların dosyaları geriye dönük olarak tarandı ve tüm hastaların tıbbi geçmişi, demografik özellikleri, kardiyovasküler risk faktörleri, komorbid hastalıkları ve hedef damar açıklığının takibi için kullanılan görüntüleme verileri alındı. Hastalar stenti açık saptananlar ve ST/ISR saptananlar şeklinde 2 gruba ayrıldı. Tüm hastaların CHA2DS2VASc skoru hesaplandı. CHA2DS2VASc skoru ile orta dönemde stent açıklığı arasındaki ilişki incelendi. Bulgular: Takipte 23 hastada stent trombozu,19 hastada stent restenozu, 1hastada hem ST hem ISR geliştiği ve açıklık oranının %74,2 olduğu saptandı. Stenti açık saptanan grupta CHA2DS2-VASc skoru daha yüksek saptandı(p=0,002). TASC II C/D lezyonların oranı stent trombozu/restenozu gelişen gruba göre daha düşük saptandı(p=0,019). Yaş ortalaması ve erkek cinsiyet de stenti açık olan grupta anlamlı şekilde yüksek saptandı. Sonuç: Periferik greft stentler kompleks lezyonların tedavisinde kullanılmaktadır ve bu hasta grubunda stent açıklığını öngörebilmek tedaviyi yönlendirebilmek açısından önemlidir. Çalışmamızda genç yaş, düşük CHA2DS2-VASc skoru, TASC II C/D lezyonlar greft stent trombozu/restenozu riskini arttırmaktadır. Bu riskli hasta gruplarında, periferik endovasküler girişim öncesinde, stent açıklığını öngördürecek faktörleri ortaya koyacak daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.