Laparatomik ve laparoskopik teknikle yapılan histerektomi vakalarında uterosakral ligament açısından post-operatif alt üriner sistem ve pelvik organ prolapsusu karşılaştırması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BERK GÜRSOY
Danışman: Levent YAŞAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çalışmamızda beingn uterin leimyomlar sebepli histerektomilerde en çok tercih edilen abdominal ve laparoskopik tekniğin, post-operatif kısa dönemde pelvik organ prolapsusu (POP) ve alt üriner sistem semptomları (AÜSS) oluşumunda, özellikle uterosakral ligament (USL) üzerindeki cerrahi etkilerini prospektif olarak inceleyerek post-operatif dönemde 2 tekniğin bu semptomlar açısından anlamlı bir fark yaratıp yaratmadığını kanıtlamayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya süreç içinde olası kayıplar da göz önüne alınarak ameliyat öncesi kontrollerinde herhangi bir POP ( 0.05). İki teknikte de intra-operatif komplikasyon izlenmemiş olup TAH olan hastalarda post-operatif komplikasyon oranı istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0,012; p 0,05). Histerektomi olan hastaların tamamında %20-30 arasında farklı AÜSS geliştiği görülürken, anket sonuçlarında ise TLH olan hastaların aleyhine ICIQ-Fluts Filling, ICIQ-SF, I-QoL Davranış ve OAB-V8'de istatistiksel anlamlı farklar görülmüştür (p=0,007; p<0,01) (p=0,006; p<0,01)(p=0,028; p<0,05)(p=0,006; p<0,01). Sonuç: TAH ve TLH arasında POP-Q seviyelerinde anlamlı bir fark olmaksızın, TLH'nın özellikle mesane depolama fazında urge ve aşırı aktif mesane semptomlarına yol açma olasılığının daha yüksek olduğu ve bu sebeple hastaların yaşam kalitesini azalttığı görülmüştür.