Demir eksikliği anemisi tedavisinde ferrik karboksimaltoz ve demir sükrozun oksidan-antioksidan etkisi: Yüksek demir yüksek oksidan yük mü?
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KEZİBAN NAZ YILMAZ
Danışman: Tekin GÜNEY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Demir eksikliği anemisi günümüzde en sık görülen halk sağlığı sorunlarından biri olup, demirin yerine konulmasında öncelikli oral tedaviler tercih edilmekle birlikte, başta malabsorbsiyon ve oral intolerans gibi birçok endikasyonda parenteral demir preparatları kullanılmaktadır. Oral demir yerine intravenöz demir tedavisi tercih edildiğinde daha yüksek demir dozları çok daha kısa sürede hastaya verilmekte, bu durum da serbest demirin katalitik etkisi bilindiğinde bazı endişeleri gündeme getirmektedir. Çalışmamızda, literatüre göre daha yüksek demir dozları alan hastalar kronik böbrek ve kalp hastalıkları gibi oksidatif hasarı etkileyecek hastalık grupları olmadan dahil edilmiş; klinik pratikte sık kullandığımız yeni intravenöz demir formlarından olan ferrik karboksimaltoz ve daha eski ve literatür çalışması daha fazla olan demir sükrozun oluşturabileceği kısa ve uzun dönem oksidatif etkilerinin saptanması hedeflenmiştir. Çalışmamız prospektif, tek merkezli, gözlemsel bir çalışma olarak planlanmış olup S.B.Ü. Ankara Şehir Hastanesi İç Hastalıkları ve Hematoloji polikliniklerine başvurup demir eksikliği anemisi tanısı alıp tedavisi planlanmış olan hastalar dahil edilmiştir. Total doz intravenöz 1000 mg demir sükroz(n=19), 1000 mg ferrik karboksimaltoz(n=20) ve 1500 mg ferrik karboksimaltoz(n=19) olmak üzere 3 eşit gruba ayrılan toplam 58 hastanın tedavi öncesi, ilk infüzyonun 1. saati ve kontrol 1. ayda olmak üzere 3 kez kan örnekleri alındı. Tam kan sayımı, serum demir ve ferritin seviyesi, total demir bağlama kapasitesi ve transferrin satürasyonu rutin olarak başlangıç ve 1. ayda kontrolünde çalışıldı. Oksidatif stres ve antioksidan durum değerlendirmesi için serum süperoksit dismutaz, katalaz, glutatyon peroksidaz ise çalışmamıza özel olarak tedavi başlangıcı, infüzyon sonrası 1. saat ve kontrol 1. ayda çalışıldı. Üç grupta da tedavi öncesi, ilk doz infüzyon sonrası 1. saat, kontrol 1. ay değerlendirmede; antioksidan enzim düzeyleri anlamlı olacak şekilde değişmedi. Gruplar kendi aralarında karşılaştırıldığında, üç zaman diliminde ve üç grupta anlamlı fark saptanmadı. Anemi parametrelerine bakıldığında her 3 grupta da tedavi öncesine göre 1. ayda demir, transferrin satürasyonu (TSAT), ferritin, hemoglobin (Hb), hematokrit, MCV için 1.ayda anlamlı artış ; total demir bağlama kapasitesi(TDBK) ve MCH için anlamlı azalmalar mevcut idi (p<0.001) . 1. aydaki Hb artışı üç grup olarak bakıldığında da, demir sükroz ve ferrik karboksimaltoz iki ana grup olarak değerlendirildiğinde de istatistiksel olarak farklı değildi. TDBK'deki azalma demir sükroz grubunda daha düşük (p=0.019) ; TSAT'daki , ferritindeki ve hematokritdeki artış ferrik karboksimaltoz 1500 mg grubunda daha yüksek idi (sırasıyla p=0.019, p=0.006, p=0.08). Demir sükroz ve ferrik karboksimaltoz iki ana grup olarak ele alındığında ise Hb artışında fark olmazken; TDBK'ndeki azalma, TSAT ve ferritin düzeylerindeki artış ferrik karboksimaltoz grubunda anlamlı derecede yüksekti (sırasıyla p<0.001, p=0.012, p=0.006). Sonuç olarak çalışmamızda yüksek doz intravenöz demir tedavisiyle demir sükroz ve ferrik karboksimaltoz formulasyonlarında infüzyon sonrası 1. saat akut dönemde ve kontrol 1. ayda antioksidan enzim düzeyleri değişmemiş olup demirin antioksidan enzim değişimini tetikleyecek oksidan etkisi olmadığı gösterilmiştir. Daha fazla oksidatif stres markerının değerlendirilerek, daha fazla hastanın dahil edildiği ve daha uzun takip süreli çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Demir eksikliği anemisi, Oksidatif stress, Ferrik karboksimaltoz, Demir sükroz