Neoadjuvan tedavi almamış mide adenokarsinomlarında tümör tomurcuklanmasının klinikopatolojik veriler ve hasta yönetimine etki eden immünohistokimyasal belirteçle ile ilişkisinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, PATOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÖZDE İLHAN
Danışman: Armağan GÜNAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Mide kanseri sıklığı yıllara bağlı olarak azalma eğilimi göstermesine rağmen, günümüzde sık görülen malign tümörler arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, neoadjuvan tedavi almamış mide adenokarsinomlarında tümör tomurcuklanmasının (tümor budding) klinikopatolojik veriler ve immünohistokimyasal belirteçlerle olan ilişkisini ortaya koymaktır. Özellikle tümör tomurcuklanmasının lenf nodu metastazı, perinöral invazyon, uzak metastaz gibi kötü prognostik faktörlerle olan ilişkisini belirleyerek, mide adenokarsinomu hastalarında daha doğru bir risk değerlendirmesi yapabilmektir. Çalışmada ayrıca, tümörlerin p53 ve HER2 immünohistokimyasal ekspresyon durumlarının tümör tomurcuklanması ile olan ilişkisi incelenmiş ve bu immünohistokimyasal belirteçlerin tümör prognostik faktörlerleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Gerekçe: Mide kanseri, dünyada kansere bağlı ölüm nedenleri arasında önde gelen malignitelerden biri olup, özellikle ileri evrelerde kötü prognoz göstermektedir. Mide kanserinde prognozun belirlenmesinde TNM evrelemesi temel rol oynasa da aynı evredeki hastalar arasında önemli klinik farklılıklar gözlemlenmektedir. Bu nedenle, mide kanserinin biyolojik davranışını daha iyi öngörebilmek ve hasta yönetiminde daha hassas kararlar alabilmek için ek prognostik parametrelere ihtiyaç duyulmaktadır. Son yıllarda, tümör mikroçevresi ve tümör tomurcuklanması (TT) gibi faktörler üzerine yapılan çalışmalar artmış ve özellikle tümör tomurcuklanmasının invazyon ve metastaz gibi agresif tümör özellikleri ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Kolorektal kanser gibi çeşitli solid tümörlerde TT, kötü prognoz ile ilişkilendirilmiş ve bağımsız bir prognostik faktör olarak kabul edilmiştir. Ancak mide adenokarsinomlarında TT'nin prognostik değeri henüz tam olarak aydınlatılmamıştır. Bu çalışmada, TT'nin mide adenokarsinomu hastalarında klinikopatolojik ve immünohistokimyasal verilerle ilişkilendirilmesi hedeflenmiştir. HER2 ve p53 gibi immünohistokimyasal belirteçlerin TT ile olan bağlantısı da araştırılarak, mide kanserinin biyolojik davranışına yönelik yeni bilgiler sağlanması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma, retrospektif bir yöntemle 90 adet neoadjuvan tedavi almamış mide adenokarsinomu tanılı hastaların arşiv materyalleri ve raporları incelenerek gerçekleştirilmiştir. Histopatolojik olarak tümör tomurcuklanması, invazyon alanında yer alan küçük, ayrışmış tümör hücre kümelerinin sayısına göre sınıflandırılmıştır. Tümör tomurcuklanması Uluslararası Kanser Kontrol Birliği (UICC- The Union for International Cancer Control) önerileri doğrultusunda, düşük (Bd1), orta (Bd2) ve yüksek (Bd3) olmak üzere skorlanarak üç gruba ayrılmıştır. Ayrıca tümör tomurcuklanması yüksek ve diğerleri (düşük, orta) olarak ikinci bir değerlendirmede çalışmaya eklenmiştir. Asya Kanser Araştırma Grubu'nun (ACRG) mide kanserinin moleküler sınıflandırmasında kullandığı ek olarak da prognoz ve tedavide önemi olan p53 ve HER2 immünohistokimyasal değerlendirilmesi sonuçları incelenmiştir. Tümör tomurcuklanması skoru ile p53 ve HER2 ekspresyonu, lenf nodu metastazı, perinöral invazyon, uzak metastaz gibi klinikopatolojik faktörlerle karşılaştırılmıştır. İstatistiksel analizler, bu veriler arasındaki ilişkiyi belirlemek ve prognostik önemini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bulgular, Kaplan-Meier sağkalım analizleri ve Cox regresyon modelleri ile desteklenmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen mide adenokarsinomu hastalarında, tümör tomurcuklanması skorunun yüksek olduğu vakalarda lenf nodu metastazı ve perinöral invazyon gibi kötü prognostik faktörlerin daha sık görüldüğü tespit edilmiştir. Özellikle yüksek TT skoru (Bd3) olan hastalarda, lenf nodu metastazı ve perinöral invazyon oranları istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir. Bununla birlikte, TT ile uzak metastaz arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Literatürlerde TT'nin uzak metastaz ile ilişkili olduğu ileri sürülmüş olsa da bu çalışmada bu bağlantı belirlenmemiştir. İmmünohistokimyasal incelemelerde, HER2 pozitifliğinin, mide kanserlerinde kötü prognostik klinikopatolojik verilerle ilişkilendiren çalışmalar mevcuttur. Ancak bizim çalışmamızda istatistiksel olarak anlamlı bir veri elde edilmemiştir. Buna ek olarak, p53 pozitif vakalarda diseke edilen lenf nodu sayısı ile anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ancak p53 ekspresyonu ile invazyon derinliği lenf nodu metastazı, uzak metastaz arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. c-ErbB2 pozitif (skor:3) olanların oranı her iki tomurcuk sayısı gurubunda da birbirine çok yakın bulunmuştur. Diğer taraftan p53 İHK değerlendirilmesinde negatif olanların oranı, tomurcuklanması yüksek olmayan (Tomurcuk sayısı <10 adet) olgularda daha fazladır. Yine p53 pozitif tümörlerde, tomurcuklanması yüksekliğinin (Tomurcuk sayısı ≥10 adet) daha fazla oranda olduğu dikkati çekmiştir. Bu sonuçlar, p53'ün prognostik değerinin literatürde tartışmalı olmasına rağmen, mide adenokarsinomlarındaki rolünün daha fazla araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Çalışmanın sonuçları, mide adenokarsinomlarında tümör tomurcuklanmasının, invazyon ve metastatik potansiyel açısından önemli bir gösterge olduğunu ve HER2 ve p53 gibi immünohistokimyasal belirteçlerle birlikte değerlendirildiğinde, prognostik değerin artırılabileceğini göstermektedir. Sonuç: Bu çalışma, tümör tomurcuklanmasının mide adenokarsinomlarında agresif biyolojik davranışın önemli bir göstergesi olduğunu ortaya koymuştur. Yüksek TT skoru, lenf nodu metastazı ve perinöral invazyon gibi kötü prognostik faktörlerle istatistiksel olarak anlamlı derecede ilişkilidir. Bunun yanı sıra, HER2 ve p53 ekspresyonlarının tümör tomurcuklanması ve mide kanserleri moleküler sınıflamasında rutinde kullanımıyla ilgili daha çok vaka sayısıyla araştırılmasına ihtiyaç vardır. Özellikle istatistiksel olarak anlamlı olmasa da HER2 pozitif (skor:3) vakalarda tümör tomurcuklanmasının daha yüksek oranda olması, bu belirtecin mide adenokarsinomu tedavi stratejilerinde göz önünde bulundurulması gerektiğini düşündürmektedir. Tümör tomurcuklanması, immünohistokimyasal belirteçlerle birlikte değerlendirildiğinde, mide kanseri hastalarında daha iyi bir risk sınıflandırması yapılmasına olanak sağlayabilir ve hasta yönetimine katkı sunabilir. Bu bulgular, mide adenokarsinomlarının daha iyi anlaşılmasına ve bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine olanak sağlayacaktır.