Polikistik over sendromlu(PKOS) hastalarda MOTS-C ve manf düzeylerinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET KORKMAZ

Danışman: Oğuzhan AKSU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: PKOS, üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen endokrin bozukluktur. İnsülin direncine bağlı gelişen hiperinsülinemi ile birlikte, hipotalamo-hipofizer aksın bozulması sonucunda ortaya çıkan ovaryan ve adrenal kaynaklı hiperandrojenizmle karakterize bir sendromdur. PCOS'lu kadınlar ayrıca sıklıkla metabolik fonksiyon bozukluğu, obezite, infertiliteden muzdariptir ve gebelik komplikasyonları ve uzun süreli kardiyovasküler hastalık riski altındadır. PCOS hastalarında MOTS-c ve MANF biyomarkırlarının düzeyine bakarak PCOS etiyopatogenezini aydınlatmayı ve yeni tedavi hedeflerinin belirlenmesine katkıda bulunarak hastalığın metabolik ve üreme sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini önlemeyi amaçladık. Metod: Çalışmamıza 18-45 yaş arasında olan 60 hasta ve 29 sağlıklı gönüllü dahil edildi. PKOS tanısı ESHRE/ASRM kriterlerine göre konuldu. Diyabetes Mellitus, aktif romatizmal hastalığı ve enfeksiyonu olan hastalar dahil edilmedi. Katılımcıların menstrual döngüsünün ilk 3 gününde serum örnekleri alındı. Serum örneklerinden glukoz, insülin, kreatinin, LDL, HDL, Trigliserid, ALT, HbA1c, TSH, FSH, LH, E2, Total testosteron, Serbest Testosteron, DHEA-S, Prolaktin, Kortizol, MOTS-c ve MANF düzeyleri bakıldı. MOTS-c ölçümleri ng/mL ve MANF ölçümleri pg/mL cinsinden ELİSA (Enzyme linked immunosorbent assay) yöntemi ile çalışıldı. VKİ, HOMA-IR ve LH/FSH oranı hesaplandı. Bulgular: Gruplar arasında yaş, boy, BMİ, bel çevresi, modifiye-fg skoru açısından anlamlı fark görüldü; yaş ve boy kontrol grubunda yüksekken diğer parametreler hasta grubundan daha yüksek çıktı. Gruplar arası biyokimyasal verilerin karşılaştırılması sonucunda kontrol grubunda HDL ve FSH değerlerinin; hasta grubunda HbA1c, ALT, LDL, trigliserid , LH, serbest testosteron, DHEA-SO4 ve MOTS-c değerlerinin daha yüksek olduğu tespit edildi. LH/FSH oranı hasta grubunda arttığı görüldü. Sonuç: PKOS ile MOTS-c ve MANF ilişkisini değerlendiren kısıtlı sayıda araştırma bulunmaktadır. Bizim çalışmamızda hasta ve kontrol grupları arasında MOTS-c düzeyleri karşılaştırıldığında hasta grubunda istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek olduğu tespit edildi. Bu farkın Fenotip A'dan kaynaklandığı görüldü ve MOTS-c'nin negatif prediktif değerinin Fenotip A grubunda diğer gruplara göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu görüldü. Fenotip B, C ve D gruplarında da MOTS-c düzeyinin kontrol grubuna göre arttığı görüldü ancak istatistiksel olarak anlamlılığa ulaşamadı. MANF düzeyleri incelendiğindeyse hasta ve kontrol grubu arasında fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmamış olsa da literatürdeki çalışmayla uyumlu olarak hasta grubunda MANF düzeyinin daha düşük olduğu görüldü. Çalışmalarda MANF'ın, insülin direnci üzerinde hem artırıcı hem de iyileştirici etkiler gösterebildiği belirlenmiştir. Bu farklılıkların, hasta grubunun kilo, VKİ gibi özelliklerine ve MANF'ın öngörülemeyen sistemik veya santral etkilerine bağlı olabileceği düşünülmektedir. Bu bilgiler çalışmanın daha çok katılımcı ve çok merkezde yapılması halinde istatistiksel anlamlılığa ulaşabileceğini ve böylelikle PKOS ile MANF arasındaki ilişkiyi daha net ortaya koyabileceğini düşündürmektedir. Ayrıcı çalışmamızda tüm katılımcılar incelendiğinde; MOTS-c'nin DHEAS ile orta düzeyde; serbest testosteron ve MANF ile düşük düzeyde pozitif korelasyon gösterdiği görüldü. Bulgular PKOS etiyopatogenezinde yeri olduğunu bildiğimiz hiperandrojeniz ile MOTS-c arasında neden-sonuç ilişkisi olabileceğini düşündürmektedir.