Nazofarenks kanserinin tomoterapi cihazı ile radyoterapisinin dozimetrik değerlendirilmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, RADYASYON ONKOLOJİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZEYNEL ŞENOL

Danışman: Bahar DİRİCAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Kanser, dünya genelinde ölüme sebep olan başlıca hastalıklardan biridir. Nazofarenks kanseri, nazofarenks adı verilen burun ve boğaz bölgesinde ortaya çıkan bir tür kanserdir. Tomoterapi cihazları baş boyun bölgesindeki kanserlerin tedavisinde kolaylıklar sağlar. Helikal Tomoterapi, yüksek doz hassasiyeti ile karakterize edilen bir görüntü rehberliğiyle uygulanan Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi tekniğidir. Bu teknikte, hastanın tüm vücudu boyunca yoğunlaştırılmış radyasyon dozları hedeflenen bölgeye odaklanırken, sağlıklı dokular minimum düzeyde etkilenir. Bu tez çalışmasında, nazofarenks kanserinin tomoterapi cihazı ile radyoterapisinin dozimetrik değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Dozimetrik değerlendirme, tedavi sürecinde hedefe reçetelenen dozun doğru verildiğinin ve sağlıklı dokuların korunduğunun sağlaması için önemlidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda nazofarenks kanseri tanılı 10 hasta için planlama amacıyla çekilmiş olan bilgisayarlı tomografi görüntüleri kullanılarak Tomoterapi cihazında retrospektif olarak radyoterapi planları oluşturulmuştur. Hedef hacimlere 70-60-54 Gy dozlar simulatene integre boost tekniğine göre planlandı. Ayrıca tüm planların dozimetrik verifikasyonu Octavius fantom ile yapıldı. Planların verifikasyon analizinde gamma indeks metoduna göre %3 doz farkı ve 3mm mesafe uyumu kriterleri oluşturuldu. Bulgular: PTV70 için Homojenite indeksi 1,08 (p=0,2399, p>0,05) olarak bulunmuş olup diğer literatürdeki diğer çalışamalar ile kıyaslandığında anlamlı bir fark görülmemiştir. Helikal tomoterapi tekniğinin VMAT tekniğine kıyasla beyin sapı dozunda yaklaşık olarak %6,21 düşüş sağladığı görüldü. Aynı şekilde Helikal tomoterapi tekniği mandibula için yaklaşık %2,7'lik doz düşüşü sağlarken, oral kavite için %3,1 ve lensler için ise %46,4 doz düşüşü elde edildi. Optik sinir ve optik kiazma korunmasında VMAT tekniğinin daha başarılı olduğu görülen çalışmalar olsa da çalışmamızda optik kiazma dozunda %23'lük doz düşüşü elde ettik. Sol ve sağ parotisler için ise hem yapılan çalışmalar hem de çalışmamızdaki sonuçlara göre VMAT ve Helilal tomoterapi tekniğinin birbirlerine bir üstünlüğü bulunamadı. Sonuç: Beyin sapı, spinal kord, mandibula, lens, kiazma ve parotis dokularının korunmasında Helikal Tomoterapi'nin VMAT tekniğinden daha başarılı olduğu bulunmuştur. Ancak VMAT uygulamasıyla tedavi süresi ve MU sayısı azaltılarak daha hızlı bir tedavi süreci sunarken, Helikal Tomoterapi'nin doz konformalitesinde daha efektif olduğu bulunmuştur.