Pediatrik hodgkin lenfoma tanılı hastaların tiyol disülfit biyobelirteçleri ve tiroid fonksiyon testlerinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUSTAFA SAFA KASIM
Danışman: Ahmet UÇAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Pediatrik Hodgkin lenfoma (pHL), çocukluk çağı kanserleri arasında en yüksek sağkalım oranına sahip hastalıklardan biridir. Ancak tedavi başarısı, uzun dönemde gelişebilecek geç etkilerin izlenmesini zorunlu kılmaktadır. Boyun tutulumlu olgularda yaşam boyu tiroid disfonksiyonu ve malignite riski artmaktadır. Radyoterapi (RT), pHL tedavisinin temel bileşenlerinden biri olarak, oksidatif dengenin göstergesi kabul edilen tiyol–disülfit homeostazını (TDH) da bozabilmektedir. Amaç: Pediatrik Hodgkin lenfoma sağ kalanlarında tiroid fonksiyonlarını değerlendirmek ve TDH ile ilişkili biyobelirteçler ile laboratuvar değişkenleri arasındaki ilişkileri araştırmak. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 40 pHL sağ kalanı (%47,5 kadın; medyan yaş 16,8 yıl; aralık 5,1–33,2 yıl) ve 40 sağlıklı akran dahil edildi. Sağ kalanlardan açlık kan örnekleri alınarak tiroid fonksiyon testleri ve otoimmünite analizleri yapıldı; tüm katılımcılarda TDH ile ilişkili biyobelirteçler değerlendirildi. Subklinik hipotiroidi (SH) ve tiroid nodülü ile ilişkili faktörler analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p 25 Gy servikal RT almıştı. On sekiz (%45) olguda SH saptandı ve 13'ü (%32,5) L-tiroksin replasman tedavisi almaktaydı. Yedi (%17'5) olguda tiroid nodülü saptandı ve üçü Bethesda Kategori II olarak raporlandı, hemitiroidektomi uygulanan bir olgunun patolojik incelemesinde benign kolloid nodül saptandı. Tiyol-disülfit homeostazı parametreleri, sağ kalanlar ile kontrol grubu arasında anlamlı farklılık göstermedi (p>0,05). Ancak, native tiyol/toplam tiyol ve disülfit/toplam tiyol oranları ile sT4 (sırasıyla, rₛ=0,337 ve –0,337; p=0,034) ve sT3 (sırasıyla, rₛ=0,373 ve –0,373; p=0,018) düzeyleri arasında anlamlı korelasyon saptandı. Değerlendirilen faktörlerin hiçbiri (BKİ SD, yaş, RT dozu, RT'den sonra geçen süre) SH ile ilişkili bulunmazken, RT'den sonra geçen sürenin (β=1,35) nodül varlığını anlamlı şekilde öngören tek faktör olduğu saptandı (Nagelkerke R²=0,421, p=0,003). Sonuç: Pediatrik Hodgkin lenfoma sağ kalanlarının önemli bir kısmında malignite olmaksızın hafif düzeyde tiroid disfonksiyonu saptandı. Tiyol-disülfit homeostazı biyobelirteçleri ile tiroid hormonları arasındaki korelasyonun saptanması için daha geniş ölçekli çalışmalara gerek olduğu düşünüldü. Anahtar kelimeler: Pediatrik Hodgkin lenfoma, hipotiroidi, tiyol-disülfit homeostazı, radyoterapi, nodül