Oral yolla verilen red ginsengin ratlarda karaciğer iskemi reperfüzyon hasarı üzerine olan etkileri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERT ÇÖL
Danışman: Salih TUNCAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Vücudun en büyük ve en önemli organlarından birisi olan karaciğer metabolizmanın düzenlenmesinde çok önemli rollere sahiptir. Karaciğer iskemi reperfüzyon hasarı(İRH) klinik pratikte karşımıza çıkmakta olup morbiditeyi ve mortaliteyi olumsuz etkilemektedir. Çeşitli faktörlerin varlığı karaciğer İRH'nın önlenmesinde ve tedavisinde yapılan çalışmaları zorlaştırmaktadır. Bitkiler eski dönemlerden beri kullanılmış ve kullanılmaya devam etmektedir. Ginseng, Asya ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkede kendisine yer bulmuştur. Son yıllarda yapılan çalışmalarda Red Ginseng(RG)'in birçok sistem üzerinde olumlu etkileri olduğu gösterilmiştir. Bizim bu çalışmadaki amacımız uzun yıllardır çalışılan ve son yıllarda klinik çalışmalarda kullanılmaya başlanan RG'in literatür araştımalarımız sonrasında deneysel karaciğer İRH'nda oksidatif stres ve patolojik değişiklikler üzerine koruyucu etkisini biyokimyasal ve histopatolojik olarak araştırmak ayrıca yeni profilaksi ve tedavi rejimlerine ışık tutmak ve bu alandaki bilgi birikimine katkı sunmaktır. Gereç Yöntem: ÇalıĢmamızda 50 adet dişi Wistar-Albino sıçan kullanıldı ve çalışmada kullanılan sıçanların ağırlıkları 174gr ile 232 gr arasında değişmekteydi. Deney hayvanları randomize bir şekilde 10 rattan oluşan 5 gruba ayrıldı. Grup I'de laparotomi yapıldıktan sonra hepatik pedikül mobilize edildi başka ek işlem uygulanmadı, doku ve kan örnekleri alındı. Grup II'de laparotomi sonrası hepatik arter ve portal ven 60 dakika süre ile klemplenerek iskemi oluşturuldu. Reperfüzyon sonrası herhangi bir ilaç verilmeden 90. dakikada reopere edilerek doku ve kan örnekleri alındı. Grup III'te laparotomi sonrası hepatik arter ve portal ven 60 dakika süre ile klemplenerek iskemi oluşturuldu. Reperfüzyon sonrası herhangi bir ilaç verilmeden 48. saatte reopere edilerek doku ve kan örnekleri alındı. Grup IV'te ratlara preoperatif 3 gün süre ile orogastrik sonda yoluyla 5 mg/kg/gün dozunda RG verildi takiben laparotomi yapıldı ve hepatik arter ve portal ven 60 dakika süre ile klemplenerek iskemi oluşturuldu. Reperfüzyon sonrası herhangi bir ilaç verilmeden 90. dakikada reopere edilerek doku ve kan örnekleri alındı. Grup V'te ratlara preoperatif dönemde 3 gün boyunca orogastrik sonda yoluyla 5 mg/kg/gün dozunda RG verildi takiben laparotomi yapıldı hepatik arter ve portal ven 60 dakika süre ile klemplenerek iskemi oluşturuldu. Reperfüzyon sonrası bu gruptaki ratlara postoperatif dönemde 2 gün boyunca orogastrik sonda yoluyla 5 mg/kg/gün dozunda RG verildi ve 48. saatte reopere edilerek doku ve kan örnekleri alındı. Bulgular: Sham grubu, grup 2 ve grup 4 arasında sinuzoidal konjesyon düzeyi bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Grupların hiçbirinde vakuolizasyon ve nekroz görülmedi. Sham grubu ile karşılaştırıldığında Grup 2'de ve Grup 4'te ALP ve ALT değerleri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olarak değerlendirildi. Sham grubu ile karşılaştırıldığında Grup 4'te LDH ve SH değeri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olarak değerlendirildi. Grup 2 ile karşılaştırıldığında Grup 4'te LDH değeri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olarak değerlendirildi. Sham grubu, Grup 3 ve Grup 5 arasında sinuzoidal konjesyon düzeyi bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Sham grubu ile karşılaştırıldığında Grup 3'te ALT, AST ve MDA değerleri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olarak değerlendirildi. Sham grubu ile karşılaştırıldığında Grup 5'te ALP değeri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düĢük, AST ve SH değeri anlamlı düzeyde daha yüksek olarak değerlendirildi. Grup 3 ile karşılaştırıldığında Grup 5'te ALT, AST ve MDA değeri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düĢük olarak değerlendirildi. Grup 4 ile Grup 5 arasında sinuzoidal konjesyon düzeyi bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Grup 4 ile karşılaştırıldığında, Grup 5'te ALP ve AST değerleri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşük, total bilirubin değeri anlamlı düzeyde daha yüksek olarak değerlendirildi. Sonuç: RG'in karaciğer İRH üzerindeki etkilerini incelediğimiz bu çalışmamızda RG histopatolojik olarak anlamlı bir etki yaratmamakla birlikte, biyokimyasal parametrelerde gruplar arasında anlamlı farklılıklar olduğunu gördük. Daha kapsamlı çalışmaların literatüre katkılarının artması ile ilerleyen dönemde RG'in karaciğer hasarını önlemedeki etkisinin daha iyi anlaşılacağı kanaatindeyiz.