Tip 2 diabetes mellitus tanılı hastalarda sodyum-glukoz kotransporter-2 (SGLT-2) inhibitörlerinin noninvaziv hepatik fibrozis skorları üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: RAYE SEVRA ÖZMEN
Danışman: Hande PEYNİRCİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: İnsülin direnci, metabolik sendrom, obezite, hipertansiyon, dislipidemi ve diyabet saptanan olgularda nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH) gözlenme olasılığı genel popülasyona göre anlamlı olarak yüksektir. Özellikle Tip 2 Diabetes Mellitus(DM) ile NAYKH arasında sıkı bir ilişki vardır. Retinopati, nöropati ve nefropati görece iyi bilinen ve çoğu diyabetik bireyde araştırılan diyabet kronik komplikasyonları olmasına karşın; klinik uygulamalarda NAYKH sıklıkla göz ardı edilmektedir. NAYKH'nın yüksek prevalansı ve ilişkili komplikasyonlar ile Tip 2 DM ve kardiyovasküler hastalıklar dahil olmak üzere komorbiditeler, sağlık hizmetleri üzerinde büyük bir yüke, artan maliyetlere, yaşam kalitesinde azalmaya ve mortalite oranlarında artışa neden olur. NAYKH olgularında fibrozis riskinin ortaya konması için geliştirilen hem noninvaziv hem de daha ucuz skorlama yöntemleri bulunmaktadır. FIB-4 (Fibrozis-4) skoru, NAFLD (nonalcoholic fatty liver disease) skoru ve APRI (AST to platelet ratio index) skoru bu skorlama yöntemlerindendir. Sodyum-glukoz kotransporter-2 (SGLT-2) inhibitörleri insülinden bağımsız etkiye sahip yeni bir antidiyabetik ajan sınıfıdır. Randomize kontrollü çalışmalardan elde edilen son bulgular, SGLT-2 inhibitörlerinin farklı görüntüleme teknikleriyle değerlendirildiği üzere yağlı karaciğer içeriğini azaltabildiğini ve Tip 2 DM''li hastalarda NAKYH'nın biyolojik belirteçlerini, özellikle serum karaciğer enzimlerini iyileştirebildiğini göstermiştir. Çalışmamızda Tip 2 DM tanılı hastalarda tedavi sürecinde başlanan SGLT-2 inhibitörünün FIB-4, APRI ve NAFLD skoru üzerine etkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışmamız tür olarak tek merkezli, retrospektif gözlemsel klinik bir çalışmadır. Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sürdürülen çalışmanın hasta örneklemini Ocak 2017- Temmuz 2022 tarihleri arasında İç Hastalıkları ile Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları polikliniğine başvurmuş Tip 2 diyabetik hastalarda tedavi sürecinde SGLT-2 inhibitörü başlanan ve en az 12 hafta kullanan hastalar oluşturdu. Hastaların cinsiyet, yaş, boy, kilo, VKİ değerleri kaydedildi. SGLT-2 inhibitörü başlamadan önce ve başladıktan 12 hafta sonra glukoz, üre, kreatinin, AST, ALT, sodyum, potasyum, albümin, lipid profili, glikozillenmiş hemoglobin(HbA1c), APRI skoru, NAFLD skoru ve FIB-4 skoru değerlendirildi. Araştırma sonucu elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 18.0 paket programı ile analiz edildi ve p değeri 0.05). Hastaların 3. aydaki kilo, VKİ, glukoz ve HbA1c değerleri başlangıca göre istatistiksel olarak anlamlı düşük saptandı (p değerleri sırasıyla; p<0.001, p<0.001, p<0.001, p<0.001). Albümin, hemoglobin ve hematokrit değerleri ise 3. ayda istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p değerleri sırasıyla; p<0,001, p=0,039, p<0,001). Sonuç: Tip 2 DM tanılı hastalarda tedaviye eklenen SGLT-2 inhibitörlerinin kilo ve glisemik kontrol üzerinde etkili olduğu gözlemlenmiştir. Noninvaziv fibrozis skorları üzerine etkisi incelendiğinde ise çalışmanın takip süresi, hasta sayısı, SGLT-2 inhibitörünün hangi alt gruba ait olduğu gibi değişkenler nedeniyle sonuçlar farklılık göstermektedir. Ayrıca dahil edilen hastaların başlangıçta NAKYH kabul edilme yöntemine (karaciğer enzim yüksekliği, USG, MR, biyopsi vb) bağlı olarak da değişiklikler gözlenmiştir. Bu nedenle, SGLT-2 inhibitörlerinin çeşitli mekanizmalarla NAKYH tedavisi üzerinde etkisi olabileceği düşünülse de mekanizmaların belirlenmesi ve bu ilaç grubunun endikasyonunun genişletilmesi için daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır