Açıklanamayan infertil hastalarda stres, anksiyete ve bilişsel esneklik düzeylerinin gebelik oranlarına etkisi nedir?


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA GÜLHANE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KÜBRA DİLŞAD SÖNMEZ ÖZGÜR

Danışman: Kazım Emre KARAŞAHİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Açıklanamayan infertil hastalarda tedavi sonucu negatif olan hastalar, yardımcı üreme tekniklerinden yararlanarak gebe olan hastalar ve spontan gebe kalan hastalarda anksiyete, depresyon ve bilişsel esneklik düzeylerinin gebelik sonuçlarına etkisi üzerine randomize kontrollü prospektif bir çalışma. GİRİŞ: 12 ay düzenli ilişkiye rağmen gebe kalınamaması durumuna infertilite denirken bu infertilitenin sebebi herhangi bir patolojiyle açıklanamıyorsa açıklanamayan infertilite tanısı gündeme gelir. Günümüzde sık rastlanan bir durum olan infertilite çoğu zaman kişilerin hayatını, ruhsal ve bedensel olarak etkilemektedir. İnfertil tanısı konulan birçok çiftin yapılan çalışmalarda depresyon ve anksiyete düzeylerinin ölüm sonrası yas tutan bir kişiyle neredeyse aynı olduğu gözlenmiştir. Bilişsel esneklik kavramı ise bir kişinin mevcut duruma farklı perspektiflerden bakma ve çeşitli çözüm yollarını değerlendirme yeteneğidir. Biz bu çalışmamızda açıklanamayan infertilite tanısı alan hastalarda ve spontan gebelik yaşayan hastalarda depresyon, aksiyete ve bilişsel esneklik düzeylerinin gebelik oranlarına etkisi olup olmadığını görmek ve bu süreçte spontan gebe kalan hastaların ve açıklanamayan infertil hastaların depresyon anksiyete eğrilerinin hangi yönlü ilerlediğini keşfetmeyi amaçlamaktayız. GEREÇ VE YÖNTEM:Tüm gruplardaki hastalara anksiyete ve depresyon düzeyini ölçmek için Beck depresyon, Beck anksiyete ve STAİ 1-2 ölçekleri uygulanmıştır. Bu ölçekler psikiyatri kliniğinde sık kullanılan ve rutin kullanımda olan ölçeklerdir. Sonrasında bilişsel esnekliği ölçmek için Wisconsin Kart Eşleme Testi (WCST), Sözel Akıcılık Testi ve İz Sürme Testi (A-B) yapılmıştır. Açıklanamayan infertil grupta tedaviye yanıt veren ve vermeyen hastaların sonuçları kontrol grubu olarak aldığımız spontan gebe kalan hastalarla karşılaştırılmıştır. BULGULAR: Çalışmamızda yardımcı üreme teknikleriyle tedavi edilen gebelerin ilk geliş ve 6. Hafta depresyon puanlarına göre 12. Hafta depresyon puanı daha düşük bulunurken anksiyete, STAI 1-2 puanlarında haftalar arasında fark saptanmadı. Kontrol grubunda ise depresyon, anksiyete, STAI 1-2 ölçeklerinde haftalar arasında fark saptanmadı. Açıklanamayan infertilitesi olan ve tedaviye yanıt alınamayan gebelerde ise tedavi sonu depresyon, anksiyete puanları ilk vizite göre daha yüksek olarak bulundu. Tüm grupların tedavi sonu depresyon, anksiyete ve STAI 1-2 puanları arasında fark saptanamadı. Tüm gruplara uygulanan Wisconsin Kart Eşleme Testinde (WCST) toplam tepki, toplam yanlış ve perseveratif yanlış sayıları arasında fark bulunamazken yardımcı üreme tekniklerine cevap veren hastalarda kategori sayısı diğer gruplara göre yüksek bulundu. Gruplar arasında sözel akıcılık A ve B puanlarına bakıldığında kontrol grubundaki gebelerin diğer iki gruptan daha düşük puana sahip olduğu görüldü. İz sürme B puanları gruplarda farklılık göstermezken açıklanamayan infertil tedavi yanıtsız hasta grubunda İz sürme A puanı diğer iki gruptan daha yüksek izlendi. Tüm hasta gruplarında bilişsel esneklik değerlendirme ölçütü olan perseveratif yanlış sayısı ile depresyon, anksiyete, STAI 1-2 puanaları arasında korelasyon bulunamadı. SONUÇ:Çalışmamızda yardımcı üreme tekniklerine yanıt veren ve spontan gebelik yaşayan gruplarda 1. trimester seyrinde depresyon, anksiyete ve STAI1-2 puanlarında artış saptanmazken açıklanamayan infertil tedaviye yanıt vermeyen hastalarda tedavi sonunda depresyon, anksiyete puanları artmış olarak bulundu. Tüm gruplarda Wisconsin Kart Eşleme Testi perseveratif yanlış, toplam yanlış ve tepki sayısı arasında fark görülmezken tedaviye yanıt veren hastalarda kategori sayısı diğer gruplardan yüksek olarak bulundu. Kategori sayısı Wisconsin Kart Eşleme Testinde ne kadar çok doğru yanıt verilirse artan bir parametredir. Dolaylı olarak bilişsel olarak iyi düzeyde olan insanlarda yüksek olarak bulunur. Bu sonuçla değerlendirecek olursak Wisconsin Kart Eşleme Testinin bilişsel esnekliği ölçme parametresinin sadece perseveratif yanlışla ölçülmemesi gerektiğini kategori sayısının da bilişsel esneklik ölçmede pozitif prediktif değerinin yüksek olduğunu düşünmekteyiz.